Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya

Gümüşhane’de 1890 Yılındaki Sel Felaketi

S. Vedat Karaarslan Arkeolog- Elektronik Müh. (MSc.) Gümüşhane’nin ve Doğu

S. Vedat Karaarslan Arkeolog- Elektronik Müh. (MSc.)

Gümüşhane’nin ve Doğu Karadeniz Bölgesinin önemli su kaynağı olan Harşit Çayı’nın ilk kaynağının üst havza bölgesinde yer alan Sifon Deresi olarak başlayan suyun serüveni Harşit Çayı’nın Tirebolu’da Karadeniz ile vuslatına kadar devam eder. Harşit Çayı, Vauk Dağı kuzey eteklerinden doğar ve Sifon Deresi kaynak adıyla Gümüşhane’yi kat ederek Karadeniz’e ulaşır.

Harşit’in ana kolu değil, ama onun en kritik yan kollarından biri olarak Kale beldesinin kuzeyinde bulunan Süle Köyü civarındaki eğimi çok dik bir coğrafyada bulunan ve heyelana açık bir bölgede akan Süle Deresi’nin suyu Harşit Çayı’na karışması ile Harşit’in havzası adeta bir sel topuna ulaşırdı. Süle Deresi’nden sonra ne zaman ne yapacağı hiçbir zaman belli olmayan Mavrangel Deresi, sonrasında Musalla Deresi, Harşit Çayı’na karışarak Sifon Deresi’nden başlayan suyun yolculuğunu Torul yönüne doğru ve Kürtün üzerinde  diğer derelerin eklenmesiyle daha da hacimli hale getirirdi.    

Sellerin ana belirleyici unsuru yağışın karakteridir. Yükseltiler, drenaj ve yamaç eğimleri, dere yataklarına yerleşim ve kontrolsüz yapılaşma da sel felaketlerinin ortaya çıkmasını tetikler.

Kayıt altına alınmış 29 Ağustos 1890 tarihinde vuku bulan sel felaketinde Gümüşhane Mutasarrıflığının bağlı bulunduğu Trabzon Vilayeti! ’ne gönderilen raporda zararın az olduğunun bildirilmesine rağmen bu tarihteki sel nedeniyle Eğinli Remzi ve Gümüşhaneli Mahmud Radi Efendi bu olaya dair destan yazmıştır. Bu tarihte Süleymaniye Mahallesi’nden tam olarak günümüzdeki Gümüşhane’ye taşınılmış olmamasına rağmen vadi içindeki 1575 yılında yapıldığı kitabesinde yazılı bulunan Karakol [1] ya da Kemer Köprüsü ve az sayıda da olsa mevcut yerleşimler esas alınarak destanın yazıldığı anlaşılıyor. 

GÜMÜŞHANE COĞRAFYASINDA SÜLE-KALE VE TEKKE (SELSEKİ)

Eğinli Remzi 1890 yılındaki sel felaketinin Kale beldesinin kuzeyinde bulunan Süle’den alınan bir işaret ile başladığını ifade eder.  Sonrasında eski adı Kovans olan Kale beldesinde suyun toplandığını zımnen söyleyerek hükümetin bu afeti önlemeye çalıştığını vurgular. Gümüşhane Tekke Köyü’nin eski adı selin önünde set gibi durmasından dolayı Selseki’dir.

Selseki, tarihî kaynaklarda ve edebiyatta Gümüşhane’ye bağlı Tekke’nin eski adlarından biri olarak geçer. Kelime kökeni olarak Türkçe bir tabir olan “sel sekisi” (sel sularının oluşturduğu düzlük veya dere yatağı sekisi) ifadesinin zamanla değişime uğramasıyla ortaya çıkmıştı. Günümüzdeki Tekke beldesi Harşit Çayı selinin önünde bir ‘sek’ [2] gibi durmaktadır. 

Eğinli Remzi, selin Selseki’de harmanları savurup saplarını götürdüğünü her şeyi dağıttığını yazmıştır. Sorda Mahallesi’nden bir çamur deryası halinde geçen çoğu kez şahit olarak gördüğümüz sel rusubat [3] olarak çamur, mil (ince toprak), kum, çakıl, taş parçaları ve ağaç ve bitki artıklarını bu arada evlerde ne bulursa dolap, sandalye, yatak ve hayvanları önüne katar geçerdi. Bahçeler çamur deryası haline gelir ve bu nedenle balık dolardı ve halk tarafından toplanırdı.

Harşit Çayı seli nihayet Kadirbeyli Mahallesi’ne ulaşmıştı. Buradan şehrin kuzey tarafında bulunan halkın yerel ağız ile Gasarhana Köprüsü dediği Kasarcı bölgesini şehre bağlayan bölgedeki evlerin de sel dolayısıyla tahrip olduğunu ve halkın ve çocukların feryat, figan ettiği destanda yazılır.

Remzi’nin ‘Kemer köprü köprülerin serdarı’ olarak tanımladığı selin ulaştığı köprü Gümüşhane merkezinde halen görevini yapan kitabesinde “Recep 983/Ekim 1575’te Ferruh Zat Oğlu Halebî tarafından yaptırılmıştır” denilen Karakol Köprüsü ya da Kemer Köprü’dür.Bu köprüde de herhangi bir zararın olmadığını ve köprünün su ile çok cenk ettiğini anlatan Remzi, bu köprüden başka bir köprü kalmadığından bahseder.

HARŞİT ÇAYI ÜZERİNDEKİ KEMER- KARAKOL KÖPRÜSÜ (1575)

Harşit Çayı seli artık Gümüşhane merkezinden çıkış mahallesi olan Daltaban mevkiindedir.  Sonrasında esas zararın Kurdaloğlu, [4] Çitdüzü ve Beşkilise (Mescitli) olarak bilinen mahallelerde olduğunu yazan Remzi selin nihayet Ardasa’ya (Torul) ulaştığını destanda yazar. Ardasa’da daki selin yaptığı hasar ile insanların diline düşmekten kaygılanan Eğinli Remzi, Harşit Çayı’nın hemen yanında yer alan Hükümet binasının zarar gördüğünü cami ve çarşının da bu selden nasibini aldığından bahseder. Felaket sonrası sessizliği de belirtmek üzere Terk edilmiş, harap olmuş ve sessiz bir yer; sadece baykuşun kaldığı ortam olarak Ardasa’yı tanımlamasından sonra şiirsel bu destan Remzi’nin bu anlatıyı beyan ettiğini bildirmesi ile sona erer.

Bir sonraki yazımızda diğer sel felaketlerini tek tek anlatacağız.

ARKEOTEKNO 

[1] Osmanlı, III. Murad döneminde yapılan köprünün yanında bir karakol olduğu için iki gözlü (bir kemer sivri, biri yuvarlak) köprü bu ad ile adlandırılmaktadır. [2] Bazı yöresel ağızlarda “dik, sarp ve kayalık arazi” anlamında da kullanılır. [3] Rusubat = akarsuların taşıyıp biriktirdiği çamur, kum ve taş gibi malzeme [4] Zibahor, Kurtoğlu olarak günümüzdeki Yağmurdere havzası olarak bilinir.

Kaynak Link: https://www.arkeotekno.com/pg_899_gumushanede-1890-yilindaki-sel-felaketi