Prof. Dr. Kenan Aydın, Gümüşhane'de Haftanın Konuğu Oldu - GÜMÜŞHANE'DEN HABER - Yerel Haber SitesiGÜMÜŞHANE'DEN HABER – Yerel Haber Sitesi

18 Ekim 2021 / Kuruluş: 15 ŞUBAT 2012

Prof. Dr. Kenan Aydın, Gümüşhane’de Haftanın Konuğu Oldu

Son Güncelleme :

01 Haziran 2021 - 10:38

GÜMÜŞHANE OLAY GAZETESİ RÖPORTAJI – 01.06.2021

GÜMÜŞHANE OLAY GAZETESİ

Gümüşhanelilerin İstanbul’daki Güven Kapısı

PROF. DR. KENAN AYDIN İLE HAFTANIN KONUĞU RÖPORTAJI

Röportaj: Hasan Pir, Rüveyda Usta, Abuzer Yapar

OLAY GAZETESİ: Sayın Aydın, bize kendinizi tanıtır mısınız, Kenan Aydın kimdir?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Gümüşhane’nin Torul İlçesi’ne bağlı Gülaçar Köyü’nde doğmuşum. İlkokulu köyde okudum. Ortaokula Torul’da başladım. Birinci sınıfı Torul’da okuduktan sonra ikinci sınıfta Gümüşhane Lisesi’nin orta kısmına naklimi aldırdım. Ortaokulu bitirdikten sonra bir ay kadar Gümüşhane Lisesi’ne devam ettim. Bu arada Gümüşhane Öğretmen Okulu’nun yatılı sınavını kazanarak 1970-1971 eğitim öğretim yılında buraya başladım. Öğretmen Okulu o yıl 4 yıllık lise dengi bir okul olmuş ve üniversite hakkı verilmişti. 1973-1974 Eğitim-Öğretim yılında Gümüşhane Öğretmen Okulu’ndan mezun oldum.

Gümüşhane Öğretmen Okulu’ndan mezuniyetimi takiben iki ay sonra, Kendi köyümün bir mahallesinde (Köklü) ilkokul öğretmeni olarak göreve başladım. Üç yıl görev yaptım. Öğretmenliği çok sevmeme rağmen üniversiteyi de bitirmek istiyordum. Ankara’ya tayin istedim ve Sulakyurt ilçesinin Çankırı ile sınır olan Kıyıhalilinceli diye bir köyüne tayinim çıktı. Göreve başladığım bu okul Ankara’ya yaklaşık 150 km mesafede idi. Ben ise hem öğretmen olarak çalışmak hem de üniversiteyi bitirmek istiyordum. O nedenle Ankara’ya yakın bir yere tayin yaptırmak istemiştim ancak olmadı. Ben de üniversite eğitimini tercih ederek istifa ettim. Üniversiteyi, TODAİE-Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü bünyesinde (SİYO) okudum.

Üniversiteden mezun olduktan sonra kısa bir süre Orman Bakanlığı-Milli Parklar ve Avcılık Genel Müdürlüğü’nde çalıştım. 14.07.1980 tarihinde GİMA’da müfettiş yardımcısı olarak başladım ve 1996 yılına kadar sırasıyla; müfettişlik, insan kaynakları müdürlüğü, genel müdür yardımcılığı ve genel müdürlük görevlerinde bulundum. Bu süreçte yüksek lisans ve doktoramı tamamlamıştım. Üniversite’ye geçtim. Bir süre yurt dışına (ABD) gittim. Dönüşte Kocaeli Üniversitesinde 10 yıl çalıştım. Daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’ne geçtim. 2011 yılından beri YTÜ’de görev yapmaktayım. Bu süreçte yedi buçuk yıl İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dekanlığı görevini büyük bir onurla yürüttüm. 2020 sonundan itibaren de öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. İki oğlumuz var. Birisi bir Alman firmasında birisi de Polonya firmasında çalışmaktadırlar.

OLAY GAZETESİ: Sayın Aydın; uzun yıllardır gurbette olmanıza rağmen Gurbet-Sıla diyaloğunu hiç kesmeyen nadir Gümüşhanelilerdensiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Teşekkür ederim. Bunun birkaç nedeni olabilir elbette. En önemli neden; çocukluğumun, öğrencilik yıllarımın ve meslek yaşamımın belirli bir kısmının Gümüşhane’de geçmesidir. Bir başkası ise ailemin Gümüşhane’de ikamet etmesiydi. Bir üçüncü neden de STK’larda görev almış olmamdır diyebilirim. Tüm bunlar sıla ile ilişkilerimin sürekliliğinde etkili olmuştur. Bağlarınız oluyor, dostlarınızı, yakınlarınızı görmek istiyorsunuz. Gelmediğiniz yıl adeta bir eksiklik hissediyorsunuz.  Çocuklarım benim kadar özlem duymuyorlar. Çünkü çok fazla bağları yok.  Babam, dedem ve dedemin dedesi köyümüzde aynı mezarlıktalar… Malumunuz, sıla-i rahim ibadettir. Akrabaları, yakın dost ve komşuları ziyaret etmektir. Bazı âlimler sıla-i rahimde bulunmanın vacip olduğu görüşündedirler…

OLAY GAZETESİ: Sayın Kenan Hocam; akademisyenlik ve üniversitedeki idari görevlerinizin yoğunluğuna rağmen İstanbul’daki Gümüşhanelilerle çok yakından ilgileniyorsunuz.  STK’larda görev yapıyorsunuz. Ayrıca Gümüşhane de sürekli gündeminizde. İstanbul gibi bir metropolde sıla aidiyeti çalışmaları size nasıl bir mutluluk ve güç veriyor?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Esasen 1982 yılından beri Sivil Toplum Kuruluşları içerisindeyim. Bir bakıma yaşam tarzım oldu. Bildiğiniz gibi STK’larda görev yapmak gönüllülük esasına dayalı fedakârlıktır. Evinizden, eşinizden, çocuğunuzdan fedakârlık etmeniz ve bundan zevk almanız gerekir. Aksi durumda yapamazsınız… Bir gün hanım dedi ki haftaya filanca yere tatile gidelim. Küçük oğlum espriyi sever ama beraberinde bir yakarma da vardı… Oradan hemen müdahale etti. Anne! Bir dakika, ‘önce GÜSİAD’dan izin alması gerekir’ diyerek taşı gediğine koydu. Yani onları ihmal ettiğimi söylüyordu. Arada bir Gümüşhane’ye ve Gümüşhaneli olmanın ayrıcalığına vurgu yaptığımdan; bazı arkadaşlar benim için; Gümüşhane milliyetçisi, mikro milliyetçi tanımlaması yaparlardı…

1982-1986 yılları arasında; 1950’li yıllarda Ankara’da kurulan Gümüşhane Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin başkanlığını yaptım. Burada arkadaşlarımla birlikte Gümüşhane’nin Sesi gazetesini çıkardık. O zaman bilgisayar yoktu. Gece sabahlara kadar parşömen kâğıt üzerine gazetenin mizanpajlarını yapardık.  Dernekte o dönemde sosyal ve kültürel amaçlı birçok etkinlik yaptık. 1986’da İstanbul’a geldikten sonra, yine 1950’li yıllarda İstanbul’da kurulan Gümüşhane Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nde görev aldım.

Daha sonra 1996 yılında GÜSİAD (Gümüşhane Sanayici ve İşadamları Derneği)’nin kuruluşuna üç arkadaşımla birlikte (K. Süreyya Özdener, Muammer Beyaz, Temel Söğüt)  öncülük ettim. GÜSİAD’ın 11 yıl süreyle başkanlığını yaptım. Halen Onursal başkanıyım. Bu süreçte İstanbul-Esenyurt’ta 200 yatak kapasiteli bir kız öğrenci yurdu yaptık. Halen işletmeciye kiraya verilen ve aylık 50.000 TL getirisi olan bu yurdun, gelecek nesillere intikali için bir vakfa dönüştürülmesini arzu etmekteyiz. Bu vesile ile yurt binası için arsa bağışında bulunan Sn. Basri Erdoğan ve kardeşleri ile başta Sn. Muammer Beyaz olmak üzere burada isimlerini sayamayacağım maddi ve manevi olarak katkı sağlayan çok değerli iş insanlarına huzurlarınızda teşekkür etmek isterim.

Dile kolay 40 yıldır STK’ların içerisindeyim. Takdir edersiniz ki bu kadar uzun süreçteki yaşanmışlıkları burada belirtmeme imkân bulunmamaktadır.    

Diğer taraftan İstanbul’da Kurulu ve Türkiye geneline hizmet veren TÜMBİFED (Tüm Bürokrat ve İşadamları Federasyonu)’nun Genel Başkan vekiliyim.

OLAY GAZETESİ: İstanbul’da Gümüşhaneli olmak nasıl bir duygu?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Sadece İstanbul’da değil Türkiye’de Gümüşhaneli olmak onur vericidir. Türkiye’nin her tarafında tüm hemşerilerimiz Gümüşhaneli olmanın onur ve gururunu yaşarlar. Bu durum aslında hemşerilerimizin hakkının teslim edilmesidir. En önemli varlığımız insanımızdır. Sn. Bakanımız ve değerli büyüğümüz M. Oltan Sungurlu’nun hemşerilerimizle ilgili ‘Varlığından utanacağımız hiçbir hemşerimiz yoktur’ ifadesi aslında çok şeyi açıklamaktadır.

1993 Yılında GİMA’da iken görev gereği Adana-Mersin civarına gitmiştim. Orada Torul Ortaokulu’ndan Ali Yavuz isimli inşaat mühendisi ve o dönem Mersin’de Belediye Meclis üyesi olan bir arkadaşımla görüştük. Dedi ki ‘istersen hafta sonu Tarsus’a gidelim bizim köylüler (Altınpınar) hep orada akşam da düğün var’. Peki dedim gittik. Dönüşte polis çevirdi ve kimliğini gösterince hiç arama yapmadan geç dediler. O zamanlar sık sık aramalar yapılmaktaydı. Dedi ki ben buraya geleli 25 yıl oldu. Çocuklarım diyor ki ‘nüfusumuzu buraya alalım’ ben de onlara ‘Gümüşhaneli olmak ayrıcalıktır’ diyorum.

OLAY GAZETESİ: Kenan Hocam, yeni üstlendiğiniz Gümüşhane Üniversitesi Kalkındırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı,  Gümüşhane’de çok olumlu karşılandı.  Gümüşhane’ye hizmet için güzel bir fırsat oldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

PROF. DR. KENAN AYDIN:  Geçen yıl kuruluşu tamamlanan Gümüşhane Üniversitesi Kalkındırma Vakfı’nın ilk Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu başkanlığı görevi tarafıma tevdi edilmiştir. Çok değerli Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarımla (Muammer Beyaz, Celal Akın, Yüksel Yalçın, Mustafa Ayyıldız, Fahri Terzi ve Hasan Tahsin Bostancı) üniversitemizi ve ilimizi kalkındırmak adına neler yapabileceğimizi belirleyerek katkı sunmaya çalışacağız.

Öncelikle bu onurlu görevi şahsım ve çok değerli yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma tevdi eden Vakıf Mütevelli Heyet üyeleri ile Gümüşhane kamuoyuna aracılığınızla teşekkür etmek isterim. Ayrıca, Gümüşhane Üniversitesi Kalkındırma Vakfı (GÜVAK)’nın kuruluşuna destek veren ve hayırlı hizmetlerin yapılmasına vesile olacak değerli hemşerilerimize teşekkür etmek isterim.

İstanbul, Ankara ve Gümüşhane’den hizmet üretmek hevesiyle yola çıkan azimli, samimi, iyi niyetli çok güzel bir yönetim kurulumuz var. İnşallah güzel hizmetler yapmak nasip olur. Bu aşamada öncelikli ihtiyacımız, doğru projeleri hazırlayabilmektir. Bu vesile ile bize her zaman destek olan Sn. Rektörümüz Halil İbrahim Zeybek hocamıza da teşekkür eder, yeni dönem çalışmalarında kendilerine başarılar dilerim.

OLAY GAZETESİ: Vakıf kanalıyla Gümüşhane Üniversitesi’ne ve Gümüşhane’ye yapmayı planladığınız çalışmalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Gümüşhane Üniversitesi Kalkındırma Vakfı Yönetim Kurulu olarak; üniversitemizin kalkındırılması amacıyla, bir şeyler üretebilmek için yola çıkmış bulunuyoruz. Dilerim nasip olur. Ancak, malumunuz Covid-19 nedeniyle çok zor bir dönemden geçiyoruz. Gümüşhane’ye seyahatimizi ertelemek zorunda kaldık. Ancak, heyecanımızı kaybetmiyoruz. Bu aşamada, üniversitemizin kalkınmasına, bulunduğu konumdan daha ilerilere taşınmasına yönelik bazı dokunuşlar için bir yol haritası belirlemek istiyoruz. Neler yapacağımız ve önceliklerimiz esasen Vakıf senedinde belirlenmiştir. Bunları somutlaştırmamız gerekiyor. Bu amaçla yönetim kurulu olarak birkaç toplantı yaptık. Son toplantımıza Sn. Rektörümüzü de davet ettik. Sağ olsunlar, katılarak güç verdiler, bizleri mutlu ettiler. 

Kısaca, Gümüşhane Üniversitesi’nin öncelikli ihtiyaçlarını belirlemek istiyoruz. Bu konuda Gümüşhane kamuoyunun görüşleri de bizim için çok değerli olacaktır. Bu düşünce ve önerileri beklediğimizi de belirtmek isterim. İhtiyaç duyulur ise ilgili paydaşları da davet ederek bir arama konferansı da gerçekleştirebileceğiz.

Esasen, üniversitemizin fiziki yapılanma konusunda iyi bir durumda olduğunu belirtmek gerekir. Bu nedenle nicelikten ziyade niteliği ön plana alacak alanlarda çalışmalar yapmak istiyoruz. Örneğin, başarılı öğrenci ve akademisyenlerin yurt dışına gönderilerek desteklenmesi ya da ödüllendirilmesini hedeflemekteyiz. Bu konularda kriterleri ortaya koyacak düzenlemeler yapılması için çalışmalara başladık. Diğer taraftan, ihtiyaçların önem ve önceliği dikkate alınarak;  bir kız öğrenci yurdu veya bir teknopark ya da Ar-Ge merkezi oluşturulabilir. Teknopark ya da Ar-Ge merkezi gibi altyapı çalışmalarının olabilmesi için uygun bir ekosistemin de olması gerekir. Bunu değerlendirmemiz gerekiyor. Bir başka açıdan yapılacak yatırımların etkinlik ve verimliliğini de dikkate almak istiyoruz. Sanıyorum önümüzdeki günlerde yapacağımız çalışmaları somutlaştırmış olacağız.

OLAY GAZETESİ: Gümüşhane’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Hangi sektörler gelecekte ön plana çıkmalı, neler yapılmalı?

PROF. DR. KENAN AYDIN: GÜSİAD Başkanlığı dönemimde de birçok kez vurguladım. Bu konudaki düşüncelerimi bu vesile ile bir kez daha belirtmek isterim. Biz Gümüşhane’de bacalı sanayinin olamayacağını dile getirmiştik. GÜSİAD olarak, kuruluşumuzdan beri “Eğitim, Turizm ve Tarım”ı öncelikli alanlar olarak belirledik.

Eğitime katkı sağlamak amacıyla; geçmişte, bir taraftan Türkiye’deki üniversitelerimizde okuyan öğrencilerimize burs sağlanması çabalarımız devam ederken diğer taraftan da Gümüşhane Üniversitesi’nin kurulması yönünde çabalarımız olmuştur. Üniversitemiz kurulmuştur. Kuruluşunda ve bugüne kadar emeği geçenlere huzurlarınızda teşekkür etmek isterim. Şimdi ise hedefimiz, üniversitemizi aynı kuşak üniversiteler arasında bir adım daha öne çıkarabilmek olmalıdır.  Gümüşhane Üniversite’nin fiziki yapılanması sürecinde; işadamlarımızı, merkez ve ilçelerimizde MYO, Yurt, Lojman, Spor Salonu gibi yatırımları yapmaları konularında motive etmeye çalıştık. Bu amaçla ilçelerimizin çoğunda bu tür yatırımlar gerçekleştirilmiştir. Bazılarında ise arsa temin edilemediği! için bu tür yatırımlar gerçekleştirilememiştir. Şimdi ise Vakfımız aracılığıyla biraz önce belirtmiş olduğum bağlamda üniversitemizin kalkındırılmasını öncelemekteyiz.

Gümüşhane için turizm neden önemli? Son yıllarda kitle turizmine olan ilgi yavaş yavaş azalmakta ve doğa ya da alternatif turizm daha fazla tercih edilir hale gelmektedir. Gümüşhane de şelaleleri, yaylaları, zengin florası, mağaraları, kaleleri, ormanları, heyecan için su sporları ve kayak merkezleri, antik kentleri, gölleri, tepeleri, yaban hayatı, kültürel varlıkları, el sanatları ve geçmişte üç kültüre (Türkler, Ermeniler, Rumlar) ev sahipliği yapan, bugün de yaşayan canlı ve doğası bozulmamış Süleymaniye’si ile alternatif turizm açısından oldukça zengin bir potansiyele sahiptir.

Süleymaniye dışında; Karaca Mağarası, Tomara Şelalesi, İmera Manastırı, Örümcek Ormanları, Santa Antik Kenti, Kov ve Canca gibi kaleleri, Gümüşhane Konakları, Artabel Gölleri Tabiat Parkı, Limni Gölü, Satala Antik Kenti, Sarıçiçek Köy Odaları ön plana çıkan diğer turizm varlıklarımızdır.

Beklentimiz, Süleymaniye bir çekim merkezi olmak üzere Gümüşhane’deki söz konusu turizm varlıklarımızın bir destinasyon oluşturması ile yerli ve yabancı turistlerin hizmetine sunulmasıdır. Bugüne kadar bu turizm varlıklarının her biri ile ilgili önemli çalışmalar yapılmıştır. Eksiklikler vardır. Bunlar da giderilebilir.

Gümüşhane’deki turizm varlıklarının hak ettiği ilgiyi görebilmesi için öncelikle Süleymaniye’nin ayağa kaldırılması gerekiyor. Büyük bir memnuniyetle belirtmek gerekir ki Süleymaniye birçok turizm bölgesinin aksine betonlaşmamıştır.  Süleymaniye için çok şey yapılmıştır ama daha yapılacak çok şeyler de var.

Biz başından beri Süleymaniye’yi önemsiyoruz. Bu nedenle; 20 Mayıs 2010 tarihinde,   tüm paydaşların (siyasilerimiz, bürokratlarımız, iş insanlarımız, bilim insanlarımız, Trabzon Kültür Varlıkları Koruma Kurulu) katılımı ile İstanbul’da gün boyu süren bir çalıştay düzenledik. Çalıştayın akabinde Trabzon Kültür Varlıkları Koruma Kurulu, Ağustos 2010’da Süleymaniye Mahallesi’nin Kentsel ve III. Derece doğal sit alanına ilişkin 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planını kabul etmiştir. Temmuz 2010’da ise Bakanlar Kurulu Kararı ile ‘Gümüşhane Süleymaniye Kış Sporları Turizm Merkezi’ ilan edilmiştir. Süleymaniye için bu tarihler birer milat olsa gerektir. 

Bu kararlarla bir taraftan Süleymaniye mahallesindeki kültür varlıklarının ihyası bir taraftan da mahallenin üst kısımlarında kış sporları turizm merkezi yapılması çalışmaları başlatılmıştı.  Bugüne kadar Süleymaniye’de birçok kültür varlığı ihya edilmiş ve halen de bu çalışmalar devam etmektedir. Kış sporları turizm merkezi için de çalışmalar devam etmektedir. Gümüşhane Valiliği’nce buraya bir proje hazırlatılarak yatırım için iş insanlarımıza sunulmuştur. İş insanlarımız da önemli bir kaynağa ihtiyaç gösteren söz konusu projenin yapılabilir olup olmadığını değerlendirmektedirler. 

Sn. Valimiz Kamuran Taşbilek’in gerek Süleymaniye’nin ihyası gerekse de Kış Sporları Turizm Merkezi için çabalarını biliyor ve izliyoruz. Bu vesile ile kendilerine teşekkür etmek isterim. Diğer taraftan; GÜSİAD olarak, Süleymaniye’nin ihyası sürecinde önerilerde bulunmak üzere Türkiye’de Beypazarı, Safranbolu, Eskişehir Odunpazarı ve İsviçre’de bazı kayak merkezlerine ziyaretler yapılmıştır. Yapmış olduğumuz gözlemlere dayalı olarak; diğer öneriler yanında Süleymaniye için bir merkez/meydan yapılmasını çok istemiştik. Bunun için bir arsa tahsis edilirse 20 dükkân bir tarafta 20 dükkân diğer tarafta olacak şekilde bir merkez/meydan oluşturulabilir ve bu dükkânların üst katları da pansiyon olabilir diye düşünmüştük. Maalesef olamadı.

Bugün büyük bir memnuniyetle öğrenmiş bulunmaktayım ki Belediyemiz burada bir meydan düzenlemesi bir merkez oluşturma çalışmalarına başlamıştır. Çünkü bu tür yerlerde insanların oturup bir çay kahve içeceği mekânlara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu vesile ile Süleymaniye Projesine katkıları ve Meydan oluşturulması çabaları nedeniyle Belediye Başkanımız Sn. Ercan Çimen’e teşekkür etmek isterim.

Tarım, 11. Kalkınma Planında öncelikli gelişme alanlarından birisi olarak belirlenmiş ve verimliliğin sağlanabilmesi konusunda birçok tedbirin yanı sıra arazi toplulaştırılmasına da öncelik verilmiştir.   Arazi toplulaştırması; çeşitli nedenlerle ekonomik olarak tarımsal faaliyetleri yapmaya imkân vermeyecek biçimde parçalanmış, dağılmış, bozuk şekilli parsellerin modern tarım işletmeciliği esaslarına göre ve sulama hizmetlerinin geliştirilmesi için uygun biçimde birleştirilmesi, şekillendirilmesi ve yeniden düzenlenmesi işlemidir.

Arazi toplulaştırılması Anayasa’nın 44. Maddesi uyarınca 1984 yılında çıkarılan 3083 sayılı yasa ve buna dayalı olarak 7 Şubat 2019 tarihinde yürürlüğe giren 30679 sayılı “Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği” kapsamında yapılmaktadır. Bu yönetmelik ile arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) yetkili kılınmıştır. DSİ’nin alt yapı çalışmaları ile arazilerin toplulaştırılması durumunda; parçalanmış arazilerdeki çok karmaşık hale gelmiş yol ve sulama kanalları da birleştirilerek araziler daha verimli kullanılabilecek hale getirilebilecektir.

Esasen Gümüşhane merkez, Torul ve Kürtün ilçeleri tarımsal arazi bakımından zaten oldukça yetersizdir. Kelkit, Şiran ve Köse’deki araziler ise özellikle veraset nedeniyle parçalanmış arazilerdir. Ayrıca üretilen tarımsal ürünlerin verimi ve katma değerleri de dikkate alındığında üretim yapılmasına imkân vermemektedir. Bu yapının modern tarım işletmeciliğine göre yeniden düzenlenmesi, daha az zaman, işgücü ve sermaye kullanımını sağlayacaktır. Diğer taraftan, üretim faktörlerinden en iyi biçimde yararlanarak, tarımsal üretimin ve tarım işletmelerinin verimliliğini arttırmak ve kırsal kesimdeki nüfusun yaşam standartlarını yükseltmek temel amaç olmaktadır.

Yönetmelik, toplulaştırılacak arazilerin,  Köy tüzel kişilikleri, belediyeler, kooperatifler, birlikler gibi tüzel kişilikler veya kamu kuruluşları tarafından işletilmesini öngörmektedir.  Böylece, mülkiyet hakkına dokunulmadan arazilerin verimli bir biçimde birleştirilerek kullanımını esas alınmaktadır. Türkiye’de bu uygulamanın başarılı örnekleri bulunmaktadır. Böylece hem araziler boş kalmayacak ve ülke ekonomisine hizmet edilecek hem arazinin mülkiyetine sahip olanlar bunun getirisinden yararlanacak hem de işletenler açısından bir gelir ve istihdam kaynağı olacaktır. Bu itibarla Kelkit, Köse ve Şiran ilçelerinde arazi toplulaştırılması yapılarak iklime uygun tarımsal ürünlerin belirlenerek üretilmesi çabalarına girişilmelidir.

Halen Gümüşhane ekonomisinin amiral gemisi Pestil/Köme işletmeciliğidir. Burada gerçekten bir mesafe alınmıştır. Bu konuda öncülük eden ve çaba gösteren iş insanlarımızı tebrik ediyorum. Ancak, burada da yeni ürün geliştirilmesi ve çeşitlendirmeler için Ar-Ge ve inovasyonlara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu arada son yıllarda organik tarım da çok önemli hale gelmiştir. Bu vesile ile organik tarım yapanları da tebrik etmek isterim.

Ayrıca madenlerimiz de Gümüşhane ekonomisi için dün olduğu gibi bugün de önemlidir. 

Ancak, bir hususu belirtmeden geçemeyeceğim. Artık dünyanın neresinde olursak olalım ve hangi işi yaparsak yapalım bilişim/yazılım konuları her zaman öncelikli alanlar olacaktır. Bu itibarla gerek üniversitemiz gerekse de iş dünyamız yazılımı öncelikleri arasına almalıdır.

Bizim 20 yılı aşkın bir süre önce bir hayalimiz vardı. Silikon vadisinden esinlenilerek ismini belirlediğimiz ‘Gümüş Vadi Projesi’. Bu proje ile yaptığımız çalışmaları burada açıklamama imkân bulunmamaktadır. Belki başka bir zamanda değinebilirim. Ama şu kadarını söyleyeyim Gümüşhane’de Sn. Aydın Doğan’ın kurmuş olduğu çağrı merkezleri bu projenin ürünüdür. Bir başka belirtmem gereken husus da 2001 krizi nedeniyle birçok projemizin maalesef rafa kaldırmasıdır.

OLAY GAZETESİ: Sizin köyünüzle de doğrudan ilintili olan Artabel göllerinin Gümüşhane’ye katkı etkinliğini uluslararası boyuta taşımak mümkün olabilecek mi?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Yukarıda turizm değerlerimizden bahsederken, bunların içerisinde Artabel Gölleri Tabiat Parkı’nın çok önemli bir yeri olduğuna değinmiştik. Burası, benim de köyüm olan Gülaçar Köyü, Abdal Musa Tepesi eteklerinde yer alan, 3000 metre rakımda bünyesinde her biri farklı özellik ve güzellikte krater göllerini barındıran, doğal güzelliği ile büyüleyici bir etkiye sahip bir turizm varlığıdır.  Burası 1988 yılında doğal SİT alanı ilan edilmiştir.  Gülaçar’dan Artabel gölleri Tabiat Parkı’na ulaşımı sağlayan yollar belirli bir seviyeye gelmiştir. Ancak son dönemde Valimiz Sn. Kamuran Taşbilek ve Torul Kaymakamımız Sn. Ömer Said Karataş’ın yoğun çabalarına rağmen tamamlanamamıştır. Özellikle yol yapımının çeşitli nedenlerle sonbahara kalması ve o mevsimde de verimli bir çalışma yapılamaması tamamlanmaya engel olmaktadır. Ayrıca, son yıllarda tamamlanan (Tersun Tüneli hariç) İkisu-Şiran yolu da bölgeye kolayca ulaşım imkânı sağlanmıştır.  Ancak, bölgeye ziyarete gelecek turistlerin temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla bazı altyapı tesislerinin oluşturulması gerekmektedir. Bunlar yapılabilir, bu konularda bir sorun gözükmüyor.

Coğrafyanın önemini belirtmek açısından bir hususa daha vurgu yapmak isterim. Burada, kaynağından çıkan su Gülaçar köyüne kadar kirlenmeden gelebilmektedir. Kirlenmediği için de derede halen kırmızı benekli alabalık yaşamaktadır. Diğer yandan bölgede birçok doğal ürün yetiştirilmektedir. Örneğin, bölgede üretilen balların özgünlüğü Samsun 19 Mayıs Üniversitesi tarafından tescil edilmiştir.  

Artabel Gölleri Tabiat Parkı’nın bir bütünlük içerisinde Gülaçar Vadisi olarak ele alınması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Buranın korunması Gülaçar vadisinin korunmasına bağlıdır. Aksi durumda, turizme yönelik olarak on yıllardır yapılan yatırımlar heba olacaktır. Bu bağlamda bazı sorunlarımızı da belirtmem gerekiyor. Öncelikle Gülaçar vadisi coğrafyasının korunmasını olumsuz etkileyebilecek iki temel sorunumuz bulunmaktadır; birincisi bu vadide projelendirilen HES’lerin yapımından vazgeçilmelidir. HES’lerin bu coğrafyayı bitireceği tartışmasızdır. İkincisi ise bu coğrafyada faaliyet gösteren ve turizm açısından da çok olumsuz bir etkiye sahip olan taş ocağı işletmesine son verilmelidir.  

Gümüşhane turizmini oluşturan tüm varlıklar bir bütünü oluşturmakta ve tabiidir ki Artabel gölleri ile birlikte uluslararası turizme de açıktır.

OLAY GAZETESİ: Sayın Hocam; Yeni Zigana tünellerinin açılışına Gümüşhane’nin kalkınması açısından bir milat nazarı ile bakılabilir mi?

PROF. DR. KENAN AYDIN:  Ben ilkokulda iken babamla birlikte birkaç kez kamyon üzerinde Trabzon’a gitmiştim. O zamanlar tünel yoktu ve Trabzon’a gitmek 4-5 saati buluyordu. Sıkıntılı bir yoldu. Mevcut tünel Gümüşhane-Trabzon arasındaki ulaşımı çok rahatlatmıştır. O günkü teknoloji ile Zigana tünelinin yapımı çok uzun yıllar almıştı. Bugün yeni teknolojilerle bu konuda epeyce mesafe alınmıştır. Türkiye’nin de bu konuda epeyce deneyim sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Halen yapımı devam eden her biri 14,5 kilometre olan çift yönlü tünelin tamamlanması durumunda,  Türkiye ve Avrupa’nın en uzun, dünyanın ise ikinci en uzun tüneli olacağı belirtilmektedir. Tarihi İpek Yolu güzergâhındaki bu tünel tamamlandığında Doğu Karadeniz’i Orta Doğu, Kafkaslar ve İran’a bağlayacaktır. Gümüşhane-Trabzon arası da 45 dakika olacaktır.

Gümüşhane’mizi her yönden olumlu etkileyecektir. Biraz önce bahsettiğimiz turizm konusuna katkısını ise belirtmeye gerek yoktur. Kış sporları kayak merkezi diyoruz. Yapılabilir olup olmadığını tartışıyoruz. Trabzon’a Türkiye ya da dünyanın herhangi bir yerinden hava yolu ile gelen insanlar 45 dakikada kayak merkezine ulaşacaklardır. Sanırım başka söze gerek yok. Belirtmek gerekir ki sadece tünel değil, bugüne kadar güzergâhta yapılan yol ve diğer tünel çalışmaları da bu ulaşımı kolaylaştıracaktır. Diğer taraftan halen yapımı devam eden, Gümüşhane-Bayburt havaalanı da turizm açısından bir başka önemli gelişmedir.    

OLAY GAZETESİ: Sayın Hocam çocukluğunuzun Gülaçar köyünü bize anlatır mısınız? O dönemler aklınıza geldiğinde nasıl bir duygu içine giriyorsunuz?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Güzel bir köyde doğmuşum. Çocuk yaşta mal beklediğimi, tarlaya bahçeye yardım ettiğimi hatırlıyorum. Köyümüzde ilkokul, sağlık ocağı gibi temel hizmetlerin varlığı çok eskidir. Sürekli faaliyette olan işlek bir yol içerisinden geçmektedir. Köyümüz dışarı ile iletişimi olan ve ufku geniş insanların olduğu bir köydü. Ancak, tarım ve hayvancılık yeterli olmadığı için; insanları 1970’li yıllara kadar yazları gurbete çalışmaya giderlerdi. Ancak, kışın köyümüz çok kalabalık olurdu.

Cumhuriyet’in öncesinde de bu gurbet işi varmış. Dedem,  abisi (İzzet Ağa-inşaat müteahhitliği yaparmış) ile birlikte bugünkü Gürcistan sınırları içerisindeki Batum-Acara bölgesine çalışmaya giderlermiş. Daha sonra yurt dışı gurbet başladı. 70’li yıllardan sonra ise yoğun bir göç yaşandı. Bizimkiler büyük ölçüde Ankara’ya göç etmişlerdir. Birkaç yıl önce köye gitmiştim. Yazın bayramda köy çok kalabalıktı. Gurbete göç edenlerin çocukları torunları gelmişlerdi. Adeta köye sığmıyorlardı. Dedim iyi ki göç olmuş, yoksa bu kadar insan burada nasıl yaşardı…Tüm bu gelişmelerden sonra köyümüzde kışın eski canlılık olmamakla birlikte yazları çok kalabalık olmaktadır.

OLAY GAZETESİ: Köydeki çocukluk anılarınızdan bir ikisini bizimle paylaşır mısınız?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Çocukluğumuzda bir keresinde; birisi amcaoğlu (Mevlüt) diğeri de mahalleden yakın arkadaşım (Fikret Mermi) birlikte biraz önce bahsetmiş olduğum Artabel göllerinden gelen dere üzerinde oluşan küçük göllerden birisine çimmeye! gittik. Benim amcaoğlu da çok cesur ve gözü karadır. Bir baktım gölün en derin yerine balıklama daldı. Daldı ama çıkamıyor. Gölün o kısmı çekiyor… Ben de atlamaya korkuyorum. Birkaç saniye geçti geçmedi yanımızdaki arkadaşım atladı ve amcaoğlunu çekti çıkardı. Hala aklıma gelince acaba Fikret onu oradan çekip çıkaramasaydı ne olurdu. Ya da o arkadaş o gün bizimle olmasaydı… Herhalde ölünceye dek niye atlayamadım diye vicdan azabı çekerdim… Ya da atlar ikimiz de giderdik… 

Köyde en keyifli yaptığım işlerden birisi gece serpme ile alabalık avlamaktı. Akşam hava karardıktan sonra birkaç arkadaş bir lüks lambası ve serpme (ağ) ile bizim mahalleden Artabel’den gelen dereye balık avlamaya giderdik. Serpmeyi de genellikle ben atardım. Tabi gece yarısı ya da sabaha kadar suyun içerisinde olurdum. Alabalığın yetiştiği bu su doğal olarak soğuk olurdu. Ayrıca serpmeyi attığım için sırtım da ıslanırdı. Bu büyük bir keyifti hele de 15-20 tane alabalık yakalayınca muhteşem olurdu. Eve dönünce balıkları paylaşır ve çoğu kez de benim payıma düşenleri komşulara dağıtırdım. Önemli olan avlanmaktı…

OLAY GAZETESİ: Sayın Hocam, en çok nelerden mutlu olup, nelerden üzülürsünüz?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Çalışmayı seven uyumlu, uzlaşmacı, sosyal, insanlarla ilişkiler kuran bir kişiliğim var. Bu nedenle dostlarımla arkadaşlarımla sohbet etmekten mutlu olan birisiyim. Hastalık ve ölüm dışında günlük yaşamdaki olumsuzluklara çok fazla takılmam. Olağan karşılarım. Bazen kader derim bazen de Âşık Veysel’in sözü gelir aklıma ‘Yer damar damar, insan çeşit çeşit’. Böyle olunca karşılaştığınız olumsuz bir durumu da kolaylıkla rasyonalize edebiliyorsunuz. Beklenmedik durumlarla karşılaşıldığında, bunu mesai arkadaşlarıma da söylerdim.

En fazla üzüldüğüm, hayıflandığım konu; Türkiye’nin sanayileşmesini tamamlayamamasıdır. Neden başaramıyoruz.  Neden 300 yıldır patinaj yapıyoruz… Bu coğrafyada sanayileşmemizi tamamlamadan rahat edemeyiz diye düşünüyorum.

Geçmişte iş dışında sosyal faaliyetlerim nedeniyle, eşime ve çocuklarıma çok fazla zaman ayıramamış olmamın burukluğunu da zaman zaman hissederim.

OLAY GAZETESİ: Hayatınızın doğruları nelerdir Kenan Hocam?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Çalışmayı ve kendimi geliştirmeyi severim. Yenilikleri takip etmek ve hatta gelecek bilimcileri izleyerek gelecekte dünyanın nasıl şekilleneceğini algılamaya çalışmak benim için önemlidir.   İş yaşamımda ise hiçbir zaman ayrımcılık yapmadım. Objektif ve adil davranmaya, bulunduğum kurumu bir adım öteye taşımaya çalıştım.

OLAY GAZETESİ: Hobileriniz nelerdir, boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Kitap okumayı severim. Alanımın dışındaki konulara da ilgi duyarım. En büyük hobim arada bir tavla oynayabilmektir. Üniversite’den arkadaşlarım var arada bir tavla oynuyorum. Bugünlerde ise en büyük hobim torunlarla vakit geçirebilmek. Ancak, maalesef Covid-19 bunu da engelledi. Watsapp üzerinden görüşebiliyoruz. Dilerim kısa sürede bu süreci de atlatırız.

OLAY GAZETESİ: Gençlerimize tavsiyeleriniz neler olur?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Yaşam boyu, insanın önüne her zaman fırsatların çıkacağına inanıyorum. Bir metaforla açıklamak gerekirse; yaşadığınız sürece her zaman tren gelir geçer önemli olan bu sırada sizin biletinizin olup olmamasıdır. Eğer biletiniz varsa gelen trene binersiniz ama biletiniz yoksa binemezsiniz. Bilet ise; bir yüksek lisans, doktora olabileceği gibi, bir yabancı dil, bir sertifika programı, günümüzde ise daha çok yazılımla ilgili bir altyapıdır.

Gençlere tavsiyem bilet almalarıdır. Bu bilet öncelikle gelişmeleri izlemeleri ve kendilerini buna göre hazırlamalarıdır. Çok rekabetçi bir ortam var. Bir adım öne çıkmak için yeteneklerinin olduğuna inandıkları alanda uzmanlaşmaları ve bir bilet almaları yararlı olacaktır.

2011 yılından itibaren Endüstri 4.0 kavramı ortaya atıldı. Yani 4. Sanayi Devrimi. Endüstri 4.0’ın bileşenleri ise; nesnelerin interneti, yapay zeka, robotlar, otonom araçlar, büyük veri… gibi konular. Tüm bunlar dijitalleşme üzerinde yükselmektedir. Gelecekte bu alanlardaki meslekler gözde meslekler olacaktır. Örneğin önümüzdeki yıllarda çeşitli kaynaklardan elde edilen verilerin analizini yapabilen ‘veri bilimciliği’ en gözde meslek olacaktır.

Burada ayrıntısına girmek mümkün değil ama biz sanayi devrimini kaçırdığımız için koskoca bir imparatorluğu kaybettik. Kim ne söylerse söylesin, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasının temel nedeni ekonomiktir. Bunun da nedeni sanayi devrimini kaçırmış olmamızdır. Ancak, bugün ben çok ümitliyim. Gençlerimize güveniyorum. İyi yönetilebilirse 4. Sanayi devrimini kaçırmamış oluruz…

OLAY GAZETESİ: Kenan Hocam, son olarak neler söylemek istersiniz?

PROF. DR. KENAN AYDIN: Değindiğimiz konuları daha fazla açamadığımız için bazı eksiklikler olmuş olabilir. Bu nedenle okuyucularımız bizi bağışlasınlar lütfen. Son olarak da Gümüşhane Olay Gazetesi çalışanlarına, sizlere teşekkür ediyor, hayırlı yayınlar diliyorum.

OLAY GAZETESİ: Kenan Hocam, bu güzel ve samimi sohbet ve cevaplarınız için biz de sizlere teşekkür ediyoruz.

KAYNAK: GÜMÜŞHANE OLAY GAZETESİ – 01.06.2021

image_print