Rubai Mısralarında Hikmet Damlaları (69)

ŞAİR ALİ ÖZDOĞAN

YÂ RAB

Seni bilmeyen şu firkat ateşinde yandı ya Rab

Nice aldanıp mecazdan yine aşk o sandı yâ Rab

Ki bekâsı yok bedenden yok’a aşk’a yok deyûben

Sana döndü tüm gönüller seni aşkla andı yâ Rab

EY NEBİ

Sensiz zulmete döner görünmezdi Mihr ü Mah

Nurundan aydınlandı şol kâinât ey Nebî

Getirdiğin Kur’anla ruhumuz buldu ferah

Huzurumuzu yazdı yolunun mürekkebi

YÂ RAB

Kılma dünya berduşu al yoluna bî-huş’u

Ah secdeme ver huşû târümâr etme yâ Rab

Can ver şu gönül kuşu açılsın ten koğuşu

Ruha uçsun ver huşû tarumâr etme yâ Rab

AŞK

Anla cânâ sîne büryan eylemez aşk aşk değil

Ah dü çeşmim kanla giryân eylemez aşk aşk değil

Dönse gönlüm yetti nisyan perdesinden kurtulup

Aşk verendir aşka lâyık şol mecazlar aşk değil

PİŞMANLAR

Kör müdür nef’s ü hevâ zâyolur bâd-ı hevâ

Olmaz dertlere devâ kabir pişman doludur

Ey Kerim-i Zülcelâl neler var kıldın helal

Andan gayrısı melâl kabir pişman doludur

Fânî imtihan zâhir arınup olsam tâhir

Uz değil yakın âhir kabir pişman doludur

BUNCA ÇABA NEDENDİR

Velev nâzik hakperest ya zâlim kaba saba

Âdem kancayı yutmuş yaklaşıyor hesâba

Kalmaz zenginde atlas yahut fakirde aba

Anlamadım nedendir faniye bunca çaba

BENİM

Ay tebessüm eyliyor bak gör semâ deryâ benim

Gök benim yıldız benim mehtap benim hülyâ benim

Zanneder yar derde düştüm ağlayan bir bahtsızım

Gamsızım bilmez vefâsız Hû deyû Dünyâ benim

UTANIRIM

Şimdi bir tek laf edemem zira ayıp sanırım

Tehdid-i Evreni bilir Bir Çevik’i tanırım

Korkup susmuş bir tek kelam edememiştim âyâ

İslam için konuşmaya hakkım yok utanırım

ZANNETME

Zannetme din-i İslamın senin içün hükmü var

Dillin ile söyle yeter ondan ağır yük mü var

Gayrıya elzemdür taat duyursan yetti âdem

Sen otur kına demâdem nefsinden büyük mü var

GURURUN YAPTIĞI

O düzmece gururla bırak görünsün yaman

Farkına bile varmaz ah öyle geçer zaman

Sapla karışır saman yakınlaşır da son gün

Riya bırakmaz hüzün aman dilenir aman

VEBALİ KİMİNDİR?

Ah vebâli kimindir huzursuz asık yüzün

Hüzün olmuş fânîde solunan yalnız hüzün

Bekası mı olurmuş geçer gece gündüzün

Ebedi unutturup Dünya Dünya dediler

Milletin huzurunu rızık sayıp yediler

Gavur oyunu meğer gûyâ uymakmış çağa

Ahret fikriyatını ittirmekmiş uzağa

Müslümanı çektiler düştükleri tuzağa

Ebedi unutturup Dünya Dünya dediler

Milletin huzurunu rızık sayıp yediler

Binler entrikayla susturup bin âlimi

Rezilliğe hak dedi garbın şerir zalimi

Medeniler görmez mi ruhtaki mezalimi

Ebedi unutturup Dünya Dünya dediler

Milletin huzurunu rızık sayıp yediler

Ebed için gelinen Dünya verir mi saadet

Firakla yanar seven öyle koyulmuş adet

Kurtuluş reçetesi yaradana ibadet

Ebedi unutturup Dünya Dünya dediler

Milletin huzurunu rızık sayıp yediler

KOCA BİR YALAN İMİŞ

Şuurda yiten şair ne bilir aşka dâir

Fâniye aşk vesâir koca bir yalan imiş

Anmaz Hak vü şeâir varsa yoksa kebâir

Sunar ruhsuz zevâhir koca bir yalan imiş

BRE REZİL

Bre rezil çıkmamışsın şu milletin bağrından

Kiminsin sen âyan ettin aşağılık çağrından

Bu milletin sesidir bil çemkirdiğin irade

Ders alıp da susamadın belli yürek ağrından

İSTEMEZ Mİ?

Yola çıktı cümle âdem duramaz gider demâdem

Seviyor hayâtı mâdem ebedîyi istemez mi

Nice sevdi göçtü fânî bilemez biter ya ânî

Verecekse ânı sânî ebedîyi istemez mi

ÂDEM

Pul ile sınandı kul verilmeyen sandı zul

Sen akleyle Hakkı bul aldanma yanma âdem

Ânınla olur mu kâm boşalur cümle makam

Hepsi kırılur bir cam üç gündür yanma âdem

Çıksun mağrurun sesi daim bilür neş’esi

Birden biter nefesi aldanup yanma âdem

SÖYLE CÂNÂ

Gam çeker dâim gönüller derd-i firkat bin belâ

Müptelâdır cümle âşık sanki derd’çün müptelâ

Söyle cânâ söyle gaflet ağlatırken âşıkan

Hikmetinden söyle âşkın ânı bilsin evvela

İZ’AN

Arz-ı endam eylemekten kalmamış iz’ana hal

Ah melaldür halimiz gör bin perişan pür melâl

Hak malındandur şu sirkât cümle nâdan der helâl

Kaş bizümdür göz bizümdür bir akıl yok sanki lal

(SAV)

Saklar seni can kalb-i derûnumdaki nursun

Varsın seni bilmezse şu kalbim o da dursun

Ey şanlı Nebî rûha şifâ sâfi sürûrsun

Dursun seni bilmezse şu kalbim o da dursun

BİR TEK VAR’A VAR OL

Var edilen yâr o bırak var edenle var ol ey can

Cümle mecâzı kıl ırak bir tek var’a yâr ol ey can

Tez söner bir şûle hayat göz açtın kapanır heyhat

Durdurulmaz bir seyahat bir tek var’a yar ol ey can

MÜSLÜMANIN HALİ HOŞTUR

Neşe duydum bin sevindim kalktı gönlümden yeis

Ah ebed var der ya Kur’an Hak katından müjdedür

Öldü ölmek geldi gülmek anla cânâ yok beis

Müslümanın hali hoştur gayrı ruh pejmürdedür

ASLI GÖRMEK

Gel temâşâ eyle cânâ firkatinden vaslı gör

Gör ateşten oldu âyan sırr-ı hikmet faslı gör

Nûr-u Şemstür sevdiğin şol cam içinden parlayan

Âna dön sen fânilerden yüz çevir hem aslı gör

SEN BAĞIŞLA

Nasıl eylemedim iz’an ikram imiş nefes her an

Ey nefesleri yaratan zâlim oldum sen bağışla

Düştüm kalktım gıll-u gışla tövbe açtığım ağuşla

Yöneldim cûş-u huruşla beni affeyle bağışla

SEN SUSMAYACAKSIN

Baksın o mukallîd-i rezil mâziye baksın

Yaksın onu onbeşlilerin mertliği yaksın

Sen susmayacak anlatacak ağlayacaksın

Varsın yine gözlerdeki yaş kan gibi aksın

ALDANMA GÖNÜL

Dillerdeki aşktan nicedir narda kalanlar

Eyvah deme aldanma gönül yetti yalanlar

Mehtaba bakıp hû demeyen aşkı ne anlar

Eyvah deme aldanma gönül yetti yalanlar

RUHA ZİYAFET

Mehtab yine güldükçe güler gör ne zerafet

Yıldızları seyret a gönül rûha ziyâfet

Kalpler uyanır zikre dalar ah ne letâfet

Yıldızları seyreyle gönül rûha ziyâfet

HÛ DE..

Aldanma gönül aşk dediğin câm-ı şikeste

Dön şemse yüzün söyle sözün Hû de nefeste

Duy bâd-ı sabâ bak ne diyor estiği seste

Dön şemse yüzün söyle sözün Hû de nefeste

ALLAH’A YÖNEL

Allah’a yönel nefsi bırak halka veda et

Dön fikr-i Hüdâ şükr-ü Hüdâ zikr-i Hüdâ et

Yetmez mi gönül eylediğin bunca hatadır

Yâ Rab ederim tövbe deyû Hakka nidâ et

AŞK

Ne Ferhâd ne Mecnûn ne leylâda aşk

Ne candan habersiz süheylâda aşk

O meftûn-u camlar ne anlar ne aşk

Gönüller ki ondan o mevlâda aşk