Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Hasan PİR
YAZARIN TÜM YAZILARI

Allah’ın Anne Sütüne Koyduğu Şifa

Hasan Pir

Bir bebek hastalandığında ilk harekete geçen kimdir? Elbette anne… Telaşlanır, araştırır, doktora başvurur, çare arar. Çünkü sever, çünkü korumak ister. Ancak çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek vardır: Anne daha ne yapacağını düşünürken, onun bedeninde çok daha hızlı ve sessiz bir süreç çoktan başlamıştır. Anne sütü, bu sürecin en dikkat çekici parçasıdır.

Bilimsel veriler bize şunu söylüyor: Anne sütü sabit bir gıda değildir; aksine, değişebilen ve duruma göre şekil alabilen canlı bir yapıdır. Bebek hastalandığında, süt içeriğinde bağışıklık unsurlarının artabildiği, koruyucu bileşenlerin güçlenebildiği görülmektedir. Yani süt, bebeğin ihtiyacına göre bir anlamda yeniden düzenlenir. Bu noktada insan ister istemez düşünür: Bu kadar isabetli bir uyum gerçekten tesadüf olabilir mi?

Çünkü burada dikkat çeken şey sadece değişim değildir; değişimin yönüdür. Yani ortaya çıkan sonuç, rastgele bir farklılık değil; doğrudan bebeğin hastalığına karşı koruyucu bir nitelik taşımaktadır. Anne bu süreci bilinçli olarak yönetmez, bebek bunu yönlendiremez, süt ise zaten akıl sahibi değildir. Buna rağmen ortaya çıkan sonuç, adeta “bebeğin neye ihtiyacı varsa ona göre hazırlanmış” gibidir. İşte bu nokta, meselenin sadece biyolojiyle sınırlı olmadığını gösterir.

Demek ki burada işleyen şey, kör bir tesadüf değil; ince bir düzen, yüksek bir ilim ve kuşatıcı bir merhamettir. Anne ile bebek arasındaki bu görünmez uyum, aslında daha büyük bir sistemin küçük bir parçasıdır. Bebeğin hastalığını bilen, annenin bedeninde gerekli değişimi başlatan ve bu değişimi şifa vesilesine dönüştüren kudret, insanın dışında bir ilim ve iradeye işaret eder. Bu düzeni kuran ve işleten tek bir ilim ve kudret sahibi vardır. O da Allah’tır.

Anne çare ararken, süt çoktan çare olmaya başlamıştır. Belki de asıl ders şudur: İnsan aklı kıymetlidir ama her şeyi kuşatamaz. Bazı hakikatler vardır ki, onları anlamanın yolu sadece bakmak değil; aynı zamanda görmeyi öğrenmektir.

Bu noktada meseleye biraz daha geniş bir pencereden bakmak gerekir. Aslında sadece anne, bebek ve süt bağlamında değil, kâinatın her karışında bu ince ve mükemmel ilahî düşünce ve hesapları görmek mümkündür. Bir yaprağın damarlarında, bir arının bal yapmasında, insan bedeninin en küçük hücresinde bile aynı düzen, aynı ölçü ve aynı maksatlı işleyiş kendini gösterir. Hiçbiri rastgele değildir; her biri yerli yerince, ihtiyaçlara tam karşılık verecek şekilde yaratılmıştır.

Tesadüf ve tabiat bu kadar isabetli ve sürekli sonuçlar üretemez. Tesadüfün olduğu yerde kararsızlık, dağınıklık ve amaçsızlık olur. Tabiatın olduğu yerde ise kör kuvvet vardır. Oysa burada görülen şey; süreklilik, denge ve hedefe yönelik bir düzenliliktir. Anne sütündeki değişim nasıl ki bebeğin ihtiyacına tam karşılık veriyorsa, kâinattaki sayısız sistem de aynı şekilde bir hikmet üzere işlemektedir. Bu da bize şunu hatırlatır: Hayat, başıboş bir akış değil; ilimle, iradeyle ve merhametle kurulmuş büyük bir nizamın içindedir. Bu nizamın kurucusu ve yöneticisi olan Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tanımak, onu öğrenmek ve O’na iman etmek ise insanın en büyük vazifesi ve mutluluk kaynağıdır.

Güzel günler dileğiyle.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER