S. Vedat Karaarslan Arkeolog- Elektronik Müh. (MSc.)
Birinci Dünya Savaşı’nda Gümüşhane’nin işgal yıllarında adı Germürü olan şimdiki Aksöğüt Köyü’ne Ruslar küçük uçakların inip kalkabildiği bir havaalanı yapmışlardı. Bir Rus tayyaresi yanlışlıkla Alucra’da düz bir araziye inerken Vecihi Hürkus bu tayyareyi teslim alarak Gümüşhane-Kelkit-Erzincan mıntıkasında uçuşlar yapmıştı. Rusların Erzincan’da olan tayyare karargâhının diğeri ise bir ova köyü olan Aksöğüt’te idi.[1]
Gümüşhane’nin tayyarelerin dünya savaş alanlarında ilk kulllanım yıllarına rastgelen bu ilk imtihanından sonra günümüzde adının ne olacağı sosyal medyada tartışıla dursun adının ‘Dede Korkut Havalimanı’ olması da önerilen Gümüşhane- Bayburt Havalimanı olarak bilinen ancak T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı internet sitesi ve resmi kaynaklarda Bayburt- Gümüşhane Havalimanı olarak adı yazılan bir havaalanı ya da limanının yapımı için aranılacak hususların başında sadece ekonomik olması değil aynı zamanda devletin her coğrafyaya en kısa sürede güvenli bir şekilde erişebilir olma stratejisi altında demiryolu, denizyolu ve nihayet karayolu gibi kombine taşımacılık denilen ve lojistik bağlantılarının olması ile de önem kazanacağı anlaşılıyor.
Şüphesiz ki uzun vadede uygulanacak bölgesel stratejilere bağlı bir politik yaklaşım kısa dönemde yatırımın kâra dönüşümü önünde en büyük engel olarak görülüyor olsa da Gümüşhane’nin Köse ilçesine bağlı adı Posus olan Salyazı bölgesinde inşa edilmekte olan 3000 metre uzunluğundaki havalimanı pistine hangi sıklıkta uçakların inip kalkabileceği gelecekteki yolcu trafiği ile ilgili bir husustur.
HEĞNİ (BAYRAMPAŞA) GÖZETLEME KULESİ
Osmanlı xvı. yüzyıl kayıtlarında Posus, Cumhuriyetin ilanından sonra 1950 yılına kadat Pasus olarak bilinen Salyazı’da surları tahrip olmuş Köse-Bayburt yolunun Salyazı’dan itibaren güney yönüne ayrılan yol üzerinde çevreye hakim bir kaya üzerinde kitabesi bulunmayan bir gözetleme kulesi olarak kullanıldığı anlaşılan Heğni Kalesi (Bayrampaşa) kalıntıları bulunmaktadır. Vadileri yukarıdan görebilme, yaklaşan grupları erken fark etme, işaret ateşi veya dumanla haberleşme, doğal kaya savunmasından yararlanma amacıyla inşa edildiği anlaşılan bu kulenin, Bayburt havzasından Köse-Kelkit bölgesine geçişleri kontrol amacıyla kullanıldığı anlaşılıyor. Etimolojik yönden hiçbir dilin kökeninde olmayan ancak yerel söylemle söyleniş şekliyle Heğni gözetleme kulesi Bayburt yönünden gelebilecek kervanları, Salyazı geçidine hakim bir tepede Köse yönüne doğru inişlere tam manasıyla kontrol eden bir tepede bulunur.
Stratejik bu coğrafya bize 1980 li yıllarda Karadeniz’in önemli limanlarına uğradıktan sonra her Cuma akşamı Trabzon Limanı’na gelerek buradan Artvin’in Hopa ilçesi limanına giden ve sonrasında bir yangına da maruz kalan Ege adlı vapuru hatırlattı. Bu vapuru az sayıdaki yolcunun gemiyi Cuma günü bekleyerek karayolu zorluklarla dolu Artvin’in Hopa ilçesine denizyolu ile gittiklerine şahit olurduk. Atatürk, 1930 yılında bu vapur ile değil ancak aynı Ege adlı bir gemi ile Trabzon’a gelmişti.
Teknik açıdan bakacak olursak bir havalimanında:
Bir uçağın uzun ve kısa menzilinin tespiti amacıyla kullanılan Birincil Gözetim Radarı PSR ve bununla birlikte uçağın kimliği ve yüksekliğini ölçen İkinci Gözetim Radarı SSR, havadaki uçağın GPS gibi konumlandırma bilgilerinin alındığı ADS-B, pist başına konulan vericiler yardımıyla uçağın inişini kolaylaştıran ILS, uçakların yer istasyonlarıyla iletişim kurarak yönlerini ve konumlarını hassas bir şekilde belirlemelerini sağlayan uluslararası bir radyo navigasyon sistemi olan VOR, uçağın yerdeki bir istasyona olan eğik menzil uzaklığını (slant range) ölçen ve pilotlara yön bulmada hayati destek sağlayan bir radyo seyrüsefer cihazı olan DME ve pilotun operasyonel kararlar almasını sağlayan NDB cihazları ile teçhiz edileceğini anladığımız Gümüşhane ili sınırları içinde inşaatı halen devam eden havalimanının yapılan açıklamalar kapsamında bu yıl sonunda hizmete verileceği anlaşılmaktadır.
Şüphesiz ki bir havalimanının işlerliği onun yolcu ve kargo taşıma kapasitesi ile doğru orantılı olmakla birlikte 2 milyon/yıl olarak öngörülen yolcu istatistiklerine göre daha çok yerleşik halkın değil bu coğrafya dışında ikamet eden kökenleri bu coğrafyaya bağlı insanların ve eğer yerel yollar, turizme açılma hedefi ile gerekli restorasyonlar yapılırsa (ki ne zaman) tarihsel ve arkeolojik sit alanları çalışmaları ile yerli ve yabancı turizm hareketleri ile yoğun bir yolcu trafiğinin oluşturulabileceği anlaşılmaktadır.
Gümüşhane orijinli karayolu yolcu trafiğinin büyük oranda İstanbul’a doğru olduğu hâlihazırda havayolunu kullanmak isteyen yolcuların da büyük bir çoğunluğunun Trabzon, Erzurum ve Erzincan Havalimanlarını kullanmakta oldukları bilinen bir husustur. Salyazı bölgesine inşa edilmekte olan havalimanının Gümüşhane’ye 58 Km, Bayburt‘a 46 Km uzaklıkta olduğu alternatif olarak rekabet edeceği havalimanı olan illerin başında olan Trabzon’a 150 Km, Erzurum’a 138 Km ve Erzincan’a ise 110 Km uzaklıktadır.
Gümüşhane- Köse arası 45 Km, Köse ile inşası devam etmekte olan havalimanı arası ise 13 Km olduğuna göre Gümüşhane bu havalimanına 58 Km lik bir mesafeye sahiptir.
Bu verilere göre halen adı konul(a)mayan Salyazı bölgesinde inşa edilmekte olan havalimanı Gümüşhane il merkezinden kullanacak bir yolcunun otomobil ile gideceği mesafenin 58 Km olacağı ve bu mesafenin otomobil ile 51 dakika sürebileceği anlaşılmaktadır. Aynı yolcu kendisine 94 Km uzaklıkta olan kendisine en yakın Trabzon Havalimanına ise 70 dakikada ulaşabilmektedir.
Demek ki Gümüşhane Merkezli bir yolcunun yeni yapılmakta olan inşasının başlama tarihi 13 Haziran 2018 olan havalimanı ile kendisine en yakın olan diğer havalimanı arasında 70-51= 19 dakikalık bir zaman farkı bulunmaktadır.
Şüphesiz ki havalimanlarının yapımı bu yerlere ulaşımın ne kadar kolay olabileceği başta olmak üzere lojistik altyapının gelişkin olması ve zaman kaybının önlenmesi amacıyla tercih edilebilirse de bu limanların yapılış gayesinin sadece bu gibi kriterler olmadığı bölge için yapılabilecek stratejik planlamaların ve buna bağlı sair imkânların da kolaylaştırılması açısından büyük önem kazanmaktadır. Bu önem Sarıkamış Savaşı’nda Karadeniz limanlarına gemilerle taşınan mühimmatların hangi zorluklarla doğu cephesine nakledilemediği şeklinde ortaya çıkmıştı. [2]
ARKEOTEKNO
[1] Fransız seyyah Jean-Baptiste Tavernier’da seyahat amacıyla 1632 yılında o zaman ki adı Germürü/ Germüri olan Kelkit’in 3 Km batı yönünde olan Aksöğüt Köyünden Tebriz’e ulaşmak üzere köye gelmişti. İran’a ulaşan kavşak yol üzerinde bulunan Germürü Antik ve Osmanlı dönemlerinde Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz sahili arasında Anadolu’nun sol kolunu birleştiren stratejik bir konaklama noktası olan bir coğrafyada yer alır.
[2] I. Dünya Savaşı’nda Karadeniz’de batırılan en önemli Osmanlı nakliye gemileri Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa‘dır. Sarıkamış Harekâtı için cepheye kışlık giyecek, cephane, tıbbi malzeme ve asker taşıyan bu üç sivil yük gemisi, 7 Kasım 1914‘te Rus donanması tarafından Zonguldak/Kandilli açıklarında batırılmıştır.
KAYNAK LİNK: https://www.arkeotekno.com/pg_898_gumushane-cografyasinin-havalimani-ile-imtihani

