BİZ BU HALE NASIL GELDİK? VE NASIL KURTULURUZ? - GÜMÜŞHANE'DEN HABER - Yerel Haber SitesiGÜMÜŞHANE'DEN HABER – Yerel Haber Sitesi

17 Eylül 2021 / Kuruluş: 15 ŞUBAT 2012

BİZ BU HALE NASIL GELDİK? VE NASIL KURTULURUZ?

Son Güncelleme :

11 Temmuz 2018 - 21:50

MUSTAFA AKDEMİR’İN KÖŞE YAZISI

Biz gerek ümmet olarak İslam tarihinde, gerekse İslam’la yoğrulmuş Türk tarihinde, insandan tutun hayvana ve hatta etrafındaki eşyalara bile son derece değer veren bir medeniyetin çocuklarıyız.

Biz iki sahabisini develerinin üstünde sohbet ederken görüp onlara “ ya yolunuza devam edin ya da sohbet edecekseniz develerinizden inin, onları sandalye olarak kullanmayın” diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.

Biz kurduğu özel vakfiyeler ile sokakta yasayan hayvanların yemesine içmesine kol kanat geren, onlar için hastaneler inşa eden ve çıkardıkları fermanlar ile atların nalsız ve bozuk semer ile çalıştırılmasını ve fazla yük yüklenmesini yasaklayan Yavuz’un, Fatih’in ve Beyazıt’ın torunlarıyız.

Biz ne alan incinsin ne verenin ihlası bozulsun hassasiyeti ile meydanlara “sadaka taşları” inşa eden ve verenin gizlice karanlıkta parayı bıraktığı, alanın ise kimse görmeden ihtiyacı kadar kısmını gizlice aldığı ve meydanda ve açıkta duran paraya kimsenin elini sürmediği bir ecdadın torunlarıyız.

Ne oldu bize? Nasıl olduda biz o yüksek insanlık mertebesinden bir köpeğin canlı canlı ayaklarını kesip ormana bırakan, minik yavrulara akla hayale gelmeyecek işler edip sonra canına kıyan, yardım etmek bahanesiyle koluna girdiği yaşlı ve gözleri görmeyen amcanın parasını çalan, anne babasını parası için döven ve hatta öldüren zombiler haline geldik? O yüksek nesilden bu zombiler nasıl türedi?

Peki insan makinesi nasıl çalışır? Yani bir insan neyin yanlış neyin doğru olduğuna nasıl ve neye göre karar verir? Bir davranışta bulunurken bu iyi mi yoksa kötü mü, bunun çevreye ve diğer insanlara etkisi nedir gibi değerlendirmeleri neye göre yapar? Her makine bir programa göre çalışır. İnsan makinesi de “değerler”  adını verdiğimiz manevi kurallar ile programlanır. Yani sahip olduğu “milli ve manevi” değerlere göre ve neyin iyi, neyin kötü olduğuna karar verir.

Peki insanı programlamak için kullanacağımız değerler nelerdir ve nereden alırız bunları? Ve en doğru değerler bunlar olduğunu nereden biliriz?

Bir araç satın alsak hemen yanında bir de kullanma klavuzu verirler ve biz bu klavuza göre aracı kullanırsak ancak o zaman istenilen neticeyi alabiliriz. Mesela, orada deposuna benzin, motoruna yağ koyun yazar ve biz buna uyarız. Eger kafamıza göre deposuna su, motoruna benzin koyarsak o zaman o araç bir hurda yığınından öteye geçemez. İşte bu insan makinesini yaratan Allah (cc) da bize göndermiş olduğu peygamberi ve kitabı ile neyin iyi, neyin kötü olduğunu, bizim iyi ve mutlu bir insan, başarılı ve çevresine faydalı bir birey olmamız için hangi kurallara uyup nelerden uzak durmamız gerektiğini bildirmistir. İşte bu kurallar insanın değerlerini oluşturur. İşte bu değerler en doğru değerlerdir. Çünkü “yapan bilir”  öyleyse “bilen konuşur”. Hem tarih bize canlı bir şahittir ki insan toplulukları özellikle müslümanlar ne zaman Kur’an ve Sünnet’e uymuşlarsa zamanlarının en parlak medeniyetlerini ve en güçlü devletlerini kurmuşlardır ve ne zaman ellerini Kur’an ve Sünnet’ten gevşetmişlerse hemen bozulup güç ve şehametlerinide kaybetmişlerdir.

Konuyu biraz toparlayacak olursak, yazımın başında zikrettiğim ecdadımız ile aramızdaki fark, yani onları gerçek manada “insan” bizi de “zombi” yapan değişen ve yozlaşan değerlerimizdir. Halbuki maddi olarak ve gelişmişlik ve teknoloji olarak onlardan çok daha ileriyiz. Ama onlar hayatlarını Kur’an ve sünnete göre programlıyorlardı biz ise nefsimizin arzularına, ayartıcı dürtülerin yönlendirmesine göre. Kendini düşünen ve dünyanın merkezine koyan başkasını düşünmez. Kendini seven başkasını ciddi olarak sevemez, sevsede ondaki menfaatini sever.

Bu durumdan kurtulup aslımıza dönmenin yani yeniden o özlenen insan olmanın tek çaresi  “değerler eğitimidir”. Milli ve manevi değerlerimizi hakkıyla öğrenip hayatımıza tatbik etmektir. Bu sebepledir ki eğitim sistemimiz bizim özümüze ve köklerimize uygun olarak yeniden ve sil baştan yapılandırılmalıdır. Diğer yandan biz aileler (büyükler) aynı şekilde bu değerleri hayatımıza tatbik etmek ve çocuklarımızı bu değerler ile yetiştirmek için azami gayret göstermeliyiz çünkü eğitim evde başlar. Zira değerleri olmayan bir insan en yüksek eğitimide alsa bu onun iyi bir insan olmasını garantilemez. Çünkü o da bir (insan ) makinesi ve sonuçta neyin doğru neyin yanlış olduğuna sahip olduğu değerelere göre karar verecek.

Eğer bataklığı kurutmazsak en ağır cezayı da versek sineklere engel olamayız. Biz insan değil zombi yetiştirdiğimiz müddetçe daha çok kötü haberler alırız. Biliyorum bu uzun soluklu ve azim ve kararlılıkla olacak bir iş ama zaten bu hale bir günde gelmedik.

İşimiz zor ve uzun zaman ve kararlılık gerektiriyor ama her gün binlerce bebek doğup bu sisteme dahil oluyor, o yüzden hemen çalışmaya başlamalıyız.

 

image_print