Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Niyazi KARABULUT
YAZARIN TÜM YAZILARI

Dedenin Ücreti

Niyazi Karabulut

Bir hikâye vardır: Lokantanın birisi kapıya şöyle yazmış. İstediğiniz kadar yiyin ücretinizi torununuz ödesin. Bunu gören bir vatandaş heyecanla içeri dalmış, karnını bir güzel doyurmuş. Nasıl olsa ücret ödemeyecek. Torununu kim nerden bulacak. Tam çıkacağı sırada önüne hatırı sayılır bir hesap getirilmiş. Ücreti torunum ödeyecek diye yazmışsınız diye yazıyı gösterecek olmuş. Kasada duran efendim demiş bu sizin yediğiniz yemeğin hesabı değil; dedenizin yediği yemeğin hesabı.

Batılı ülkelerin sicili sömürgecilik konusunda oldukça bozuk. Silah satmak, petrole çökmek, yeraltı ve yer üstü zenginliklerini talan ederek kendileri konforlu bir hayata yaşarken Afrika ve İslam coğrafyasını sömürmeleri öyle gizli bir durum değil. Kendileri dışındaki ülkelerde kargaşa çıkararak silah satıp zenginliklerine zenginlik katmanın peşindeler. Kan dökülüyormuş, insanlar ölüyormuş hiç umurlarında değil. Bunu yaparken eskiden demokrasi diye bir paravanın arkasına sığınıyorlardı şimdi buna bile gerek duymuyorlar.

Trump’ın son zamanlardaki çıkışları aklıma yukarıda anlattığım hikâyeyi getirdi. Biz biliyoruz ki zulüm asla devam edemez. Zulmün zevali artmasıyladır. Şöyle bir söz okumuştum: Her şey incelince zulüm kalınlaşınca kopar. İnsani vicdanın kabul edemeyeceği zulümleri artık batılı ülkelerde yaşayan insanlar da kabul etmiyor. Bu sebeple bu ülkelerde yönetimlere karşı kendi vatandaşları eylem yapıyor. Son zamanlarda Gazze için Amerika Birleşik devletlerinde, Avrupa ülkelerinde yapılan gösteriler bunun göstergesi. Maalesef uluslararası kurum ve kuruluşlar da bu konuda yeterli tepkiyi gösteremiyor. Çünkü bu tür kuruluşların birkaç devletin güdümünde olduğunu biliyoruz.

Trump, Filistinlileri vatanlarından sürgün ederek Filistin topraklarını İsrail terör devletine peşkeş çekmek istiyor. Bunun için deli saçması diye kâle alınmayacak sözler söylüyor. Hak, hukuk gibi değerleri ayaklar altında çiğniyor, uluslararası normları hiçe sayıyor. İsrail’in jandarmalığını yapıyor. Kendisini iktidara taşıyan Siyonist lobinin isteklerine boyun eğiyor. Onların istediği şeyleri söylüyor. Güç bende istediğimi yaparım havasında.

İslam dünyasında bu tür olaylar yeni değil. Moğol istilası, haçlı saldırıları (bilinçli olarak sefer demiyorum) İslam dünyasında bir yıkıma sebep oldular ama sonuçta İslam galip geldi. Daha yakın tarihten örnek verelim. Rusya ve ABD Afganistan’da yenilgiye uğradı. Pılısını pırtısını toplayıp gittiler. Kore’deki durumu aktarmıyorum bile. Son olarak Suriye’de yenildiler. Şimdi ise Suriye halkının şanlı devrimini çalmanın peşindeler. Değişik yollarla kargaşa çıkarmanın peşindeler.

Sonuçta tarihi tecrübeler gösteriyor ki burada da yenilecekler. Kendilerinin Ortadoğu dediği İslam coğrafyasında boğulacaklar. Aldıkları mazlumların ahı yüzünden belki yakın gelecekte Amerika Birleşik Devletleri darmadağın olacak. Biz insanlar aceleci yaratılmışız her şeyin bir anda olmasını istiyoruz. Hâlbuki bir atasözünde derki: Alma mazlumun ahını çıkar aheste, aheste.

Üniversite yıllarında Sezai Karakoç’un bir yazısında okumuştum, özetle şöyle diyordu: Türk Unsurların Moskova’ya doğru yürüdüklerini ve bir bir bağımsızlıklarını kazandıklarını görüyorum. O dönemin güçlü SSCB’si için muhal gördüğüm bu durumu içimden üstad hayal görüyor diye geçirmiştim. Aradan çok zaman geçmeden üstadın ön görüsü mü diyelim, kerameti mi diyelim, basireti mi diyelim gerçekleşti. Türki cumhuriyetler bağımsızlıklarını kazandı.

Suriye’de yaşanan gelişmelerden sonra İslam dünyası yeni yapılanmalara gebe. Bir takım yöneticilerin tedirginliğini yaptıkları son faaliyetlerden anlıyoruz. Sadece İslam dünyası değil bütün dünya yeni değişimlere gebe. Bekleyelim görelim Dedelerin yaptığı bu aşağılık davranışların, sömürülerin, akıtılan kanların, akan gözyaşlarının, fitne hareketlerinin hesabını bir gün birileri verecek. Bakalım hangi toruna denk gelecek bu hesap verme işi. Buna samimiyetle inanıyor ve bekliyorum.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER