Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya

Eğitimci ve Yazar Yusuf Sadık’tan Yöneticilere Önemli Serzeniş

      HALK GÖZ ARDI EDİLİYOR, BU ÖZENSİZLİK  KABUL EDİLEMEZ… YUSUF

      HALK GÖZ ARDI EDİLİYOR, BU ÖZENSİZLİK  KABUL EDİLEMEZ…

“Bir şehir kendisine emek veren insanlarla büyür”  özlü sözü hiçe sayılıyor!

Geçtiğimiz 19. Mayıs.2026 Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda, bir İstiklal Gazisi evladı olarak, 88 yaşımın getirdiği tüm yorgunlukları bir kenara itip, Bayramın o kutsal neşesini göğsümde hissetmek adına allanıp pullanıp gösteri salonuna gittim. Ancak ne acıdır ki; ömrünü bu memleketin eğitimine, ticaretine, kültürüne ve sporuna adamış bir çınara reva görülen muamele, bu şehrin hafıza odalarının nasıl boşaltıldığının acı bir vesikası oldu.

Bir şehir, sadece taştan binalardan, asfalt dökülmüş yollardan ya da resmi makam odalarından ibaret değildir.

Bir şehir, kendisine emek veren, ömrünü onun kalkınmasına vakfeden insanlarıyla büyür, kimlik kazanır ve nefes alır. Ne yazık ki Gümüşhane’mizde bugün, bu köklü gerçeğin tamamen hiçe sayıldığına, halkın ve şehrin gerçek değerlerinin göz ardı edildiğine üzülerek şahit oluyoruz. Teşrifat kapılarında öyle bir sığ anlayış peydahlandı ki, sanki resmi bir unvanınız yoksa bu topraklara verdiğiniz kırk yıllık emeğin hiçbir hükmü kalmıyor.

Bendeniz, geçmişte bu şehirde tam 10 yıl boyunca Gençlik ve Spor Müdürü olarak görev yaptım. Teşrifatın, Devlet terbiyesinin ve protokol kurallarının ne olduğunu; hangi değerin nerede ağırlanması gerektiğini çok iyi bilirim. Devlet geleneğinde aktif görevdeki müdür nereye oturuyorsa, o göreve yıllarca emek vermiş, şehre iz bırakmış eski müdürlerin de en azından onun yanında ya da onore edileceği bir mevkide ağırlanması esas kuraldır.

Fakat o gün bayram salonunda, teşrifat sorumluları tarafından adeta bir kalabalık gibi görülerek en arka sıralarda bir yer işaret edildi.

“Bir şehirde akil insanlar, sanatçılar, yazarlar, sporcular ve bilge kişiler teşrifatta hak ettikleri yeri alamıyorsa; o şehir ilerleyemez, sadece bezirganların konakladığı ruhsuz bir durak olur!”

Bu hoyratlık sadece şahsıma yapılmış bir haksızlık değildir; bu, Gümüşhane’nin kendi hafızasına, geçmişine ve sivil dinamiklerine sırt dönmesidir. Biz illa da bir daire müdürü unvanıyla mı koltuk sahibi olacağız? Sanki işgal altında bir ülkede yaşıyormuşuz gibi. Sadece resmi üniforma ve koltuk sahiplerinin muteber sayıldığı, sivil aklın ve memleket eşrafının ötelenip dışlandığı bir protokol anlayışı kabul edilemez. Bir yanda ömrünü bu topraklara adamış 88 yaşında bir eğitimci arkaya itilirken, diğer yanda ön sıraları işgal eden bazı mukaddesat bilmezlerin telefonlarıyla meşgul olup maç izlediklerini bayram coşkusuyla zerre ilgilenmediklerini bir gazeteci refleksiyle fotoğrafladım.

İşte devlet ciddiyeti ile protokol işgalciliği arasındaki o acı tezat tam olarak buydu.

Şimdi kalkıp ;”Nerede o eski bayramlar ”diye hayıflanacaksınız. Biliyorum. Eski bayramlar, insana ve emeğe değer verilen o zarif günlerde kaldı. Bugün Gümüşhane’nin nüfusu 140 bin sınırına sıkışıp kalmışsa ve bu Şehir sürekli dışarıya göç veriyorsa, bunun temel sebebi işte bu itibarsızlaştırma ve vefasızlık politikasıdır. Değerlerini el üstünde tutmayan, çınarlarını göremeyen, sivil aklını dışlayan bir kent yapayalnız kalmaya mahkûmdur. Eskilerin çok yerinde bir sözü vardır: “kendileri çaldı kendileri oynadı.” Şeklinde. Bugün salonlarda yapılan tam olarak budur. Bir kaç memurun, kendi arasında resmiyet duvarları örüp halkı ve şehrin akil insanlarını dışarıda bıraktığı bir yapı, sade yerinde sayar.

Amacımız Devletimizin makamlarını yıpratmak ya da yetkililerimizi ezmek kesinlikle değildir. Başta Sayın Valimiz, Belediye Başkanımız ve kurum amirlerimiz olmak üzere herkesin yoğun bir iş yükü altında olduğunu biliyor, işlerine olan saygımızdan ötürü sitemimizin dozunu terbiye sınırları içinde tutuyoruz. Ancak yetkililerimizin, etraflarına örülen bu teşrifat duvarlarını yıkması ve şehrin gerçek değerlerine sahip çıkması şarttır.

Bu memlekete ilkleri kazandırmış; Ticaret Lisesi’nin, Meslek Yüksekokulu’nun kurucu müdürlüğünü üstlenmiş, yerel basında kalemiyle geceyi gündüze katmış, STK’larda ömrünü tüketmiş bir Yusuf Sadık daha yok. Varsa ne ala, başımızın üstüne koysunlar! Eğer bir şehirde bu özelliklere sahip insanlar öteleniyorsa, o şehir sadece bezirgânların konakladığı ruhsuz bir durak olur.

Vurgumuz nettir: Şehir, kendisine emek verenlerin özel günlerde aranıp sorulması, önere edilmesi ve o meclislerin başköşesinde ağırlanmasıyla büyür. Bu vefa gösterilmediği müddetçe, ne bayramların tadı kalır ne de bu şehrin geleceği inşa edilebilir. Umuyor ve temenni ediyorum ki, bu haklı serzenişimiz kulaklarda küpe olur ve bir daha hiçbir değerimiz kendi evinde sığıntı muamelesi görmez.

Not:” Bu yazı, Gümüşhane’nin yetiştirdiği köklü değerlere karşı yapılması gereken teşrifat nezaketini hatırlatmak ve gelecekte daha kucaklayıcı, sivil ve halkla bütünleşmiş bayram programlarının icrasına katkı sunmak amacıyla kaleme alınmıştır.”