Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Niyazi KARABULUT
YAZARIN TÜM YAZILARI

Para, Masa, Nisa…

NİYAZİ KARABULUT

Para ve makam ile imtihan olup da o imtihanı kazanan o kadar az insan var ki… Hayat tecrübemiz çoğunluğun bu imtihanı kaybettiğini gösteriyor.

Hele müslümanların şu meşhur üçlemeden alın akıyla çıkmamaları ne kötü: masa, kasa, nisa…

Peygamberimiz buyuruyor: “insanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa bir daha ister.” Bu insanın haris olduğuna işaret. Şu kısacık ömürde tüketeceğin belli. Yedi sülalene yetecek parayı ne yapacaksın, hem de haram yoldan. Ninem bize derdi ki haramın üstü dağ gibidir, altı iğne gibi, mutlaka devrilir.

Âdemoğlu, malım malım deyip duruyor. Ey âdemoğlu! Yeyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka olarak verip sevap kazanmak üzere önden gönderdiğinden başka malın mı var ki?” (Müslim, Zühd 3-4. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 31, Tefsîru sûre(102) 1; Nesâî, Vesâyâ 1)

Şunu hemen söyleyelim sınanmadığımız bir günahın kahramanı değiliz. Allah imtihanımızı kolay eylesin. Bizi bir an olsun nefsimize bırakmasın. Çünkü nefis kötülüğü emreder. Kendi günahlarımızı bırakıp başkalarının günahını araştırma ukalalığı değil faş olmuş bir konudaki acizane düşüncelerimi aktarıyorum.

Yaşadığımız ülkede kanunlarla idare ediliyoruz. İnsanların yaptığı kanunlarda mutlaka açık bir kapı bulunabiliyor. Alev Alatlı “Yasal olan her şey helal değildir.” demişti. Yasal kavramı konulan kanunlara uygunluk anlamı taşıyor; helal ve haram kavramları dini birer kavram. Yani Alev Alatlı’ya tamamen katılıyorum. Şu kadarını söyleyeyim kanunlara uygunluk mahkeme-i kübrada geçerli değil.

15 temmuz gecesi şöyle bir paylaşımda bulunmuştım: bunların bütün mal varlıklarına el konulsun. Aynı şeyi siyasetin kibirlileri ve ahlaksızları için de söylüyorum. Cumhurbaşkanının arkasına sığınan bu haramzadelerin ümüğü sıkılmazsa daha çok kıvranırız. Bütün milletvekillerinin mal varlığı, ilişkileri araştırılsın. İçimizde o kadar çok harami var ki. Kimisi siyasi nüfuzunu kullandı, kimisinin, moda deyimle, şansı yaver gitti, kimisi aldığı tüyolarla doldurdu cebini..

Kibir konusuna da bir parantez açmak istiyorum. Maalesef siyasetle iştigal edenlerde anlamsız bir kibir görüyorum. Halka tepeden bakmak gibi bir alışkanlık var. Herkes için geçerli olmasa da bu tespit genele şamil bir tutum. Bu üstenci bakış açısını maalesef çok görüyoruz. Duamız şudur: Allahu teala bizi kibirlilerden eylemesin.

Bu doyumsuz ve görgüsüz insanlar gökten zembille inmedi. Aday adayı olduğumda, sen hangi parayla bu işe giriyorsun diyen kişiyle bu haramiler aynı kafa yapısına sahip. Özellikle siyasi nüfuzunu kullanarak kendilerini dokunulmaz zannedip de asıl vurgunu vuranların hepsinin mal varlığına el konulması, hak ettikleri ceza neyse kendilerine verilmesi gerekmektedir. Hırsızlık yapanın elini keselim de o utançla ömür boyu dolaşsınlar.

Hukukun her zaman ahlaki olmadığını biliyorum. Ahlakın kaynağının da din olduğunu biliyorum. Namaz kılıyor, başörtüsü takıyor gibi hezeyanlarla islama saldıranları da görüyorum. Paranın dini imanı olmadığı gibi hırsızlığın da dini imanı yok. Zaten Kurandaki el kesme cezası müslümanlar için geçerli bir emir.

Bizim kültümüzde suçu işleyen kim olursa olsun cezasını çeksin diyenlerdeniz, benim milliyetimden, benim hemşehrim, benim partimden diyerek kimseyi savunamayız. Yanlışa yanlış deme gibi bir sorumluluğumuz var. Başkaları gibi hırsızına sahip çıkanlardan değiliz.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER