Hasan Pir
Risale-i Nur eserlerinin en önemli özelliği “okuma” odaklı olmasıdır. Bir hocaya, bir okula gerek duyulmadan kişinin okumasıyla istifade ettiği eserlerin seviye sıkıntısı da yoktur. Yani; bu eserlerden istifade etmenin tek şartı hiçbir diplomaya gerek kalmadan sadece okuma yazma bilmektir.
Günümüz dünyasında hızla yayılan materyalist ve seküler düşünce akımları, özellikle genç nesillerin zihin dünyasında ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Bugün bütün dünyayı kasıp kavuran, özellikle Batı dünyasını çürüten “dinsizlik” cereyanlarının etkileyemediği ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Bu zararlı akımların durmasında ülkemizdeki bütün müsbet dini STK’ların yanı sıra Kur’ân’ın hakikatlerini aklî ve mantıkî delillerle izah eden Said Nursî’nin telif ettiği Kur’an tefsiri Risale-i Nur eserleri öne çıkıyor.
Özellikle 19. yüzyılda başlayan batılılaşma cereyanlarının beraberinde getirdiği pek çok yıkıcı fikir akımı ve “izm” lere karşı, 20. Yüzyılın başından itibaren kaleme alınan Risale-i Nur eserleri, bu topraklarda güçlü bir manevî direnç oluşturmuştur. Risale-i Nur eserleri, 20. Yüzyılın başından itibaren, yani 1900’lü yılların başından bugüne kadar Türk milletinin ve özellikle gençliğin inanç dünyasında bir siper vazifesi görmüştür.
Risale-i Nur, yalnızca klasik bir tefsir değildir. O, çağımızın anlayışına hitap eden; fen, felsefe ve akıl süzgecinden geçirilmiş güçlü bir iman dersidir. Allah’ın varlığı ve birliği, ahiret, haşir, kader gibi en temel iman esaslarını, herkesin anlayabileceği bir sadelikte fakat aynı zamanda son derece derin delillerle ortaya koyar. Bu yönüyle, özellikle şüphelerin arttığı bir çağda, kalplere olduğu kadar akıllara da hitap eder.
Risale-i Nur eserlerinin en önemli özelliği “okuma” odaklı olmasıdır. Bir hocaya, bir okula gerek duyulmadan kişinin okumasıyla istifade ettiği eserlerin seviye sıkıntısı da yoktur. Yani; bu eserlerden istifade etmenin tek şartı hiçbir diplomaya gerek kalmadan sadece okuma yazma bilmektir.
Bugün bu eserlerin dünyanın dört bir yanında okunuyor olması tesadüf değildir. Risale-i Nurlar, bugün itibariyle 190 ülkede 70 dile çevrilmiş durumdadır. Bu eserleri okuyarak İslamiyet’i tanıyan ve kabul eden her yıl on binlerce insanın varlığı, onun evrensel etkisini açıkça göstermektedir.
Anne ve babalar, çocuklarını sadece maddî imkânlarla donatmakla yetinmemeli; onların manevî dünyasını da sağlam temeller üzerine inşa etmelidir. Bunun yolu ise mukaddes kitabımız Kur’an’ı ve Kur’an’ın bu asrın en önemli tefsiri olan Risale-i Nur kitaplarını önce kendilerinin okuyup anlamasından, ardından da çocuklarına okutmasından ve rehberlik etmesinden geçer. Çünkü Risale-i Nur, gençlerin zihinlerinde oluşan “Neden inanmalıyım?” sorusuna güçlü ve tatmin edici cevaplar sunar.
Bugün ülkemizde pek çok müsbet dini STK’nın ve Risale-i Nur eserlerinin katkısıyla, Anadolu’da materyalist felsefe ve dinsizlik problemi tarihin çöplüğüne atılmıştır. Bunlara iltifat eden kimse de yoktur. Allah’ı tahkikî imanla kabul eden, sağlam delillerle inancını temellendiren bir gençliğin yetişmiş olması, bu fikrî mücadelenin en önemli kazanımlarından biridir.
Unutulmamalıdır ki inanç boşluğu, başka ideolojiler tarafından hızla doldurulur. Eğer biz çocuklarımıza hakikati doğru kaynaklardan öğretmezsek, onları farklı ve zararlı akımların etkisine açık hale getiririz. Onun için okunmasını ve okutulmasını tavsiye ettiğimiz Risale-i Nur, sadece bir kitap değil; aynı zamanda bir rehber, bir koruyucu kalkandır.
Sonuç olarak, her türlü tehlikenin kol gezdiği, her türlü tehlikeye açık gençliğin yaşadığı bu çağda, Kur’ân hakikatlerini akıl ve mantıkla açıklayan bu önemli eserler, adeta bir iman kalesi vazifesi görmektedir. Hem bireysel hem de toplumsal huzurun yolu, sağlam bir inançtan geçer. Bu sağlamlığı sağlayacak en önemli kaynaklardan biri ise hiç şüphesiz Risale-i Nur’dur.
Güzel günler dileğiyle.

