Yusuf Özgün, Gümüşhane'de Haftanın Konuğu Oldu - GÜMÜŞHANE'DEN HABER - Yerel Haber SitesiGÜMÜŞHANE'DEN HABER – Yerel Haber Sitesi

25 Haziran 2021 / Kuruluş: 15 ŞUBAT 2012

Yusuf Özgün, Gümüşhane’de Haftanın Konuğu Oldu

Son Güncelleme :

27 Nisan 2021 - 9:00

GÜMÜŞHANE OLAY GAZETESİ RÖPORTAJI – 27.04.2021

GÜMÜŞHANE OLAY GAZETESİ

GÜMÜŞHANE’DE İZ BIRAKAN GÖNÜL İNSANI YUSUF ÖZGÜN İLE HAFTANIN KONUĞU RÖPORTAJI

Röportaj: Hasan Pir, Rüveyda Usta, Abuzer yapar

OLAY GAZETESİ: Sayın Özgün, bize kendinizi tanıtır mısınız Yusuf Özgün kimdir?

YUSUF ÖZGÜN: 1966 yılında Gümüşhane’nin Torul İlçesi Zigana Köyü’nde 4 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. İlk ve ortaokulu köyümde okuduktan sonra, liseyi Trabzon Lisesi’nde bitirdim. Daha sonra üniversite eğitimimi o günki adı  ile Yıldız Üniversitesi Kocaeli Mühendislik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği’nde tamamladım. 1996 yılında Gümüşhane’ye tekrar gelerek ticarete atıldım. 1996-1998 yılları arasında askerliğimi yedek subay olarak Hava Harp Okulu’nda yaptım.

Üniversite yıllarında başlayan siyasi çalışmalarım 1998 yılında Gümüşhane’de Fazilet Partisi İl Başkan Yardımcılığı ile devam etti. Fazilet Partisi kapatıldıktan sonra 2003 yılında AK Parti il yönetimine girdim. 2004 yılı Nisan ayı itibarı ile AK Parti Gümüşhane İl Başkanlığı görevine başladım. Yedi yıllık bir görevin sonrasında 2011 yılının Ocak ayında milletvekili aday adaylığı için başkanlıktan ayrıldım.

2013 yılında Sağlık Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürlüğü’nde “Danışman Mühendis” olarak görev yaptım. Burada Şehir Hastaneleri Projelerinde yaklaşık 14 ay çalıştıktan sonra, 22 Şubat 2014 tarihli atama kararnamesiyle o zamanki adıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nda Bakanlık Müşaviri ve Bakan Danışmanı olarak ülkeme hizmet etmeye devam ettim. Bu süreçte 4 farklı bakan ile çalışma fırsatı buldum. Halen Ticaret Bakanlığı’ndaki görevimi sürdürmekteyim.

OLAY GAZETESİ: Yusuf Bey, uzun süredir il dışında görev yapıyorsunuz ama “gurbet – sıla” irtibatını hiç bozmadınız. Bir ayağınız sürekli Gümüşhane’de oldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

YUSUF ÖZGÜN: Mukaddime adlı eseri ile günümüze ışık tutan İslam Alimi İbn-i Haldun’a atfedilen bir söz vardır. “Coğrafya insanın kaderidir” diye. Bizler de bu coğrafyanın toprağıyla, suyuyla, nimetleriyle haşrolunmuşuz. Sıladan ayrılsak, gurbete gark olsak da huzuru bu topraklarda buluyoruz. Bizim gibi gurbete savrulmuşlar için Gümüşhane’ye dönüş, giderken arkamızda bıraktığımız parçamız ile bütünleşmek anlamı taşıyor. Eksikliğimizi burada tamamlıyor, yeni başlangıçlar için güç kuvvet buluyoruz. Çünkü biliyoruz ki; gurbetin mekanik dişlileri ömrümüzü öğütüyor olsa da, memleketin bereketli toprakları yüreğimizdeki yaşam sevincini yeşertiyor.

OLAY GAZETESİ: Önce iş adamı olarak daha sonra da siyasetçi ve bürokrat Yusuf Özgün olarak Gümüşhane’de çok sevilen ve sayılan bir kişiliğiniz var. Vatandaşımızın size olan bu sevgi ve saygısı konusunda neler söylemek istersiniz?

YUSUF ÖZGÜN: Bu şehrin insanları kadir kıymet bilen insanlardır. İnsan ister istemez kimi zamanlarda acaba bu sevgiye layık mıyım diye düşünmeden edemiyor. Ancak şuna inanıyorum ki, sevgi ve saygı karşılıklıdır. Siz onları sever ve sayarsanız, karşılığını aynı şekilde alırsınız. Bu açıdan bakıldığında, hiçbir gelecek hesabı yapmadan, doğru olduğuna inandığımız konularda, makamın bize bir emanet olduğunu ve sorumluluklarımızı arttırdığının bilincinde olarak, hemşerilerimize yardımcı olmaya çalıştık. Başarılı olabildiysek ne mutlu bize.

OLAY GAZETESİ: Sayın Özgün; Siyasetin yapısı gereği Gümüşhane gibi küçük ölçekli illerde herkesi memnun etmek zordur. Siz, uzunca bir dönem AK Parti Gümüşhane İl Başkanlığı görevini yürüttünüz. Döneminizden partili partisiz herkesin memnun olduğunu gördük. Bu işi nasıl başardınız?

YUSUF ÖZGÜN: Bu işin sırrını tek kelime ile ifade etmek gerekirse, inancımızın da gereği olan, “selam” kelimesiyle ifade edebiliriz. Herkese selam verip hal hatır sormak, bunun için bir ayrım gözetmemek, ayrıca insanlara karşı dürüst ve samimi olmak şeklinde ifade edebiliriz. Bunun yanında açık, şeffaf ve tarafsız olmayı öncelikli gaye edindim. Olmayacak işe günü kurtarmak için “olur” demekten ne kadar uzak durduysam, olması gereken iş için de elimden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösterdim.

OLAY GAZETESİ: İl başkanlığı yaptığınız dönemde sizi en çok mutlu eden veya üzen şeyler nelerdi?

YUSUF ÖZGÜN: En üzüntülü olduğumuz zamanlarda bile Gümüşhane halkının yanımızda olduğunu görmek beni ziyadesiyle mutlu etmiştir. Bu noktada birkaç anımı anlatmak isterim: “2006 yılında merkez ilçe seçimleriyle alakalı bazı olumsuzluklar yaşamıştık. Bu noktada çok üzülmüştüm. Işık Eczanesi’nin önünden geçerken, benim üzüntülü halimi gören Eczacı Onur Işık abimiz yanıma gelerek, “Başkan hayırdır” dedi, ben de “önemli değil abi” dedim. O da bana, “Başkan sen üzülme, sana helal olsun biz seni seviyoruz ve takdir ediyoruz” demişti. Onur abinin bu sözünü hiç unutamam.

Yine bazı konularda üzüntülü olduğum bir gün, rahmetli Hakkı Çubukçu, beni üzüntülü görünce, “Başkan sen başını dik tut, biz seni biliyoruz ve hep yanındayız” sözü beni mutlu etmişti. Bu ve bunun gibi olaylar, neden Gümüşhane’de yaşamak istediğimin küçük birer örneğidir.

OLAY GAZETESİ: İl başkanlığı yaptığınız dönemde aynı zamanda ticaretle de uğraşıyordunuz. Siyasetteki görevinizle ticari hayatınızı hep birbirinden ayrı tuttuğunuzu Gümüşhaneliler sık sık söyler ve sizi bu konuda örnek gösterirler. Bu konularda neler söylemek istersiniz?

YUSUF ÖZGÜN: Biz halk deyimiyle “Almancı” bir babanın çocuklarıydık. Rahmetli babam yaklaşık 25 yıl kaldığı Almanya’da gece gündüz demeden, her türlü zorluğa göğüs gererek bizleri yetiştirdi. Öyle çok paramız olmadı belki ama hiçbir zaman da eksiğimiz olmadı. Almanya’ya giderken (Allah uzun ömürler versin) annemizi başımıza bırakmış ve tek bir şey istemişti; okumamızı. Alınteri dökerek kazandığı her kuruşu da hiç düşünmeden eğitimimiz için harcadı. Rahmetlinin bize bıraktığı en büyük miras da işte bu oldu.  Çok şükür bizler de onun yüzünü kara çıkartmadık. Çalıştık, çabaladık bu günlere kadar geldik. Babamızın çektiği çileyi hiçbir zaman unutmadık. İşte bu nedenle kolay kazanılan hiçbir şeye de tenezzül etmedik. Var olana kanaat ettik ve şükrettik. Haliyle ben de siyasete ikbal aracı, kazanç kapısı olarak hiçbir zaman bakmadım. Sadece ve sadece, Allah rızası ve halka hizmet aracı olarak gördüm.

OLAY GAZETESİ: Bürokrat olarak Ankara’da neler yaptınız? Ankara’ya alışmak zor olmadı mı?

YUSUF ÖZGÜN: Yaklaşık 7 yıldır Ankara’da bürokrat olarak görev yapmaktayım. Bu süreçte, mümkün olduğu kadar bakanlık hizmetlerinin yanında hemşerilerimizin taleplerini yerine getirmeye gayret gösterdim. Ankara’ya alışma konusunda ise pek zorluk yaşamadık. Çünkü hem orada yaşayan hemşerilerimiz hem de Gümüşhane’den gelen dostlarımız bizi hiç yalnız bırakmadı.

OLAY GAZETESİ: Yusuf Bey, Zigana doğumlusunuz. Çocukluğunuz Ziganalarda geçti. Çocukluğunuzun Zigana’sı, Torul’u ve Gümüşhane’sinde dünle bugün arasında neler değişti?

YUSUF ÖZGÜN: O günlerden bu günlere, sosyolojik, kültürel ve ekonomik olarak Gümüşhanemiz çok değişti ve gelişti. Geldiğimiz noktada, şehrimizin gelişimine daha nasıl katkıda bulunabiliriz bu noktaya kafa yorarsak, daha doğru bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum. Mesela, şehrimiz üretim ve pazarlama noktasında, yeterli manada ilerleme gösterememiştir. Mesela pestil ve köme noktasında bir pazar oluşturabilmesine rağmen, aynı gelişimi kuşburnu için, Kürtün’deki el sanatları için, Kelkit’teki tarım ve hayvancılık için gösterememiştir. Bu noktada küçük de olsa yeni sektörler oluşturmalıyız.          

Madencilik alanında önemli mesafeler kat etmemize rağmen şehre yansıması ve şehir insanın burada edindiği tecrübeleri kullanabilmesi açısından yeterli imkân bulunmamaktadır. Tabi bu arada “çevre” nin, oluşturulan yeni sektörlerin yan etkilerinden korunması elzemdir.

OLAY GAZETESİ: Eski bir siyasetçi, eski bir iş adamı ve bürokrat olarak Gümüşhane’yi en iyi tanıyanlardan birisiniz. Gümüşhane’nin sorunları, bu sorunların çözümleri ve gelişmesi için neler söylemek istersiniz?

YUSUF ÖZGÜN: Gümüşhane’ye dair en büyük problemin uygulanacak politikalara yön vermesi gereken verilerin yetersiz ve düzensiz olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. İlimizin sorunlarının hemen herkes tarafından bilinmekle beraber bu sorunların kaynağına inmekte zorluk yaşıyoruz. Görmezden gelerek veya lokal çözümler üreterek sorunların ortadan kalkacağına dair yanlış bir anlayış içerisindeyiz.

Örneğin Süleymaniye Mahallemiz… Farklı dinlerin, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı son derece kıymetli bir hazineye sahibiz, ancak bu hazinenin ne kadar değerli olduğunu bildiğimizden şüpheliyim.  Çünkü Süleymaniye ile ilgili elimizdeki veriler maalesef ne yeterli, ne de düzenlidir. Keza Satala Antik Kenti için de, Krom için de, Santa için de, diğerleri için de durum aynı minvaldedir. Haliyle yapılan yatırımlardan beklenen faydaların elde edilmesi de mümkün görünmemektedir.

Bir başka temel sorunumuz da uygulamalarımızdaki amaç ile hedef arasındaki tutarsızlıktır. Bu tespite örnek olarak da sosyal yardımları gösterebiliriz. Evet, millet olarak, Gümüşhaneliler olarak yardımsever bir kimliğe sahibiz. Bu kimliğimizle de övünç duymak hakkımız. Ne yazık ki yaptığımız yardımların amacı, muhtaç durumdaki bireyin ya da ailenin yaşamını sürdürmesi için gerekli olan acil yardımları yapmak mahiyetindedir. Oysa politikalarımızla bireyi ya da aileyi kendi kendine yetebilecek hale getirmek zorundayız. Öte yandan elbette fakirlere, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek önemlidir ancak unutulmamalıdır ki fakirliği ortadan kaldıracak politikaları uygulamak daha da önemlidir.

Aynı sorun Gümüşhanesporumuz için de geçerlidir. Kamu kaynaklarından, maden firmalarından, işadamlarından ve daha başka kaynaklardan toplanan paraların günübirlik hedefler için hesapsız bir şekilde harcanmış olması, kulübümüzü hem mali hem de sportif açıdan zor duruma düşmesine neden olmuştur. Önemli sayılabilecek bir yekûn teşkil eden bu kaynakların, (az veya çok) sürekli gelir getirecek yatırımlarda kullanılması halinde, bugün yaşadığı olumsuzluklarla Gümüşhanesporumuz karşı karşıya kalmazdı.

Esasında konuyla ilgili söylenecek daha çok şey var. Lakin toparlamak gerekirse; Gümüşhane için hayalim; ilimizin bir eğitim, bilim, kültür ve spor merkezi haline gelmesidir. Merkezi idare, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin bir organizasyon dahilinde oluşturacakları sinerji sayesinde bunun rahatlıkla gerçekleştirebileceğini düşünüyorum. Bilinmelidir ki; içerisinde mutlu ve huzurlu insanların yaşadığı bir Gümüşhane için zaman, söylem değil eylem zamanıdır.

OLAY GAZETESİ: Yeni Zigana tünellerinin açılışıyla Gümüşhane’de neler değişir, öngörünüz nedir?

YUSUF ÖZGÜN: Yeni Zigana Tüneli Türkiye’nin en uzun tüneli olmasıyla beraber ülkemizin en önemli yatırımlarından biridir. Bu yatırım hem ilimize hem bölgemize hem de ülkemize ciddi katkılar sağlayacaktır. Özellikle ilimizin ikliminden sosyal yapısına, turizminden ekonomisine kadar her açıdan ilimize olumlu yansımaları olacaktır. Bu nedenle, ilimiz bu fırsatı iyi değerlendirmeli, hazırlıklarına şimdiden başlamalıdır. Zigana Tüneli şehrimizin turizm potansiyeline özellikle Torul, Merkez ve Kürtün ilçeleri açısından önemli katkılar sağlayacaktır.  Ayrıca tünel, Torul ve Kürtün Barajlarıyla beraber bölgenin iklimini değiştirecektir. Bu noktada, belli kurumlarımızın çalışmalarını bu duruma göre yapması gerekmektedir. Bunun yanında, ilimizden bir ticaret merkezi olan Trabzon’a olan ulaşım süresini kısaltacağı için şehrimizin ticaretini ve oradaki hemşerilerimiz şehrimize olan ulaşımını kolaylaştıracaktır. Yine, Trabzon limanına olan yakınlık, yatırımcıların dikkate alacağı bir durum olacaktır diye düşünüyorum.

OLAY GAZETESİ: Sayın Özgün; hobileriniz nelerdir, nasıl dinlenirsiniz? Köy ve yayla  sevginiz devam ediyor mu?

YUSUF ÖZGÜN: Köyde yaşamak ve toprakla uğraşmak beni dinlendiriyor. Bunun yanında mümkün olduğu kadar kitap okumaya çalışırım. Köyde tamirat, tadilat işleriyle uğraşıyorum. Eskiden futbol oynamaya ve spor yapmaya çalışıyorduk, pandemi sebebiyle biraz bu aktivitelere ara vermek zorunda kaldık.

Yaylaya çıkmak, yaylada dolaşmak insanın kendiyle baş başa kalmasını ve özgürleşmesini sağladığı için ben de ayrı bir yeri vardır. Sırası gelmişken, ilimizde çok sayıda yayla bulunması hasebiyle şehrimizin önemli bir değeri olan yayla turizminin ve yayla ekonomisinin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Ancak yaylarımızın çarpık yapılaşmaya da kurban edilmemesi gerekmektedir.

OLAY GAZETESİ: Hayatınızda uyguladığınız doğrular nelerdir?

YUSUF ÖZGÜN: Az konuşup, çok düşünmeye çalışırım. Ülkemizin, şehrimizin ve hatta köyümüzün sorunlarını ve çözüm yollarını düşünüp fikir üretmeye çalışırım. İnsanımızın daha mutlu ve daha müreffeh bir hayat yaşaması için neler yapabilirim, nasıl çözümler üretebilirim bunları düşünürüm. İnsanın mutlu olabilmesi için maddi zenginlik yanında manevi zenginlik de gerekmektedir. İtikadımızca en büyük zenginlik kanaattir.

OLAY GAZETESİ: Kendinize rehber aldığınız kimler var?

YUSUF ÖZGÜN: Elhamdülillah Müslümanız. Haliyle her Müslümanın rehberi, yol göstereni; âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)  efendimiz örnek almaya çalıştığımız kişidir. Öte yandan okuduğumuz her kitap, yaşadığımız her olay, yol yürüdüğümüz her insan bize katkı sunar, yönümüzün ne olacağı noktasında bizi etkiler. “Yaratılanı severim, Yaratan’dan ötürü” diyen Yunus Emre’den sevmeyi, sevilmeyi, dünyanın kimseye kalmadığını öğrendik mesela. Yine yaşadığımız 15 Temmuz hain darbe girişimi; “Zulm ile abat olunmaz” sözünün haklılığını bize bir kez daha gösterdi. Ve tabii yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız. Varlığıyla, yokluğuyla hayatımda derin izler bırakan dostum, arkadaşım Fahri Aydın’dan sadakati, azmi, vefayı öğrendim. Mevlam onun ve onun gibi Rahmet-i Rahman’a kavuşan tüm yol arkadaşlarımızın mekânını cennet eylesin.

OLAY GAZETESİ: Gençlerimize tavsiyeleriniz neler olur?

YUSUF ÖZGÜN: Gençlerimizden önce genç olamayanlara, gençlere güvenmelerini ve onlara destek olmalarını tavsiye ediyorum. Sorunuza gelince, gençlerimizin özgüvenli olmalarını, özsaygılarını yitirmemelerini ve iletişim konusunda kendilerini geliştirmelerini tavsiye ederim. Meslek ayrımı yapmadan yaptıkları işin en iyisini yapmaya çalışmalarını, bir ömür boyu yapacakları mesleklerini mutlu olabilecekleri dallarda seçmelerini tavsiye ederim. Çünkü hiçbir mesleğin başka bir mesleğe üstünlüğü yoktur. İşinde en iyi olmanın mesleğin etiketinden çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, bu arada gençlerin hayatları boyunca öğrenimini ve gelişimlerini sürdürmeleri gerektiğinin bilincinde olmalarını tavsiye ediyorum.

OLAY GAZETESİ: Gerek siyaset yaptığınız dönemde, gerekse daha sonraki dönemlerde unutamadığınız anılarınızdan birkaç tane paylaşır mısınız?

YUSUF ÖZGÜN: Tabii uzun sayılabilecek bir siyasi hayatımız oldu ve bununla beraber çok sayıda unutamayacağımız olaylara, zamanlara ve anlara şahit olduk. Hayatımın dönüm noktalarından biri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la ilk tanıştığımız gündü. 1992 yılıydı ve henüz öğrencilik dönemimdi. İstanbul’un Pendik İlçesi Kavakpınar Mahallesi’nde haftalık olarak düzenlediğimiz Milli Gençlik Vakfı toplantılarımızdan birine Refah Partisi İl Başkanı olarak katılan Sayın Cumhurbaşkanımız beni kendisine hayran bırakmıştı. Lider ruhlu, cesur,  inançlı, alçakgönüllü ve her haliyle bizden biriydi.

      Yine 1994 Yerel seçimleri öncesi yaptığımız organizasyonların birinde tekrar bir araya gelmiştik. Bu kez Kaynarca’da havanın kararmış olduğu bir saatte miting düzenlemiştik ve bu kez Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak halka hitap edecekti. İşte o mitingde birkaç saat önce başına gelen bir olayı anlatmıştı. Sanırım Sultanbeyli’de yaşanan bir olaydı. Yedi sekiz yaşlarındaki küçük bir kız çocuğu yanına yaklaşmış ve “Bunları annem gönderdi, seçildikten sonra sakın bizi unutmasın dedi…” kelimelerini belli belirsiz fısıldadıktan sonra küçük avuçlarında sımsıkı tuttuğu iki bileziği uzatmıştı. Herkes şaşkın şaşkın ona bakarken bu kez de kendi incecik kolundaki oyuncak bileziği çıkarıp uzatmıştı. Erdoğan’ın gözleri dolmuş ve bir şey söylemesine fırsat kalmadan küçük kız kalabalığın arasına karışıp kayboluvermişti. İşte bu hadiseyi ilk kez orada bizlerle paylaşmıştı. Olayı anlatırken gözlerinin dolmasını, sesinin titremesini asla unutamam. Çünkü o duygu doğru yolda olduğumuzun, haklılığımızın ve samimiyetimizin göstergesiydi.

      Yine 28 Şubat darbe dönemini, 11 Ekim 1998’deki başörtü yasağına karşı düzenlenen “inanca saygı, düşünceye özgürlük için ele ele” gösterilerini ve  27 Nisan darbe bildirisini unutmak mümkün değil. Birebir, olayların mağduru olarak yaşadım o günleri… Ve son olarak 15 Temmuz’da bir arkadaşım ve çocuklarımla beraber Genelkurmay Başkanlığı’nın önünde silahlarını kuşanmış asker görünümlü teröristlerin yaptıklarına şahit oldum. Özellikle yaşadığımız olumsuzlukları, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları bir daha yaşanmaması temennisiyle aktarmak istedim.

      Bunun yanında onlarca seçim, referandum, kongre yaşamış bir insan olarak başarıyı, sevinci, mutluluğu da tecrübe ettim.

OLAY GAZETESİ: Gezdiğiniz yurt içi ve yurt dışı seyahatlerinizde en çok etkilendiğiniz yerler nereler oldu?

YUSUF ÖZGÜN: Trabzon, Kocaeli, İstanbul ve Ankara’da uzun süreler ikamet ettim. Ülkemizin birçok ilinde de gezme fırsatım oldu. Beni etkileyen illerin başında Hatay gelmektedir. Oradaki köklü medeniyet, leziz yemekler herkesi etkileyecektir diye düşünüyorum. Yine Şanlıurfa da; yemekleri, sıra geceleri, tarihin başladığı yer olan Göbekli Tepesiyle ve diğer tarihi eserleriyle birlikte müthiş bir kültürel zenginlik yaşatıyor insana.

OLAY GAZETESİ: Sizin, ayrıca söylemek istedikleriniz varsa buyurun.

YUSUF ÖZGÜN: Bütün çalışmalarımda yanımda olan aileme, siyasi hayatımda beraber yürüdüğümüz yol arkadaşlarıma, siyasette ve bürokraside bize güvenip görev veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, beraber çalıştığımız bakan ve bakanlık personellerine ve özellikle bizden desteğini hiç esirgemediğine inandığım Gümüşhane halkına teşekkürlerime ifade etmek isterim.

OLAY GAZETESİ: Yusuf Bey, güzel sohbetiniz ve samimi cevaplarınız için size çok teşekkür ediyoruz.

YUSUF ÖZGÜN: Gazetenizin bu güzel yazı dizisinde teveccüh gösterip bize de yer verdiğiniz için ben de sizlere, Gümüşhane Olay Gazetesi çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bu röportaj vesilesi ile Gümüşhanemizin güzide değerleri olan Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi, Vasfi Mahir Kocatürk, Hüseyin Nihal Atsız, Şeref Akdik, Dilaver Cebeci’yi rahmetle anmak istiyorum.

KAYNAK: GÜMÜŞHANE OLAY GAZETESİ – 27.04.2021

RÖPORTAJIN YAYIMLANDIĞI 27.04.2021 TARİHLİ OLAY GAZETESİ’NİN PDF SİNİ OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYINIZ

image_print