Emanet Şuuru

Mustafa Akdemir Bir annenin polise “ne olur oğlumu hapisten çıkarmayın, içeride kalsın” diye yalvardığına şahit oldum. Hâlbuki hanımefendi oğlu dünyaya geldiğinde, (sağlıklı) bir evladı olduğu için ne kadar mutlu olup Allah’a şükretmiştir. Bundan başka “seni doğuracağıma taş doğuraydım”, “ölsen de kurtulsam” vb nice serzenişler, beddualar işitmişsinizdir. Özellikle günümüzde çocukların ailesine ve çevresine verdikleri öldürmeye varan […]

Mustafa Akdemir

Bir annenin polise “ne olur oğlumu hapisten çıkarmayın, içeride kalsın” diye yalvardığına şahit oldum. Hâlbuki hanımefendi oğlu dünyaya geldiğinde, (sağlıklı) bir evladı olduğu için ne kadar mutlu olup Allah’a şükretmiştir. Bundan başka “seni doğuracağıma taş doğuraydım”, “ölsen de kurtulsam” vb nice serzenişler, beddualar işitmişsinizdir. Özellikle günümüzde çocukların ailesine ve çevresine verdikleri öldürmeye varan zararlar, bize emanet olarak verilen çocuklarımızı yetiştirme noktasında çok ciddi problemlerimiz olduğunu göstermektedir.

Ama şunu sanırım hiç duymamışsınızdır; “keşke gözlerim olmayaydı”, “keşke dilim olmayaydı”, “keşke aklım olmayaydı”. Bunları belki dünyada değil ama ahirette duyacağız.

Allah (cc) Tevbe suresinin 111. Ayetinde “ Allah mü’minlerden, kendilerine vereceği cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır” buyurmaktadır.

Dikkat edin lütfen, “satın almak istemektedir veya satın alacaktır” denilmemiş. Satın almış. Yani iş bitmiş. Şöyle düşünün bir eşyanızı satıyorsunuz ve bir müşteri parasını peşin ödeyip satın alıyor ancak birkaç gün sonra gelip alacağını söylüyor. İşte o saatten sonra o eşya artık sizin malınız değil size emanettir. Sahibi gelip alana kadar ona gözünüz gibi bakmanız, korumanız icap etmektedir.

Biz de Allah’a (cc) malımızı ve canımızı sattığımıza göre artık biz nasıl istersek öyle değil O nasıl isterse o şekilde davranmak ve yaşamak zorundayız. Zira malımız ve canımız artık bizim değil bizim uhdemize bırakılmış emanettir. Emanete iyi bakmazsak hem ondan güzelce istifade etmekten ve gelen karlardan mahrum kalacağız hem de ahirette emanete hıyanet etmenin cezasını çekeceğiz.

Allah (cc) rahmetinden kendi yarattığı ve bize hediye olarak verdiği malımızı ve canımızı cennet gibi büyük bir fiyat karşılığında bizden satın alıyor. Hiç vermeyebilirdi veyahut karşılığında cenneti vermeden bizden alabilirdi. Ama o rahmetinden ve bize cenneti ikram etmek istemesinden ötürü imtihan sırrı gereği bizden bu şekilde satın alıyor.

Allah’a (cc) satmak ise onun askeri olup onun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak demektir. Buna uyduğumuz zaman O’nun verdiği malımızla, göz, kulak, dil, akıl gibi azalarımızla kazanacağımız bütün hayır ve hasenat bizim defterimize yazılıyor. Hâlbuki mülk onun, iyiliği isteyen ve yaratan da O’dur ve bütün sevap da O’nundur. Biz sadece iyilik ve kötülük arasında tercihimizi iyiden yana kullandığımız için Allah (cc) o amelden hâsıl olan sevabı rahmetiyle bize yazıyor.

Ama kötülük ve günahlarımızda; isteyen nefis, tercih eden insan olduğu için (yaratan yine Allah’tır) tüm günah insana yazılır. Ve hayatını bu şekilde geçiren bir insan bu yaptıklarıyla cehennemi hak eder. İşte hesap gününde bu sonunu gören insan “keşke toprak olsaydım” der. (Nebe suresi 40. Ayet). Bakın, hayvan veya bitki olsaydım demiyor direk toprak olsaydım diyor, yani yaptıklarına öylesine pişman olur ki tamamen cansız olsaydım da bunları yap(a)masaydım der.

İşte insan kendisine emanet verilen gözle, kulakla, akılla vs tüm azalarıyla kendini cehenneme götürürse; Ora da keşke gözüm olmayaydı, kulağım olmayaydı, dilim olmayaydı ve hatta hiç canlı olmayaydım “toprak olaydım” der ama iş işten geçmiştir.

Öyleyse henüz vakit varken bize hediye olarak verilen ve cennet karşılığında Allah’a (cc) sattığımız malımızın, evladımızın, bedenimizin “bizim malımız olduğu ve onlarla ne istersek yaparız” gafletinden uyanıp; onların bizde emanet olduğu şuuru ile davranarak, hem dünyada bu nimetlerin tadını çıkarmalıyız hem de onlarla cennete layık bir hal almaya çalışmalıyız. Yoksa bu güzel nimetler hem dünya da hem ahirette başımıza bela olacaklar.

Unutmayalım emanete sahip çıkmak bir tercih değil, zorunluluktur.

Ve son pişmanlık fayda vermez.


Exit mobile version