Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Mustafa AKDEMİR
YAZARIN TÜM YAZILARI

Aklımız, ahiretimizin ekmek teknesidir

Mustafa Akdemir

Balıkçı teknesinin tahtası çürümeye başlasa hemen tamir eder. Şoför aracından gelen en küçük sesi bile önemser. Esnaf dükkânını, çiftçi traktörünü, mühendis bilgisayarını korur. Çünkü bilir ki ekmek teknesi zarar görürse rızkı da zarar görür.

Kimse ekmek teknesine “Boş ver, ne olursa olsun” demez, diyemez.

Peki insanın ahiretini kazandıracak ekmek teknesi yok mudur?

Vardır.

Biraz düşündüğümüzde bunun gözümüz, kulağımız, dilimiz ve diğer duyularımız olduğunu görürüz. Çünkü Allah’ın nimetlerini bunlarla tanırız: Bir çiçeğin güzelliğini gözümüzle görürüz. Bir Kur’an tilavetini kulağımızla dinleriz. Bir meyvenin tadını dilimizle alırız. Bir yağmur sonrası toprağın kokusunu burnumuzla hissederiz. Sonra da bütün bunların sahibini hatırlayıp şükrederiz.

Fakat bunların da bir kumanda merkezi vardır.

Akıl.

İnsan aklıyla düşünür, değerlendirir, tercih eder ve harekete geçer. Göz görür ama neye bakacağına akıl karar verir. Kulak işitir ama neyi dinleyeceğine akıl karar verir. Dil konuşur ama hangi sözü söyleyeceğine akıl karar verir. İyilik veya kötülük yapmaya akıl karar verir.

Bu yüzden akla, ahiretin ekmek teknesi demek yanlış olmaz.

Ne var ki ekmek teknesi olan aracımızı, dükkânımızı veya makinesimizi koruduğumuz kadar aklımızı korumuyoruz.

Arabamıza yanlış yakıt koymuyor ama zihnimize her gün tonlarca gereksiz bilgi dolduruyoruz.

Telefonumuza virüs girmesin diye program yüklüyor ama aklımıza giren virüslere karşı hiçbir tedbir almıyoruz.

Bir düşünün…

Bir iş adamına gidip “Depodaki bütün çöpleri getirip mağazanın ortasına yığalım” deseniz kabul eder mi?

Etmez.

Çünkü bilir ki değerli ürünlerle çöp aynı yerde tutulmaz.

Peki neden birçok insan zihnini böyle kullanıyor?

Saatlerce faydasız videolar, bitmek bilmeyen magazin haberleri, dedikodular, kavgalar, anlamsız tartışmalar…

İnsan bazen gün boyunca onlarca şeyi görüyor, yüzlerce şeyi dinliyor ama akşam olduğunda bunların kendisine ne kattığını düşündüğünde kocaman bir “hiç” görüyor. Ne büyük bir israf!

Hafızamız sınırsız değil.Bir kütüphanenin raflarını sürekli değersiz kitaplarla doldurursanız bir süre sonra değerli eserleri koyacak yer bulamazsınız. Zihin de böyledir. Faydasız bilgiler çoğaldıkça faydalı olanlar için yer daralır. Bulanıklaşır, karışır, sağlıklı düşünemez.

Bunun için eskiler “Ne yersen osun” demişlerdir. Belki bugün buna bir şey daha eklemek gerekiyor:

“Ne düşünüyorsan, ne seyrediyorsan ve ne dinliyorsan biraz da osun.”

Çünkü insanın karakteri, zihninden geçenlerle şekillenir.

Sürekli öfke izleyen öfkeli olur.

Sürekli şehveti besleyen görüntülerle meşgul olanın kalbi o tarafa kayar.

Sürekli boş şeylerle vakit geçiren, faydalı şeyleri sevemez hale gelir.

Ama zihnini ilimle, hikmetle, güzel örneklerle ve hakikatle besleyen insan zamanla daha da olgunlaşır.

Tıpkı verimli bir toprağa atılan tohumun güzel meyve vermesi gibi.

Bu yüzden kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

“Dünya ekmek tekneme gösterdiğim özenin ne kadarını ahiretimin ekmek teknesi olan aklıma gösteriyorum?”

Aracımızın bakım tarihini biliyoruz da zihnimizin bakımını ne zaman yaptık?

Telefonumuzun hafızasını temizliyoruz da aklımızı gereksiz yüklerden ne zaman arındırdık?

Bilgisayarımıza virüs programı kuruyoruz da düşünce dünyamızı bozan alışkanlıklara karşı hangi tedbiri aldık?

İnsan dünyasını kazanmak için yıllarını harcıyor. Fakat asıl mesele, dünya için gösterdiği gayreti ahiretini kazanacak sermayesi için de gösterebilmesidir.

Onun için aklımızı koruyalım.

Neleri seyrediyoruz, neleri dinliyoruz, neleri okuyoruz, kimleri takip ediyoruz; bunların hepsini yeniden gözden geçirelim.

Çünkü, aklımız ahiretimizin ekmek teknesidir.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER