PROF.DR. NEVZAT TARHAN: “PANDEMİDEN ÇIKARACAĞIMIZ DERSLER VAR” - GÜMÜŞHANE'DEN HABER - Yerel Haber SitesiGÜMÜŞHANE'DEN HABER – Yerel Haber Sitesi

29 Mayıs 2024 / Kuruluş: 15 ŞUBAT 2012

PROF.DR. NEVZAT TARHAN: “PANDEMİDEN ÇIKARACAĞIMIZ DERSLER VAR”

Giriş Tarihi: 12 Aralık 2020 - 18:11

Son Güncelleme: 12 Aralık 2020 - 18:12

Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM), Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER), Üsküdar Üniversitesi  ve İslam Dünyası STK’lar Birliği (İDSB) işbirliği ile düzenlediği Uluslararası ASSAM İslam Birliği Kongresi’nin bu yılki ana teması; “ASRİKA Konfederasyon Savunma Sistemi” idi.

12 Aralık 2020 tarihinde yapılan ve  Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 4. Uluslararası ASSAM (Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi) İslam Birliği Kongresi, “ASRİKA Konfederasyon Savunma Sistemi” başlığı altında gerçekleştirildi. Kongre bu yıl pandemi tedbirleri kapsamında çevrimiçi olarak düzenlendi. Kongrede; aralarında ABD, Irak, Mısır, Nijer, Katar, Malezya gibi ülkelerden bilim insanı 27 bildiri sunumu gerçekleştirdi.

“PANDEMİDEN ÇIKARACAĞIMIZ DERSLER VAR”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kongrenin açılış konuşmasında özellikle pandemi sürecinin etkilerine değinerek İslam dünyasında pandemiden ne gibi mesajlar çıkarabileceğine ilişkin mesajlar verdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Biliyorsunuz Cenab-ı Hak insanlarla devamlı konuşuyor… Olay diliyle, hadiselerin diliyle konuşuyor. Bu pandeminin tesadüfi bir şey olmadığını zaten biliyoruz. Eğer biz hadiseleri doğru okursak doğru dersler çıkarırız, hatalarımızı düzeltiriz, yolumuza devam ederiz. Pandemi, insanlarda korku duygusu oluşturdu. Bedeni ve psikolojik rahatlık yok, insanların özgürlüğü kısıtlandı. Şimdi çocuğuna sarılamıyor, elini ağzına, yüzüne dokunduramıyor. Eskisi gibi hızlı yaşantı yok. Haz peşinde olan modern insan bütün bunları kaybetti. Bir taraftan bakıyoruz İslam dünyası da şu an Kabe-i Muazzama mahzun. Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa, Süleymaniye mahzun. İnsanlar buraları ziyaret edemiyor. Ayasofya açıldı, büyük bir hizmettir fakat orası da aynı şekilde. İstediğimiz gibi gidemiyoruz. İnsanlar yalnızlaştı” dedi.

“Musibetlerin sebepleri vardır”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şöyle devam etti: “Kader bize bir şeyler söylemek istiyor. Virüsün özelliklerinden, bulaşma hızından, aşının bulunacağından bahsediliyor. Herhangi bir hastalığın, musibetin maddi sebepleri ve manevi sebepleri vardır. Pandeminin görünmeyen manevi sebepleri ilgili hangi dersleri çıkarabiliriz diye düşünüyorum. Bunları söylerken bir hadis-i şerif okumak istiyorum. Bu kaynağı El Kafi cilt 4 sayfa 145’ten okuyorum. Hadis-i şerif şu: Peygamber efendimiz (SAV), yüce Allah insanları topluca günah işlediklerinde öğüt alıp tövbe etsinler diye onlara salgın bir bela gönderir. Emr-i bi’l – Ma’ruf ile Nehyi ani’l Münker iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ilkesini terk ettiklerinde onları evlerinden çıkamayacakları duruma düşürür. Allah’ı anmayı unuttuklarında ise dünyadan lezzet almasınlar diye ölüm korkusunu onların arasında yaygınlaştırır. Şu andaki durum için 1400 yıl önce verilmiş bir mesaj gibi değerlendirmek gerekiyor.”

 “Kalplerde ve zihinlerde dönüşüm olmadan sosyal dönüşüm olmuyor”

Kader-i ilahinin insanlara önce kendinizi değiştirin dediğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dünyayı değiştirmeye kendi nefsinizden başlayın. Biz teorik hedefleri konuşuyoruz, belgeler haline getiriyoruz. Hayallerimizi, ideallerimizi yazalım fakat metodolojisi konusunda görüşlerim olacak. Pandeminin buradan çıkardığı söz Hz. Peygamberin hayatındaki bazı örnekleri de çağrıştırdı. Hz. Peygambere biliyorsunuz nübüvvetin ilk başlangıcında ‘Sen Mekke emiri ol, davandan vazgeç, istediğinle evlen, istediğin gibi yaşa ama dininden vazgeç’ diye teklif ediliyor. Peygamber efendimiz bu teklifi kabul etmiyor. Eğer stratejik ve dünyevi düşünseydi Mekke emirliğini kabul ederdi, gücünü oturttuktan sonra ‘Herkes Müslüman olacak’ derdi. Büyük ihtimal de olurdu. Ancak kalplerin ve zihinlerin üzerine inşa edilmediği için bir müddet sonra vefatı ile birlikte biterdi. Kalplerde ve zihinlerde dönüşüm olmadan sosyal dönüşüm olmuyor. Sosyal dönüşüm olmadan politik dönüşüm olmuyor. O yüzden bizim birinci önceliğimiz insanların akıllarındaki ve kalplerindeki şüpheleri gidermek, onları düzeltmek olmalı” diye konuştu.

“Akılları ve kalpleri inşa etmeye, ikna etmeye ihtiyacımız var”

Demokrasi ve İslamiyet arasında bir doku uyuşmazlığı olmadığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Peygamber efendimizin hayatındaki diğer örnekten de bahsetmek istiyorum. Vefat ederken yerine hiç halife işaret etmemiş. Hasta yatağında savaşa hangi komutanın gideceğini söylemiş ama vefat ederken söylememiş. Bu bize aslında bir ders. Bu durumdan çıkardığım mesaj şu; ‘Ben son peygamberim. Benden sonra siz artık kendi kendinizi yönetebilecek seviyeye geldiniz. O yüzden içinizden birinize işaret etmiyorum.’ Peygamber efendimizden sonra Hz. Ebubekir, Hz. Ömer seçimle gelmiş. Hz. Osman seçilirken 6 kişi aday çıkmış. Kendi kendini yönetmeye bir talep var ama daha sonra Emeviler’le birlikte uzun zaman hep saltanatla yürümüş. İslam dünyası kendisini yönetebilecek mi yönetemeyecek mi sorusu önemli. Oryantalistler şöyle söylüyorlar; ‘Doğu insanları zordan anlar. Onlar kendi kendilerini yönetemez. Başlarına bir diktatör getirilmeli ve öyle yönetilmeliler. Demokrasi onlar için fazla ve gereksizdir.’ Biz Peygamber efendimizin hayatını referans yaparak kendi kendimizi toplum olarak yönetebildiğimizi söyleyeceğiz. Demokrasi ve İslamiyet arasında doku uyuşmazlığı yok. Hedeflerimize ulaşabilmemiz için önce devrime değil, evrime ihtiyacımız var. O yüzden akılları ve kalpleri inşa etmeye, ikna etmeye ihtiyacımız var. Önceliği bu yöne vermemiz gerekir” diye konuştu.

 “Pandemi döneminde vicdanları eğitmemiz gerekiyor”

Kuran-ı Kerim’in 4 esası olduğunu belirten Tarhan, bunları tevhid, nübüvvet, ahiret ve adalet olarak sıraladı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kuran-ı Kerim adalet söylüyor. Amacımız adaletse yöntemimiz bu zamanda demokrasi olmalı. Demokrasi halkın ikna edilmesi, kabullenmesi demek” dedi. Pandemi döneminde vicdanları eğitmemiz gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Oturduğumuz yerde kurtarıcı beklememeliyiz. Kurtarıcı, mesiyanik yaklaşım İslam dünyasının en büyük düşmanıdır. Kurtarıcı beklentisi, masum imam anlayışı İslam dünyasının en büyük zaafıdır. Bir masum imam gelecek, bizi kurtaracak yaklaşımı yerine herkesin kendi alanında bir şeyler yapması gerekiyor. Bunları yaparsak küçük adacıklar gibi birleşir. Deltalarda küçük adacıklar vardır, yıllar içinde o adacıklar birleşir koca bir kara parçası olur” dedi.

 “Bu dönemde hakikati daha fazla anlatmamız lazım”

Pandeminin sekülarizme ciddi darbe vurduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlarda küresel olarak ölümü, maneviyatı düşünmek ile ilgili sonuçlar ortaya çıkardı. Pandeminin başlangıcında bir çalışma yapmıştık. Bu çalışmada küresel olarak ciddi bir şekilde manevi sorgulama olduğu sonucu çıktı. 6 bin 300 kişi ile salgın sürecinde olgunlaşma anketi yaptık. Salgınla ilgili algılar, kaygılar, korkular ve salgın sürecindeki olgunlaşma düzeyinin tespiti için sorular soruldu. ‘Yaşamda önem verdiğim şeylerin öncelik sırası değişti’ sorusuna yüzde 59 oranında evet yanıtı aldık. ‘Manevi konulara ilgim arttı’ sorusuna yüzde 49, ‘zorlukları göğüsleyebileceğimi anladım’ sorusuna yüzde 56, ‘olayları olduğu gibi kabullenebiliyorum’ sorusuna yüzde 56, ‘ilişkilerime daha çok emek sarf etmeye başladım’ sorusuna yüzde 48, ‘elimdekilerin kıymetini daha iyi anladım’ sorusuna ise yüzde 74 oranında evet yanıtı verilmiş. Allah’ın semavi öğretilerinin bizlerden istediği değişiklikler bunlar ve insanların içindeki iyicil duyguların harekete geçmesine sebep oluyor. Bu dönemde daha fazla hakikati anlatmamız gerekir. Bir kenarda oturarak hayal kurmak değil, hedefimiz etrafımızdaki birkaç kişiye ‘yaşam dünya hayatından ibaret değil, dünyada yaşamıyoruz dünyadan geçiyoruz’ demek olmalı. Ölümden sonrası ile ilgili hedefimizin, beklentimizin, planımızı ve bir açıklamamızın olması lazım. Sekülarizmin popüler olduğu dünya sevgisini azaltan ölümü, Allah’a ve ahirete yaklaştıran düşünceleri, hayalleri harekete geçirmemiz lazım. Önce bunu kendi nefsime söylüyorum ve herkese tavsiye etmeye çalışıyorum.”

 “İslamiyet kalpler ve ruhlar üzerine inşa edilir”

Dünyada şu an salgından dolayı ciddi bir şekilde maneviyat arayışı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Biz bu araştırmayı Nisan ayında yapmıştık, o zamankine göre 3’ncü dalga yaşanıyor. Ciddi bir korku var ve 2024’e kadar aşıya rağmen bunun süreceği ile ilgili öngörüler var. Hristiyanlık Filistin topraklarında başladı fakat Roma’da küreselleşti ve devlet haline geldi. Hz. İsa 32 yaşında vefat etti. Kalan 12 havarilerle birlikte 200 sene sonra bütün dünya küresel bir Hristiyanlaşmaya gitti. Roma imparatorluğu taş yollarla yönetiliyordu. Ticari, sosyal, ekonomik ve askeri hareketlilik o yollar üzerindeydi. O zamanlardaki ‘Bütün yollar Roma’ya çıkar’ sözü şimdi ‘Bütün yollar internete çıkar’ oldu. İnternet sayesinde İslamiyet için neler yapılabileceğini şu an konuşabiliyoruz. Zorunlu bir dijitalleşme var. O halde bunu tebliğde kullanmamız gerekiyor ama şu andaki tebliğ sözde değil, hal tebliği var. Yaşayarak anlatmamız gerekiyor. Önce kendi ailemize, yakınlarımıza hak ve hakikati hal diliyle yaşayacağız. Dünya İslamiyet’e aç şu anda. Batı da öyle. İki türlü Batı var. İlki İslam’a karşı siyasi Batı, diğeri de İslam’a muhtaç Batı. Hz. Ali, Müslümanları ‘Müslümanlar’ ve ‘aday Müslümanlar’ olarak ikiye ayırıyor. Dünyanın geri kalanı aday Müslümanlardır. Onların akıllarını ve kalplerini ikna edecek faaliyetler yapmamız gerekir. Kullanacağımız en güzel metot 21. Yüzyılın keşfidir. Peygamber efendimizin hayatından anlayacağımız gibi İslamiyet devrim dini değil, evrim dinidir. Kalpler ve ruhlar üzerine inşa edilir” dedi.

KAYNAK: FASELİS

image_print