Rubai Mısralarında Hikmet Damlaları (77) - GÜMÜŞHANE'DEN HABER - Yerel Haber SitesiGÜMÜŞHANE'DEN HABER – Yerel Haber Sitesi

1 Ekim 2022 / Kuruluş: 15 ŞUBAT 2012

Rubai Mısralarında Hikmet Damlaları (77)

Son Güncelleme :

27 Ağustos 2022 - 11:44

Şair Ali Özdoğan

MUCİZEDİR

Mûcizedir kainat her bakışın bin sanat

Göz kapatır kör inat saklı kalır saltanat

Anne nedir can nedir ten içi şol kan nedir

Ah şu zaman an nedir kuş neye çırpar kanat

Bismihi sübhânehû söyle gönül başla sen

Affı gelir hû de hû çeşmini koy yaşla sen

SÖNSÜN O ALEV

Sînemde ateş kor gibi hasretle yanarken

Aşk gözyaşı yağsın bana güz yağmuru olsun

Sönsün o alev bir gece vuslat ile erken

Bir tatlı huzur ruhuma nur nur gibi dolsun

BAHAR

Nice benzer nice cânâ şu tebessümle bahar

Sunuyor gönlüme bin şevk ki eder leyli nehar

Kanatır rûhumu derken kurumuş goncada har

O sunar gönlüme bin şevk ki eder leyli nehar

GONCA-İ RANA

Ey gonca-i rânâ ne bahar geldi ne yazdır

İşven yetişir bülbüle sor der bu ne nazdır

Azdır sana billahi sitem cümlesi azdır

İşven yetişir bülbüle sor der bu ne nazdır

KIRMAM KÜSEMEM

Kırmam küsemem kimseye ben fâni nihayet

Dünyâ dediğin üç günü var pek kısa gâyet

Zorlar ise cânî gibi ruhlar beni şâyet

Ya Rabbi derim şol kul içün eyle inâyet

HEYHAT!

Heyhat ne emin kendi mi yapmış güzelinden

Bilmez gelecek, kuş mu ki yâhut ezelinden

Hakk’tan diyemez yok ki vefâ duygusu âyâ

Ah sormaya gör kızdı güyâ çün özelinden

CEZBE-İ SEVDA

Ah rûy-i cemâlinde midir cezbe-i sevdâ

Ben âşinayım hâline hem rûh-i rüveydâ

Görseydi eğer gül mü ki der bülbül-i şeydâ

Ben âşinayım hâline ey rûh-i rüveydâ

GONCA-İ RÂNÂ

Aç gonca-i rânâ bu bahar rûhuma gül sen

Hüznün yetişir ah ne olur bir kere gülsen

Söyler dururum şarkımı duy aşkımı bil sen

Hüznün yetişir ah ne olur bir kere gülsen

CEHALET

İnsanları insanllara kırdırdı cehalet

Haydut canavar kim oluyor kim buna âlet

Vicdânı olan yok mudur hey yetti atâlet

Durdurmaya çık dur dememek asl-ı rezâlet

SEVDAZEDELER

Sevdâzedeler dîde-i hûn-barını saklar

Nîmet mi bilür rûh-u ateş- bârını saklar

Kavrulsa susar ah o ciğer-hârını saklar

Nîmet mi bilür rûh-u ateş- bârını saklar

Gördükçe hatırlar da yaşar hüznü derinden

Ağlar şu gönül yaşları saklar kederinden

Dönmez ki gidenler nicedir mutlu yerinden

Ağlar şu gönül yaşları saklar kederinden

GÜLDÜR

Nâdân nicedür millet-i İslam’a bu niza’n

Kaynaşmayı gör fitne nedür etsene iz’an

Kâfir ayırıp bölmeye tâlib sana zuldür

Güldür ne olur dur de ki ejdâdını güldür

ALLAH DEYİVER

Bir gül de o binlerce gönül dostunu bul sen

Sussun canavar garba kanan teşne ezikler

Allah deyiver Kâbe’ye dön ol O’na kul sen

Hak yol ne bilir nefse tapan rızkı kesikler

ALDANMA

Sürmez bitecek neş’e-i dem dâr-ı firaktır

Aldanma yeter âh ü enin eyleme bülbül

Bak solmaya başlar gibi gül sevme bırak dur

Ah sanki tuzaktır ne olur sen de biraz gül

DİYEMEM DERDİMİ

Yine kırdın şu ümîdim yine bom boş ağuşum

Diyemem derdimi cânâ nicedir kavruluşum

Bakarım göklere ammâ uçamaz dertli kuşum

Diyemem derdimi cânâ nicedir kavruluşum

BİR ZERRE AMEL

Az kaldı uzan gel başını göklere değdir

Benlik tuzağındır a gönül boynunu eğdir

Ah sırrına er hikmeti bul eyle temâşa

Bir zerre amel bin hevesin hepsine yeğdir

SEVDA YELİ

Bana sevda yeli derler eserim aşk eserim

Beni bilmez kimi ammâ bilenim tâc-ı serim

Nice Leylâ nice Mecnûn nice Ferhâd eserim

Beni bilmez kimi ammâ bilenim tâc-ı serim

SORDUM

Sararan yaprağa sordum da gülün hâlini ben

Susarak söyledi duydum nice ahvâlini ben

O hezâr neşesi özler çabucak gelse bahar

Açacak bahçesi gördüm yine reng-lâlini ben

GÖR

Kararan akşamı seyret şu gönül lânemi gör

Kanatıp rûhumu firkat ile vîrânemi gör

Edemem amma şikâyet severim aşka düşüp

Ona kısmet diyerek bak nice kâşânemi gör

BÎVEFA

Kırıyor kalbimi durmaz o sitemkâr bi vefâ

Bilemez sevgi nedir ah sanıyor aşkı cefâ

Ne desem gönlüme geçmez ki sözüm vâ esefâ

Bilemez sevgi nedir ah sanıyor aşkı cefâ

SÖYLER

Geçtin yine çeşmimdeki yaşlar seni saklar

Bil hep seni söyler güzelim saçtaki aklar

Sensiz unutur sanma gönül aşkı yasaklar

Bil hep seni söyler güzelim saçtaki aklar

ÖLÜM

Canlar unutur sanki ölüm çıktı cihandan

Bir bir çekilir her sevilen can içi candan

Ah sırrı nedir bil ki gönül korkma o andan

Vallahi ne çok müjdesi var hem Yaratandan

EY GONCA

Ey gonca nedir eylediğin nâz ü tegâfül

Bak geldi bahar aç yetişir ah oluver gül

Şarkımda onun şen yüzü var söyledi bülbül

Bak geldi bahar aç yetişir ah oluver gül

HÂLÂ KANIYOR

Hâlâ kanıyor rûhuma her açtığı yâre

Nazdar sevecek sevmeyecek yok ki emâre

Olmaz mı acep aşka düşen âcize çâre

Nazdar sevecek sevmeyecek yok ki emâre

GÜLÜ BEKLER

Gülü bekler yine bülbül şakıyıp yâd edecek

Kanayan yâre-i firkat onu nâşâd edecek

Bilemez ah o garip kuş nice feryad edecek

Kanayan yare-i firkat onu nâşâd edecek

SIR

Ah nazlı gönül bilmiyorum kış mı bahar mı

Saçlar kara doymuş gibi rûhumda çiçekler

Bir sırrı mı var söyle hayat gonca mı har mı

Ömrüm bitivermiş gibi can vuslatı bekler

SEVDA ÇİÇEĞİM

Ne melâlin ne bu hâlin seni sevdâ çiçeğim

Solacak çehre-i lâlin a benim sevdiceğim

Dayanır sanma sakın gül kıyamam hüznüne ben

Sana kaynar duramaz ah şu garip göynüceğim

HEP DOLUNAYSIN

Mızrabını vur kalb-i perişânımı aysın

Sevdân ile geçmiş o güzel anları saysın

Rûhum seni sevmiş bana sen hep dolunaysın

Aşkın ile geçmiş o güzel anları saysın

SENSİN

Bir hâtırasın bende gönül penceresinden

Tuttum seni cânâ o hayal hanesi sensin

Gül bahçesi nağmeyle dolar hançeresinden

Bülbül gibi şarkımdaki bir tanesi sensin

AŞKA DÜŞMEK

Aşka düşmek suç mu cânâ aşkı nîmet bilmeli

Kısmetim hem rızk-ı mevladır deyûben gülmeli

Sev a göynüm sev a cânâ Hakk’adır yol aldığın

Ânı bulmak’çün gönüller ağlayıp yaş silmeli

HATIRALAR

Kanıyormuş gibi rûhum acıtır hatıralar

Kimi firkat’le yakarken kimi dilden yaralar

Uzağım sevmeye cânâ sevemem bu aralar

Çekemem derdini aşkın nicedir dert yaralar

YALANMIŞ

İncittiğin şu kalbim artık virâne cânâ

Sözler yalan yalanmış aşk sandığım o mânâ

Kırmak için değil ah sevmek gerek cihâna

Sözler yalan yalanmış aşk sandığım o mânâ

YİNE YANDIM

Çekecek derdimi sandım nideyim âh edeyim

Yine kandım yine yandım kime eyvâh edeyim

Nice dertlerle usandım nicedir gam zedeyim

Yine kandım yine yandım kime eyvâh edeyim

ZİKREYLE GÖNÜL

Mehtap çağırır sanki deniz rûhuma candır

Zikreyle gönül bul ki huşû tam da bu andır

Hû hû deyiver ah uyuyan kalbi uyandır

Zikreyle gönül bul ki huşû tam da bu andır

DELİ GÖNLÜM

Enginde batan gün gibi sessiz ve derinden

Hasrette gönül lâl oluvermiş kederinden

Ümmîdine küskün gibisin ah deli gönlüm

Bak gün de doğar hem yetişir eski yerinden

HALİME BAK

Ne sabır kaldı ne tâkat nideyim hâlime bak

Severim der oyalar ah nazı çok zâlime bak

Nicedir aşkını bekler yine bıkmaz da gönül

Ne çıkar bahtına bilmez ki şu ikbâlime bak

BİLMEM Kİ…

Şen dalgaların şarkısı var sanki gönülde

Ah sırlı deniz neşeli bir an ki gönülde

Sorsam sana söyler gibisin tatlı sesinden

Bilmem ki acep aşk ü vefâ hangi gönülde

GÖNÜL

Dem vurma gönül bil ki şu aşk âh ü enindir

Ah çâresi yok firkati yar derdi senindir

Dur sevme demem sen yine sev sev de sevindir

Ah çâresi yok firkati yar derdi senindir

SIRRI NEDİR?

Sor sırrı nedir vuslata bin dert gibi firkat

Kavruldu gönül kor gibi her sînede hirkat

Duydum ki şu kalp Hakk’a dönük gayrısı sirkat

Dur sevme aman ah inanır sen de kanarsın

Hakk mülkünü kendinde sanıp sen de yanarsın

SEN HÛ DE

Ah talib-i dünyâ olanın derdi ne çoktur

Sevdâ diyerek beklenilen sînede oktur

Bilmez ki seven Rabb-i Rahîm gayrısı yoktur

Sen Hû de gönül başkası bil sînede oktur

GÜLMEK

Ah var mı gönül âhir-i aşktan yana gülmek

Bir lahza huzur, yok ki firâktan sana gülmek

Geçmiş gelecek olmaya gör bir ana gülmek

Bir lahza huzur, yok ki firâktan sana gülmek

GÜNEŞ MİYİM?

Güneş miyim ışık saçam belki ayım kara camım

Zannedersin ışık benden işte budur benim gamım

Gün doğar iken ışırım akşam olur kayar nûrum

Hakk’ın zikrinde huzûrum hiç olmaz meyveyim hamım

EFENDİM

A gözüm nuru efendim seni bilsem seni ben

Salavâtınla donansam yeni bilsem seni ben

Doyamaz vaslına ruhum yine bilsem seni ben

Salavâtınla donansam yeni bilsem seni ben

AKIL

Batacak bir güneşin nûruna râm oldu akıl

Koruyup kolla İlâhî yolunun âşığı kıl

Yanarım firkati görmez hevesim perde bana

Yetişir Hû diye dönsün nefesim ver de bana

BAK SEVGİLİ

Bak sevgili mehtâba gönül penceresinden

Düşmüş gibi nurdan denizin göğsüne bin ay

Her dalgada şen şarkı hezar hançeresinden

Say sen o güzel anları nîmet bilerek say

 YAR EY

Ey tatlı ümîd cennet-i âlâ beni sar ey

Yar ey o gönül şâhı nebî orda da yar ey

Göz görmedi nîmetleri ah binleri var ey

Yar ey o gönül şahı nebî ordaki yar ey

AKLEYLE

Dünyalığı dünyâda kalır can ise aslâ

Akleyle gönül bâkiye dön öyle kıyasla

Değmez ki uçar hem bırakır rûhunu yas’la

Akleyle gönül bâkiye dön öyle kıyasla

ŞU GÖYNÜM

Bir bahçedir şu göynüm sen goncasın içinde

Hep bendesin a cânâ olsam çin ü maçinde

Bilmem nedir murâdın hâlâ neden niçinde

Sen bendesin a cânâ olsam çin ü maçinde

EY NAZENİN

Aşkın içimde hâlâ sensiz harâb bitâbım

Ağyar duyar da aşkım duymaz mısın hitâbım

Ey nâzenin bi hemtâ sensin ya mâhitâbım

Ağyar duyar da aşkım duymaz mısın hitâbım

FİRAK

Ah farkı yok firakın bir damla göz yaşından

Bildim ki aşka düşmek dertmiş aşar başından

Kalbinde sakla cânâ hem bil değer cihânâ

Vuslat sığar da ânâ firkat sabır taşından

EYVAH

Eyvah gidiyor ömrümüzün tatlı bahârı

Bilmez şu gönül kalmayacak leyl ü nehârı

Heyhat değecek değmeyecek goncası hârı

Bilmez şu gönül kalmayacak leyl ü nehârı

image_print

HABERLER