Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya

Hırsın Kurbanı, Aklın İflası…

Mustafa Akdemir Şu an gündemin en sıcak konusu olan fon

Mustafa Akdemir

Şu an gündemin en sıcak konusu olan fon dolandırıcılığını, insan fıtratı açısından baktığınmızda fabrika ayarı bozulan bir makinenin kusurlu ürün çıkarması olarak görebiliriz. Bunlar sadece bireysel bir kurnazlık veya polisiye vakalar değildir. Bu tür toplumsal ahlaki çürümeler; insana imtihan sırrı gereği verilen üç temel kuvvenin (duygunun) fıtrî sınırlarını aşarak ifrat ve tefrit marazlarına düşmesinden kaynaklanmaktadır.

İnsanın fıtratına konulan kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i akliye ruhun bu dünyadaki tekamülünü, hayatta kalmasını ve ilahi imtihanı kazanmasını sağlamak amacıyla var edilmiş üç temel motor güçtür. Bu kuvvelerden şeheviye insanın menfaatleri ve lezzetleri celbetme arzusudur, gadabiye hayatına ve değerlerine yönelecek tehlikeleri defedip kendini koruması, akliye ise iyiyi kötüden ayırarak hakkı bulması ve doğru kararlar vermesi için insana bahşedilmiştir. Yaratıcı bu duygulara fıtraten bir sınır koymamıştır; buradaki temel amaç, insanın akıl ve iradesini kullanarak bu güçleri aşırılıklardan koruması, “vasat” denilen denge noktasında tutarak iffet, cesaret, hikmet ve nihayetinde adalet gibi yüce ahlaki erdemlere ulaşmasıdır.

Bu üç kuvve, kontrolden çıktığında (ifrat ve tefrit durumlarında) insan psikolojisine ve sosyal hayata zarar verirler. İşte fabrika ayarı bozulan insan bozuk mamul üretmeye başlar.

Fon dolandırıcılığı mekanizması, hem dolandıran hem de dolandırılan tarafların kuvvelerindeki dengesizlikle şöyle açıklanabilir:

Kuvve-i Şeheviyenin İfratı: Zahmetsiz Servet ve Lüks Hırsı

Kuvve-i şeheviye, menfaatleri ve lezzetleri celbetme arzusudur. Bu duygu sınır tanımadığında Fücur mertebesine erişir; yani haram-helal demeden başkasının malını ve hakkını gasp etme hırsına dönüşür. Dolandırıcıyı bu suça sevk eden şey; alın teri dökmeden, meşru bir üretim yapmadan kısa yoldan devasa servetlere ulaşma ve lüks içinde yaşama arzusudur. Toplumu felakete sürükleyen “İstirahatım için zahmet çek; sen çalış ben yiyeyim” düşüncesinin en çirkin tezahürüdür.

Kuvve-i Akliyenin İfratı: Şeytanî Zekâ ve Manipülasyon

Kuvve-i akliyenin ifrat mertebesi Cerbezedir. Cerbeze; hakkı batıl, batılı hak gösterecek, yalanı ve çürük hayalleri muazzam bir yatırım fırsatı gibi sunacak aldatıcı bir zekâdır. Fon dolandırıcısı, zekasını hayra ve hikmete değil, hileye çalıştırır. Kurduğu şaşaalı imajlar, sahte kâr payları, yüksek bürokratik/sosyal çevre illüzyonları ve karmaşık görünen finansal kurgular cerbezenin ürünüdür.

Kuvve-i Gadabiyenin İfratı: Gaddarlık ve Pişmanlık Hissinin Yokluğu

Kuvve-i gadabiye, zararlı şeyleri defetme ve kendini koruma gücüdür. İfrat mertebesi olan Tehevvür, hiçbir şeyden korkmamak ve zalimce baskı kurmaktır. Dolandırıcı, binlerce insanın birikimini, çoluk çocuğunun rızkını gözünü kırpmadan gasbederken en ufak bir vicdan azabı duymaz; acımasızca insanların geleceğini karartır.

Kuvve-i Şeheviyenin İfratı: Hırs ve Kanaatsizlik

Dolandırıcıların tuzağına düşen insanları harekete geçiren temel saik, piyasa gerçeklerinin çok üzerinde, kısa sürede fahiş ve zahmetsiz kazanç elde etme hırsıdır. Kanaat edip helal ve emek karşılığı kazanca razı olmak yerine, kolay yoldan köşe dönme arzusu insanı yem haline getirir.

Kuvve-i Akliyenin Tefriti: Hırsın Aklı Kör Etmesi ve Basiretsizlik

Kuvve-i akliyenin tefrit mertebesi Gabavettir (anlayışsızlık/sorgulamama). Şiddetli hırs, insanın basiretini bağlar ve aklı işlevsiz kılar. “Bu sistem bu kadar yüksek parayı nereden kazanıyor?”, “Hiçbir meşru ticaret bu oranda risksiz kâr veremez” gibi en basit mantık soruları, hırsın getirdiği gabavet perdesi yüzünden sorulmaz; insan sahte vaatlere safdilce kanar.

Toplumsal Zemin: Medeniyetin Suni İhtiyaçları

Günümüz toplumlarında fon dolandırıcılığı gibi vakaların artmasının sosyolojik sebebi; hazır medeniyetin sefahat ve israf ile gayr-ı zarurî ihtiyaçları zarurî hale getirmesidir. Eskiden bir adam birkaç şeye muhtaç iken, modern yaşam insanı yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Meşru kazanç ve alın teri bu suni masraflara kâfi gelmeyince, toplum harama, hileye ve faiz/kumar benzeri kestirme kazanç yollarına sevk edilerek ahlakın temeli bozulmuştur.

Fon dolandırıcılığı ve benzeri ahlaki çürümelerin önüne geçilmesi için yapılması gerekenler şunlardır:

Sırat-ı Müstakime Dönüş (Hikmet, İffet ve Şecaat):

Kur’an-ı Hakîm’in hedeflediği Sırat-ı Müstakim, bu üç kuvvetin vasat mertebelerini hayatın esası yapmaktır. Yani fabrika ayarlarına geri dönmektir.

Aklın vasatı olan Hikmet: Hakkı hak bilip uymak, batılı batıl bilip kaçınmak; mantıksız vaatlere ve cerbezeli aldatmacalara karşı basiretli olmaktır.

Şehvetin vasatı olan İffet ve Kanaat: Meşru ve helal kazancına razı olup, başkasının malına ve harama göz dikmemektir. “Kanaat bir hazinedir”, hırs ise insanı dilenci ve mağdur eder.

Gazabın vasatı olan Şecaat: Hak ve hukuka sahip çıkmak, gayr-ı meşru baskı ve şaşaaya boyun eğmemektir.

Kalbe ve Zihne “Manevî Bir Yasakçı” Yerleştirmek:

Sadece harici kanunlar, polis tedbirleri ve mahkemeler dolandırıcılığı engelleyemez. Kanundan korkan adam, yakalanmayacağını düşündüğü an hile yapar. Asıl çare, iman nuruyla insanın kalbine ve zihnine manevî bir yasakçı koymaktır. Allah’ın her an kendisini gördüğünü, kul hakkının ahirette çetin bir azabı olduğunu bilen bir vicdan, hiçbir dünyevi menfaat için hileye ve dolandırıcılığa sapmaz.