Aruz Kalıplarında Hikmet Pırıltıları (15) - GÜMÜŞHANE'DEN HABER - Yerel Haber SitesiGÜMÜŞHANE'DEN HABER – Yerel Haber Sitesi

16 Temmuz 2024 / Kuruluş: 15 ŞUBAT 2012

Aruz Kalıplarında Hikmet Pırıltıları (15)

Giriş Tarihi: 12 Haziran 2024 - 13:49

Son Güncelleme: 12 Haziran 2024 - 13:49

ŞAİR ALİ ÖZDOĞAN

AŞK

Solmaz o gönül lânesinin goncası solmaz

Aşk bir keredir ey güliter başkası olmaz

Zannetme dolar ah gidenin hiç yeri dolmaz

Aşk bir keredir ey güliter başkası olmaz

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

UYUR

Ses uykuda akşam su uyur lâle uyur

Aşktan yana şaşkın şu gönül hâle uyur

Sînemde firak hıçkırarak nâle uyur

Aşktan yana şaşkın şu gönül hâle uyur

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûl

CÂNÂ

Sızısın yâreli rûhumda benim sen sızısın

Seni söyler yine mehtab ki gönül hırsızısın

Geçemem aşkını cânâ sual olmaz yazısın

Seni söyler yine mehtab ki gönül hırsızısın

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

FİRKAT

Gül mevsimi gülzâra nazar kılmadı ağlar

Firkat kavurur ah o ciğer-sûz kara bağlar

Bin dertli hezâr; çaresi yok geçse de çağlar

Firkat kavurur ah o ciğer-sûz kara bağlar

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

İZİ VAR

Gelecek, bir güle benzer ki o hârın izi var

Sevecek goncayı rûhunda hezârın izi var

Ebedîdir yaşamak leyl ü neharın izi var

Sevecek goncayı rûhunda hezârın izi var

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

CÂNÂ

Nerdesin bilmem ki cânâ pek yakın bildim seni

İftirakından harâbım sanma ben sildim seni

Söylemez ağyare sorsan lâne-i kalbim yerin

Pek derindir hasretin ah pek derindir pek derin

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

ZANNETME

Ruhumda batan gün gibi akşamla harâbım

Bin cevr ile zannetme güzel şevk ü tarâbım

Kalmaz ki benim neşve-i tâb neşve-i tâbım

Bin cevr ile zannetme güzel şevk ü tarâbım

Mefûlü mefâîlü mefeilün

BÜLBÜL

Gül mevsimi hep bûy-i vefa bekledi bülbül

Yetmez gibi bin derdine dert ekledi bülbül

Gülzâre nazâr kıldı figan eyledi yazdan

Her faslı geçer der gibi bak nağme-i sazdan

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

ACITIR

Acıtır rûhumu hançer yarasından da beter

Beni derd-nâk edecek firkate terk etme yeter

Niye sevdâlara saldın niye hasret güliter

Beni derd-nâk edecek firkate terk etme yeter

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

OKU

Oku âdem oku neymiş neye benzer ki şu can

Ne şu toprak ne semavât ne şu arzıyla semâ

Niye fıtratta hevâ var niye binbir heyecan

Onu tarif ediyor bak oku milyon ulema

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

SORULAR

Bende nem var ki benim bana tedârik gerek

Ah bedenden tene dek cana tedarik gerek

Şol şerâyinde dönen kana tedarik gerek

Bî haber başta akıl âna tedarik gerek

Hem kimim kim bana yar niye gönül yar arar

Kim acır yâre sarar bana tedarik gerek

Fâilâtün feilâtü feilâtün feúl

AĞLA

Böyle nedir bir gülücük bin cefâ

Lütfu sanır cevrini ah her defâ

Aşığı mecnûn edecek bî vefâ

Zâlime düştün a gönül zâlime

Ağla dönüp sen de benim hâlime

MÂHİTAB

Kendini leylâda görür mâhitab

Gökte süheylâda görür mâhitab

Âhımı Mevlâ da görür mâhitab!

Zalime düştün a gönül zâlime

Ağla dönüp sen de benim hâlime

Müfteilün müfteilün fâilün

KIŞ GELDİ

Gönlüm nicedir kesti de ümmîdini yazdan

Kış geldi görüp saçlarımın üstü beyazdan

Lezzet alamam rûhuma yar çaldığı sazdan

Kış geldi deyip saçlarımın üstü beyazdan

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

ALLAH DE

Bir tatlı huzur rûha gelir Cennete âit

Sormaz mı gönül ah bu niçün uysa şerâit

Bir fâni içün bunca emel bunca gam olsun

Dolsun da ömür sonra o güller gibi solsun

Gör burda ne var her biri ol cennete dâvet

Allah de gönül nefsine gel eyle adâvet

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

AŞK

Solacak bir güle benzerse de nîmet ya şu aşk

Bilirim yazgı kader hem ne ganîmet ya şu aşk

Yakıyor firkati ah misl-i kıyâmet ya şu aşk

Bilirim yazgı kader hem ne ganîmet ya şu aşk

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

BÜLBÜL

Terketmeyecek gonca-i rânâsını bülbül

Anlar gibi aşkın yüce mânâsını bülbül

Bilmez mi kader yazdı o cânâsını bülbül

Anlar gibi aşkın yüce mânâsını bülbül

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

BAHAR

Bir sisli hazan gölgesi rûhumda solarken

Gel tatlı bahar gel ne olur olsa da erken

Elbet bilirim hepsi geçer hem daha derken

Gel tatlı bahar gel ne olur olsa da erken

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

EZHAR-I BAHAR

Ezhâr-ı bahâr rûhuma yâr goncayı sunsun

Sevdalı gönül bahçede bir lahza avunsun

Ah tatlı rüyâ neşve-i tâb amma füsunsun

Sevdalı gönül bahçede bir lahza avunsun

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

YA RAB

Kayboldu kaçtı sanki ibâdetlerden huşû

Zay’eyledim hayatı olup dünyâ berduşu

Dehşet sarar mı kalbi uçar uçmaz can kuşu

Ya Rab nedâmetiyle pîr ü pâk et bî-huşu

Mefûlü fâilâtü mefâîlün fâilün

GÖNÜL

Saklar mı acep aşkını dildâre sorarsın

Ey gamlı gönül her şeyi sen hayra yorarsın

Bilmem ki neden hep bi karar hep bi kararsın

Ey gamlı gönül herseyi sen hayra yararsın

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

HEY

Ümmîdi nedir firkate dûçâr olanın hey

Hey nazlı gönül söyle şu nâçâr olanın hey

Leylâ diyerek derde giriftar olanın hey

Hey nazlı gönül söyle şu nâçâr olanın hey

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

ÇİLE

Şu gurub eyleyecek gün bile gelmiş’se dile

Çile hercâi gönül hepsi biter hepsi çile

Küsecek bahtına bülbül bile suskun ya güle

Çile hercâi gönül hepsi biter hepsi çile

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

BİLMEZ Mİ?

Duydum ki visal şâd edecek rûhumu dermiş

Bilmez mi o yar ömrümüzün âhiri ermiş

Firkatle yanan gönlüme sevdâ suyu vermiş

Bilmez mi o yar ömrümüzün âhiri ermiş

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

YETİŞİR…

Yetişir gamlı gönül ben yine derd-nâk olamam

Koşamam yar peşi firkat ile sûz-nak olaman

Kaderim sanki benim ah’la ferah-nak olamam

Koşamam yar peşi firkat ile sûz-nak olamam

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

HİSS-İ BEDİ

Vallahi kader der severim aşka beis yok

Bir firkati var nârı yakar başka yeis yok

Zannetme biter kalbe koyan bil ebedîdir

Sönmez o gönüllerde olan hiss-i bedîdir

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feúlün

SENİN

Kaç bahardır kıştasın yazın yok mudur senin

Hüzne düşmüş gül misâl nazın yok mudur senin

Bülbül-i şeydâ nedir sazın yok mudur senin

Hüzne düşmüş gül misal nazın yok mudur senin

Fâilâtün fâilâtü müs tef’ilün feûl

CEVAP BULDU

Bir gizli sual rûhuma sen sanki ezelden

Vallahi cevap buldu gönül sevdi tezelden

Geçmez geçemez aşka düşen bil ki güzelden

Vallahi cevap buldu gönül sevdi tezelden

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

DUR DİYEMEM

Sormadı hiç hâlimi görmeyip melâlimi

Ol bi vefa bilmedi aşka ihtimâlimi

Ah edemem kalbimi dağlayıp firâkla ben

Dur diyemem gönlüme yaptı ihtilâlini

Müfteilün müfteilün mefâilün feul

EY CEFAKAR

Titretir hâla derûnum hâtıran cânâ benim

Geçse aylar geçse yıllar bendesin hep bende’nim

Ey cefâkar bî vefâ zâlim senin derd-mendenim

Geçse aylar geçse yıllar bendesin hep bende’nim

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

ÜMİD

Ümmîdi yâreye sür şifâyab eyle gönül

Vallâhi nîmetidür sevip yâd eyle gönül

Derd içre geçse ömür serâb âb eyle gönül

Vallâhi nîmetidür sevip yâd eyle gönül

Mefûlü müfteilün feûlün müfteilün

İLÂHİ

Nefs-i rezile hazır elimde taşlar benim

Hû dedi döndü dilim zikirle başlar benim

Sanki elimde midir gözümde yaşlar benim

Hû dedi döndü dilim zikirle başlar benim

Müfteilün feilün mefâilün fâilün

ÜMMİD-İ SERAP

Sevmiş gibi ümmîd-i serâbınla harâb et

Hem dâre düşür sekr-i şarabınla tarâb et

Aldanmayacak yanmayacak bil ki gönül hey

Bul başka gönül sonra azâbınla turâb et

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

KABİR

Kabir hesap makâmı sormadı kim atandı

Utanmadan parayla dosta makam satandı

Şu milletin malıyla Rabb’ini yok mu sandı

İnanmıyordu amma şimdi yanıp inandı

Mefâilün mefâilün mutefâilün fa

AŞKI BULANLAR

Zannetme yanar, kalbe bakar aşkı bulanlar

Ateşlere pervane misal rûhu salanlar

Ahvallere bak gör a gönül kimde yalanlar

Aşk anlayamaz fâni beden tende kalanlar

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

CÂNÂ

Senin kûyin ki bargâhım nazargâhım nicedir

Ferâhım yok ki şu âhım şu eyvâhım nicedir

Aman cânâ seni sevdim sabâhım yok nicedir

İnan mecnûna cevirdin inan mâhım nicedir

Mefâîlün feilâtün mefâîlün feilün

AŞKIN DUASI

Gel yanma gönül bil ki ümîd aşka duadır

Zannetme o kalp sâhibi feryâdını duymaz

Güllerde niyaz bülbüle bambaşka duâdır

Sevdâlısının nağme-i saz yâdını duymaz

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

NAZLI PERİ

Bir darb-ı meselmiş gibi nâzikçe hitâbı

Ah nazlı peri şen gecenin hoş mehitâbı

Eyler mi acep dîl-i perîşana itâbı

Ah nazlı peri şen gecenin hoş mehitâbı

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

MUHAMMED MUSTAFA (a.s.v.)

Darb-ı kalbin hû diyor duy sen de dur bak bir defâ

Bin cefâ hem ayrı kalmak Hakk’ı zikretmek safâ

Hüsn-i mîsaldür bizim’çün şol Muhammed Mustafa

Bin cefâ hem ayrı kalmak Hakk’ı zikretmek safâ

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

SÂKİ

Sunma sâkî sunma fânî, gör şu dünyâ lezzeti

Mest ü sermest eylemiş kim, zâyidür kul izzeti

İmtihandur tez geçer ah, kâm alur hüşyar olan

Hakk yolundan zerre taviz, vermez Hakk’a yâr olan

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

SİNE CÂK OLMUŞ

Sîne-çâk olmuş firâkından derindir yâresi

Ah yeter gel gel a cânâ rûhumun mehpâresi

Hasretinden reng-i rûyim bembeyaz yok çâresi

Ah yeter gel gel a cânâ rûhumun mehpâresi

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

CÂNÂ

Pür ümîdim sanki firkat içre vuslat var yakın

Kış geçer susmaz ki bülbül der baharlar var bakın

Kesme cânâ kesme ümmîd rahmet-i Hak var sakın

Kış geçer susmaz ki bülbül der baharlar yar bakın

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

KALMAK NAÇAR

Gün gelür sevdâlı gözler gün gelür âteş saçar

Bir perîşan hal şu sevmek âşk’içün kalmak naçar

Dîlfigâr eyler yakar hem gitme der kalbin açar

Bir perîşan hal şu sevmek âşk’içün kalmak naçar

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

BEKAYA MAİLEM

Ey gönül geçmem diyorsun lezzetin bin bir elem

Ehl-i aşk der firkatinden iftirâkından çilem

Sevme n’olur sevme fânî nerdedür leylâ hani

Gel ferâgat eyle artık ben bekâyâ mâilem

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

BÂD-I SABA

Es bâd-ı sabâ rûhuma es tâze bahar kıl

Çöz zifr-i siyeh leylimi çöz ânı nehâr kıl

Ak gördü gönül mevsim-i kış saçlara düşmüş

Ümmîdi getir yâreli şol sîneme yar kıl

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

BIRAKMA

Suz-nâk ediyor hâlimi gör vâde-i vuslat

Gel cânımı sen nâz ü tegâfül ile yakma

Sevmezse gönül derde salıp rûhumu sızlat

Bîmar-ı muhabbet diye ağyâre bırakma

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

ESİR-İ AŞKINIM

Dilfigar eyler firâkın gel gülistânım benim

Ben esîr-i aşkınım sen say ki sultânım benim

Ağlatır ağyârı cânâ duy şu efgânım benim

Ben esîr-i aşkınım sen say ki sultânım benim

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

SÖYLE

Bir ferahnâk bestesin rûhumda aşktan çağlayan

Ey sitemger söyle kimdir kim şu kalbim bağlayan

Vuslatından bî ümîd olmaz inan aslâ gönül

Yakma cânâ firkatindir sanki kalbim dağlayan

Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

CÂNÂ

Gel temâşâ eyle cânâ bir defâ hâlim benim

Ah şifâyab olsa n’olur dertlerim zâlim benim

Vuslatından neş’e bulmak sanki ihlâlim benim

Ah şifâyab olsa n’olur dertlerim zâlim benim

Fâilâtün fâilatün fâilatün fâilün

KANATIR AŞK

Bilirim firkati cânâ bana vuslat ne gerek

Yandı kül oldu ya Mecnun nice Leylâ diyerek

Kanatır aşk kanatır ah yaradır bunca yürek

Yandı kül oldu ya Mecnun nice Leylâ diyerek

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

SENİ SÖYLER

Dil susarken seni söyler seni her dem yüreğim

Yakamozlar ve o mehtâba çekerken küreğim

Açılır kalb-i derûnum ederim sırrımı faş

Nicedir aşkını saklar basamam bağrıma taş

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

SANMA HARAMDIR

Geç geldi bahar yanma hezâr ah bu ne gamdır

Ol gonca-i rânâ da açar sanma haramdır

Vallâhi kader kudrete râm kudrete râmdır

Ol gonca-i rânâ da açar sanma haramdır

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

NİMET-İ AŞK

Edemem hâlimi şekvâ cevrini her dem çekerim

Ne derim ey bi vefâ ben nimet-i aşksın ne derim

A benim tâc-ı serim gel ah a benim tâc-ı serim

Ne derim ey bi vefâ ben nîmet-i aşktır ne derim

Feilâtün feilâtün müfteilün müfteilün

YARE-İ DİL

Ne derin yâre imiş geçmedi yâre-i dil

Bi vefâ sevdiceğim gel şu dü çeşmimi sil

Naza düşkün olanın âhiri pek kötü bil

Bi vefâ sevdiceğim gel şu dü çeşmimi sil

Feilün müfteilün müfteilün feilün

SORAMAM

Yine ummanlara dalmış yine derdnâk mı acep

Soramam hâli ne cânânı ferahnâk mı acep

Beklenen nağme-i sevdâ yine sûz-nâk mı acep

Soramam hâli ne cânânı ferahnâk mı acep

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

image_print

HABERLER