Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 24 Şubat 2026 Salı günü TBMM Grup Toplantısında yapmış olduğu konuşmanın önemli bir bölümünü Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara gönderdiği Ramazan etkinlikleri genelgesine ayırdı.
Devlet Bahçeli tarihi konuşmasında şunları belirtti:
“Ramazan ayı dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikasıdır.
Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır.
Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır.
Her dönemde bundan rahatsızlık duyan köksüzler vardır ve olacaktır.
Fakat bir türlü anlamadığımız, anlayamadığımız açmaz da esasen şudur:
Manevi erimenin ve ahlaki erozyonun küresel salgın halini aldığı, her cepheden tehditler savurduğu bugünkü dünyanın alacakaranlık tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi?
Onları Müslüman Türk milletinin haslet ve hususiyetleriyle teçhiz etmeyelim mi?
Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı?
Ne yapsaydık, akışa mı bıraksaydık?
Ne yapsaydık, üç maymunu mu oynasaydık?
Ölen öldü, kaybolan kayboldu, tükenen tükendi, elden ne gelir, kalanlar bizim mi deseydik?
İffet ve itibarlı bir masumiyet yeryüzünde en nadir bulunan ve bulunacak olan mücevherdir.
Zaman ve mekan sıkışmasıyla fazilet ve fikir zedelenmesi yaşayan çevrelere bunu anlatmak veya kabullendirmek işin doğrusunu isterseniz pek müşküldür.
Çünkü onların dilleri mühürlüdür, dilekleri mühürlüdür, dimağları mühürlüdür, hepsi bir yana kalpleri mühürlüdür.
Bizim her evladımız, her çocuğumuz istikbalin henüz sadırdan satıra dökülmemiş mesajı, müteyakkız iradesidir.
Bu bahsi neden açtığımı, bu kadar açıklamayı niçin yaptığımı, sabırlarınıza sığınarak elbette izah edeceğim.
Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat 2026 tarihinde; “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu bir genelge yayımlamıştır.
Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır.
Takdir ve tebrik ediyoruz.
Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen “Kabe’de Hacılar hu der Allah” isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezkûr genelgesinde özetle;
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’inci maddesine atıfla Türk milli eğitimin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir.
Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir?
Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur:
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır.
Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır.
Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından içselleştirilerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır.
Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir.
Be hey kifayetsiz muhterisler, Allah var.
Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar.
Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yana yana, üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler, edemezler.
Diyorlar ki, laikliği savunmak suç değildir.
Diyorlar ki, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz.
Diyorlar ki, karanlığa teslim olmayacağız.
Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış.
Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz.
Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız.”
Kaynak: Milliyetçi Hareket Partisi – 24.02.20206
Kaynak Link: https://www.mhp.org.tr/htmldocs/genel_baskan/konusma/5531/index.html

