Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya

Aruz Kalıplarında Hikmet Pırıltıları (30)

Şair Ali Özdoğan ALDANMA GÖNÜL Aldanma gönül sanma vefâkarı bulursun

Şair Ali Özdoğan

ALDANMA GÖNÜL

Aldanma gönül sanma vefâkarı bulursun

Hicranla yakan hâr-ı ateşbârı bulursun

Aşktan yana hiç şevkütarâb olmadı bülbül

Hep nağme-i zâr derde giriftârı bulursun

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

ÖMRÜN GÜNEŞİ

Ve gurûb eyleyecek gün gibi ömrün güneşi

Ne çıkar bahtıma bilmem ne söner aşk ateşi

Bilirim firkati cânâ ‘nefesin sırlı eşi’

Ne çıkar bahtıma bilmem ne söner aşk ateşi

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

NE OLURSAN OL!..

İster Brutüs ol istersen Sezar

Dünyâda kaçılmaz tek yer var; mezar

Mefûlü mefâîlün müstefilün

DİLEMMÂ

Bî vefâ der kimi görsem kime sorsam a gönül

Ye’si sevdâ ne acep hayra mı yorsam a gönül

Kime zul Mecnun olup kavruluyorsam a gönül

Ye’si sevdâ ne acep hayra mı yorsam a gönül

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

EĞER…

Ger pâk olursa sîret kalpten bakar basîret

Parlar da cism ü sûret hikmet saçar şu fânî

Mefûlü fâilâlün mefûlü fâilâlün

CENNETE YAR OLMAK

Dön kıbleye dön dön de huşû rûhunu sarsın

Sen Cennet’e yar Cennet’e yar Cennet’e yarsın

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

RESUL-İ KİBRİYA

Ol Resul-i Kibriyâ her dem rûhâ mihenktür

Sözlerinde hâli gör Hakk’ın emrine denktür

Fâilün mefâilün mefûlün feilâtün

MEZAR YAKIN

Âh ü zar eder hezâr sanki yakın der mezar

Derde döndü intizâr gonca kurur neylesin

Fâilâtü fâilün müfteilün müfteilün fâilün

ALDANAN İNSAN

Ağaçlar kulak verdi meğer cahil insanmış

Emânetle aldandı hayat kendinden sanmış

Feûlün mefâîlü feûlün mefûlâtün

DIŞ VE İÇ

Üstünde kıyâfeti zannetme letâfeti

Dilden yana afeti setretti zerâfeti

Mefûlü mefâaletün müfteilğn feûl

RUHLARIN GÖÇÜ

Ruhlar kaçtı çarşıdan akıl çekmiş ayağı

İnsan şerre döndü hey! O, nefs kalmış, bayağı

Mefûlün mefâilün feûlün müfteilün

ÇELİŞKİLER

İçinde kaybolduğum gaflet midür pandemi

Önümde kabrim durur gâyem safâhat demi

Mefâîlün fâilün müstefilün fâilün

LİYAKAT

Liyakat tardedilmiş sanki Hakk’tan evamir

Tecerrüd et akıldan çengiden eyle âmir

Mefâîlün feûlün fâilâtün feûlün

HANİ?

Hani lal renkli hayaller gibi gönlümce baharlar

Bana hasret demi cânâ nicedir leyl ü nehârlar

Hanidir nağme-i dem şevk u tarâb bestenigarlar

Bana hasret demi cânâ nicedir leyl ü nehârlar

Feilâtün feilâtün feilâtün feilâtün

TEZKİYE

Nush edilmez ‘nefs-i muammâ’ içün

Kabri görmez gözleri âmâ içün

İmtihandur rûh-i dilemmâ içün

Kaç uzak tut cân ü gönülden oğul

Fâilâtün müfteilün fâilün

EY ŞİVE-NÜMA

Rencîde olur nâz ü tegâfülde bıraksan

Ey şîve-nümâ dîl-i ateş bârıma baksan

Yetmez mi günah rûhumu bin ah ile yaksan

Ey şîve-nümâ dîl-i ateş bârıma baksan

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

GÖNÜL

Sen bahar bekle gönül ben şimdi kışlarlayım

Görmedim meyl-i safâ küskün bakışlarlayım

Kalmamış zerre ümîd âteş-i sûzan ile

Rûhu içten kavuran derd-nâk yakışlarlayım

Fâilâtün feilâtün fâilâtün feûl

YALANLAR

Kimse bilmez aşk nedir ah dilde kalmış söz, yalan!.

Kim demiş hayran bakar hülyâya dalmış göz, yalan!.

İftiraktan kavrulurmuş sîne sûzan köz, yalan!.

Kim demiş hayran bakar hülyâya dalmış göz, yalan!.

Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün fâilün

CÜMLE AŞIK

Hem-avaz eylerdi Mecnun andelib dem-sâzına

Zâyeder gör nevbârın hem kavuşmaz yâzına

Sanki bilmez gonca gâib lâle hasret her gönül

Pür-hevestür cümle âşık mürg-i dîl pervâzına

Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün fâilün

15 TEMMUZ İHANETİ

Dünyaya tâlib imiş bahâne etti dini

Ayan eyledi rezil dininden önce kini

Konuşmaya ne hâcet partilerde pişkini

Ben millete bakarım derim elzem teyakkuz

Memleket tarihinde mîlattır 15 temmuz

TEN VE RUH

Zannetme beden ten ruh ile kâim

Ten fâni imiş ah ruh ise dâim

Ukbâya bakarmış asl-ı mesâim

Gördüm ki bu dünya gayreti boştur

Sus nefs-i rezîlim ahrete koştur

Mefûlü mefâîlün feilatün

MASKELİ SURAT

Suratında maske var insan olamaz zirâ

Yalan üretir durur sermâyesi iftirâ

Satılık kalem oğul, Hans’tan ödenir kirâ

Sana bin tuzak kurar senden görünür vira

Feilün mefâilün mefûlü mefâilün

ÖLÜM

Karinedir sanki heyhat zann-ı galip; ‘yok ölüm’

Lisânı hal susmuyor hiç ; var ki talip, çok ölüm

Mefâilün fâilâtün fâilâtün fâilün

ÖMÜR

Bitermiş şu bâki sandığım ömür

Hayallerle aşkı andığım ömür

Seraptan turâba bir rüyâ imiş

Vefâsız elinde yandığım ömür

Mefâîlü fâilâtü fâilün

ESFEL-İ SAFİL

Şuursuz zerreler baş başa verdi

Akıllar serdeden ruhlara erdi

Tesadüfmüş hayat hop oluverdi

‘Bilim’ der hokkabaz, bilmeye gâfil

Güyâ çağdaş imiş esfel-i sâfil

Mefâîlün mefâîlü feûlün

GEL

Kavruldu gönül âteş-i firkatle yanar gel

Ah yâre-i aşk sanki şu sînemde kanar gel

Bilmem ki neden meyl-i cefâkârı anar gel

Ah yâre-i aşk sanki şu sînemde kanar gel

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

GELMESE

Sevdâda gönül, geçmese pür-neş’eli anlar

Ah gelmese hiç gelmese mevsîm-i hazanlar

Bir mûcize say sanki umuttur yaşananlar

Ah gelmese hiç gelmese mevsîm-i hazanlar

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

KİN SAHİBİNE

Şaşarum kimdendür edebin oğul

Nicedür İslam’çün bu kinin utan!..

Dilerim ıslah ol ya kusup boğul

Görünür arkandan yularun tutan

Feilün mefûlün feilün feûl

HASET

Bende benim neyim var ki, kıskanan..

Şol hasedin Kerîm mülkü gaspıdır

Ayna görüp güneş aynanın sanan

Kul olanın bu isyânı az mıdır

Müfteilün mefâîlü fâilün

AŞKA UYANDIM

Neş’eyle gülen çeşm-i siyeh nûruna kandım

Mehtâbı unutmuş geceden aşka uyandım

Bilmezdi gönül sevmeyecek sevmedi sandım

Mehtâbı unutmuş geceden aşka uyandım

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

ÖMÜR

Ömür ipi elde mi söyle ey nefs-i nâdan

Biter bu safâ demi iç şu câm-ı fenâdan

Unutma ki âdemi eylemez fâni şâdan

Biter bu safâ demi iç şu câm-ı fenâdan

Mefâaletün feilün mefâîlü fâlün

YAŞ AKAR

Yaş akar görmez misin sen hûn olur şol dîdeden

Ah uzak durmak yaraşmaz dîl harâb rencîdeden

Geçmiyor gönlüm ne yapsam şîveger nâdîdeden

Gel uzak durmak yaraşmaz dîl harâb rencîdeden

Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün fâilün

ALDANDI

Vasl-ı dildar umdu ammâ kandı bin aldandı gör

Yandı şol efsûn-i aşktan dîl-i şeydâ yandı gör

Ah serâb-ı âfıtâbın sandı Leylâ sandı gör

Yandı şol efsûn-i aşktan dîl-i şeydâ yandı gör

Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün fâilün

ÖMÜR

Aç oturdum şu fâninin başına

Doymadım hiç meğer tadımlığimiş

Söyle rûhum dönüp mezar taşına

Geçti ömrüm koşar adımlığimiş

Fâilâtün mefâilün feilün

EYYAM-I HAZAN

Eyyâm-ı hazan geldi, gönül kandı bahâre

Vah eyleyecek, kalmadı ah kalmadı çâre

Bülbülde figan gül kuruyan sînede yâre

Vah eyleyecek, kalmadı ah kalmadı çâre

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

FİRAK HANÇERİ

Saklarım gül gibi rûhumda bahardan beridir

O güzel hâtıranın lâne-i kalbim yeridir

Unutur sanma a cânâ sana meftun ya gönül

Koparan sînemi bir tek şu firak hançeridir

Feilâtün feilâtün feilâtün feilün

GAMLI GÖNÜL

Bir fasl-ı bahar neş’esi rûhumda uyansa

Ah gamlı gönül şûh-i sitemkârını ansa

Firkatle solan aşka ümîd şûlesi yansa

Hasrette geçen ömr-i perîşâne dayansa

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

ÖMÜR

Bir lâhza imiş n’oldu ömür n’oldu da gitti

Zâyoldu yazık soldu ömür soldu da gitti

Gel ağla gönül mâziye bak hâtıralarla

Ah doldu ömür doldu ömür doldu da gitti

Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün

İNSANLAR

Göçüp gider de canlar gafletle geçer anlar

Hayal-i câhâ dalmış aldandı şu insanlar

Mefâilün mefâîlün müfteilün fâlün

İZAN

Ne mâzî var ne âtî yaşa der sen âna bak

Behîmî bir teâtî hele gel izâna bak

Feûlün fâilâtün feilün mefâilün

KAVRULUR DİL

Kavrulur dîl ah melal-i hâlimin bir yâdı var

Bî-vefâdan yârelenmiş pür hüzün feryâdı var

Sanki Leylâ zulmu görmüş çâresiz Mecnun gibi

Sevdi ammâ firkatinden sûz gönül nâşâdı var

Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün fâilün

GÖNÜL

Çekmesin derdini hiç kalmasın darda gönül

Sanki Leylâ gibi yar şîvekâr var da gönül

Aşkı firkatle sarar âh ü zar har da gönül

Sanki Leylâ gibi yar şîvekâr var da gönül

Fâilâtün feilün fâilâtün feilün

BOŞA ALDANMA

Sevmedi hiç bî vefâ, sevemez miydi

Aşk yazıdır hem cefâ, bilemez miydi

Dîde kanar bir defâ, silemez miydi

Sen de bırak ey gönül unutup yanma

Derde salan yar değil boşa aldanma

Müfteilün fâilün feilâtün fâ