Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya

Gümüşhane Eğitim-Bir-Sen’in, Karne Günü Açıkladığı Önemli Rapor

Eğitim-Bir-Sen Gümüşhane İl Başkanı ve Mermur-Sen Gümüşhane İl Temsilcisi Ergin

Eğitim-Bir-Sen Gümüşhane İl Başkanı ve Mermur-Sen Gümüşhane İl Temsilcisi Ergin Aslan 2025-2026 Eğiitm Öğretim Yılının sona erdiği karne günü yaptığı yazılı basın açıklaması ile kapsamlı bir rapor sundu.

Başkan Aslan’ın yazılı basın açıklaması şöyledir:

2025-2026 eğitim-öğretim yılı sona ererken fedakârca emek veren tüm eğitim çalışanlarına teşekkür ediyor; öğrencilerimize hayırlı, bereketli ve verimli bir tatil dönemi diliyoruz.

Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitim sisteminde aksayan yönlere ilişkin sorunların yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.

Eğitim çalışanlarımıza ve öğrencilerimize hayatlarına yenilikler katacak huzurlu ve nitelikli bir dinlenme dönemi; mezun olan öğrencilerimize ise yeni başarılar diliyoruz.

Geride bıraktığımız eğitim-öğretim döneminin bütün yönleriyle değerlendirilmesi, eğitim sistemimizin aksayan alanlarının doğru tespit edilmesi ve yeni eğitim-öğretim yılına hazırlık sürecinin kalıcı çözümler üretecek bir anlayışla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu eğitim-öğretim yılı, ne yazık ki okulda şiddetin eğitimin başat sorunu hâline geldiği bir dönem olarak anılacaktır. Eğitim kurumlarının güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir iklime kavuşturulması ertelenemez bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

Bu dönemde; öğretmen atama ve yer değişikliği yönetmeliği, yönetici görevlendirme yönetmeliği gibi eğitim çalışanlarını ilgilendiren temel ikincil mevzuatın değiştirildiğine; norm kadro fazlası öğretmenlerin yer değişikliğine ve istemedikleri tercihlere zorlandıkları süreçlere; alan değişikliğinde ise beklentilerin tam olarak karşılanamadığına şahit olduk.

Okul kıyafeti düzenlemesi, zilsiz okul uygulaması, Ramazan ayında okul etkinlikleri yapılması, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin yaygınlık kazanması, mesleki ve teknik eğitime yönelik teşvikler ile sıra tayini uygulamasının düzenli olarak hayata geçirilmesi de geçen dönemin olumlu gelişmeleri olarak kayıtlara geçmiştir.

Ancak sürekli değiştirilen ikincil mevzuat, öğretmen açığı ile norm kadro fazlası ikileminde beklentilere cevap vermeyen atama süreçleri ve öğretmen yer değişikliği işlemlerinin rayına oturtulamaması gibi sebeplerle eğitim sisteminden beklenen yarar ve umulan katkı elde edilememektedir.

Eğitim çalışanlarının, eğitimin asli öznesi olarak eğitim sisteminin merkezinde konumlandırılmamasının da bu süreçte önemli payı bulunmaktadır.

Geleceğimizi, çocuklarımızı emanet ettiğimiz eğitim çalışanlarının mesleki motivasyonu; eğitimin niteliğini, dolayısıyla ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendirmektedir. İyi bir eğitim sistemi için eğitimcilerin çalışma ortamı iyileştirilmeli, motivasyonları artırılmalıdır.

Bu kapsamda; öğretmenin ek ders ücretinin düşüklüğü başta olmak üzere mali hakları geliştirilmeli, alan değişikliği talepleri karşılanmalı, öğretmen istihdamında güçlük çekilen bölgelerde görev yapanlara ilave teşvikler verilmeli, eğitim kurumu yöneticiliğinde özlük haklarını ve yetkileri geliştiren kariyer odaklı sürdürülebilir bir sistem kurulmalı, eğitimin rehberlik ayağındaki eksiklikler giderilmeli, öğretmenlerin yer değişikliği talepleri karşılanmalı ve ücretli öğretmen istihdamı yerine kadrolu istihdam yapılmalıdır.

Sorunlar ve Çözüm Önerileri

1. Okul güvenliği konusunda hızlı adımlar atılmalıdır

Tatil dönemi; başta hazin ve vahim sonuçlar doğuran şiddet olmak üzere, eğitimin aksayan yönlerini doğru tespit etmek, sorunları kalıcı şekilde ortadan kaldıracak çareler geliştirmek ve etkili çözümler üretmek için önemli bir fırsat olarak görülmelidir.

Bu süreçte, Ankara’da düzenlediğimiz ve kamuoyuyla paylaştıktan sonra TBMM Araştırma Komisyonu’na da sunduğumuz “Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar Arası Koordinasyon ve Sorumluluklar” başlıklı çalıştay raporumuzdan istifade edilmelidir.

2. Eğitim çalışanlarının mali hakları iyileştirilmelidir

Enflasyonun sabit gelirliler ve tüketiciler nezdinde can yaktığı, temel tüketim maddeleri ve emtia fiyatlarının yoksunluk eşiğini yükselttiği, yoksulluk sınırını artırdığı, hedeflerin ve vaatlerin hâlâ erişilmekten uzak olduğu bir ekonomik ortam, en çok ücretlilerin ve kamu görevlilerinin hayatını olumsuz etkilemektedir.

Ekonominin makro ve mikro düzeydeki rakamları, enflasyon ve döviz oranları dikkate alındığında, kamu görevlilerinin alım gücünün düştüğü net bir şekilde görülmektedir.

Bu çerçevede, eğitim çalışanları ve kamu görevlilerinin ücretlerinde oluşan kayıpları giderecek ve enflasyona yenilme riskini ortadan kaldıracak mahiyette mali haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır.

3. Kariyer basamaklarında hizmet süresi hesabındaki eksiklikler giderilmelidir

Kariyer basamaklarında ilerlemeye esas hizmet süresinin hesabı daha kapsayıcı hâle getirilmelidir.

Bu kapsamda; askerlik süreleri, Bakanlık ve diğer kamu kurumlarında farklı statü ve hizmet sınıflarında geçirilen süreler, öğretmenlik öncesi araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olarak yapılan hizmetler, aylıksız izin süreleri, istifa sonrası yeniden atamaya kadar geçen süreler ile sözleşmeli öğretmenlik, ücretli öğretmenlik ve usta öğreticilikte geçirilen süreler de kariyer basamaklarında dikkate alınmalıdır.

4. Sözleşmeli öğretmenlik kaldırılmalı, verilen sözler yerine getirilmelidir

Öğretmenlerin anayasal haklarını sınırlayan, aile bütünlüğünü bozan, eşleri birbirinden, çocukları anne ve babalarından ayrı bırakan, öğretmeni eşi ile işi, sağlık ile işsizlik arasında tercihte bulunmaya zorlayan sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına derhal son verilmeli; sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir.

Sözleşmeli öğretmenlere, kadroya geçirilme sürecine ilişkin kalıcı bir düzenleme yapılması beklenmeksizin, mazerete ve isteğe bağlı yer değişikliği hakkı başta olmak üzere kadrolu öğretmenlere tanınan haklar verilmelidir.

5. Ücretli öğretmenliğe son verilmeli, öğretmen açığı tamamen kapatılmalıdır

Eğitimin niteliğinin artırılması ve okullar ile bölgeler arasındaki nitelik farkının kapatılması; okullarda boş ders kalmamasına ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin bulunmasına bağlıdır.

Ücretli öğretmen sayısıyla birlikte düşünüldüğünde, sistemdeki öğretmen açığının bütçe kısıtlamaları ve tasarruf tedbirleri bahanesiyle kapatılamayacağı açıktır.

İhtiyaç olmasına rağmen yeterli atama yapılmamakta, yeterli aday bulunduğu hâlde atama gerçekleştirilerek ihtiyaç karşılanmamaktadır. Bu durum, “önce eğitim” iradesiyle çelişmektedir.

Eğitimde fırsat eşitliğinin vurgulandığı bir sistemde, öğretmen açığını kapatmaya yönelik nitelikli politikalar benimsenmelidir.

6. Öğretmenlerin yer değişikliği sürecindeki aksaklıklar giderilmelidir

Öğretmen atama ve yer değiştirme iş ve işlemlerindeki tasarım eksiklikleri, eğitim ve öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacak düzeye ulaşmaktadır.

Bu eksiklikler; öğretmenlerin yer değişikliği taleplerinin karşılanamamasına, mağduriyetlerin oluşmasına, çalışma barışının bozulmasına ve motivasyon kaybına neden olmaktadır.

Dezavantajlı ve elverişsiz şartların hüküm sürdüğü yerleşim yerlerinde görev yapan eğitim çalışanlarına yönelik, gönüllülüğü esas alan tedbirler alınmalı; makul, adil ve kalıcı bir atama ve yer değiştirme sistemi kurulmalıdır.

Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen atama işlemlerinde, öğretmenin mevcut ve muhtemel mazeretleri gözetilmeli; yeni mağduriyetlere kapı aralanmamalıdır.

7. Her eğitim kurumuna bir rehber öğretmen normu verilmelidir

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık uygulamaları; öğrencilerin akademik, psikolojik, sosyal ve fiziksel gelişimlerinin desteklenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Bu hizmetler sayesinde okula devamsızlık ve okul terklerinin azaldığı; şiddet, akran zorbalığı, siber zorbalık, madde bağımlılığı ve teknoloji bağımlılığı gibi günümüz çocuklarının hayatlarında giderek artan sorunlara karşı profesyonel müdahalelerin etkili biçimde uygulanabildiği görülmektedir.

Bu doğrultuda, öğrenci sayılarına bakılmaksızın her eğitim kurumuna en az bir rehber öğretmen normu verilmelidir.

8. Birinci dereceye yükselenlere 3600 ek gösterge verilmelidir

3600 ek gösterge konusunda verilen sözler tutulmalı; toplu sözleşmede yer alan kamu taahhüdünün gereği yerine getirilmelidir.

Daha adil bir kamu personel politikası için unvan ayrımı olmaksızın, kazanılmış hak aylığı 1. dereceye yükselen tüm memurlar 3600 ek göstergeden faydalandırılmalıdır.

Ek gösterge kapsamı genişletilmekle birlikte, tazminat yansıtma oranlarında da artış yapılmalıdır.

9. Eğitime hazırlık ödeneği tüm eğitim çalışanlarına ödenmelidir

Memur ve hizmetlilerin özlük hakları iyileştirilmelidir. Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında çalışanlar, eğitim ve öğretim hizmetinin aksamadan en etkin şekilde yürütülmesi için emek sarf etmektedir.

Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı çalışanlarına tanınan haklar, eğitim hizmetinin yürütülmesine katkı sunan diğer çalışanlara da tanınmalıdır.

Hazırlık ödeneği, öğretmenlerle birlikte eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da ödenmelidir.

10. Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları Genel İdare Hizmetleri Sınıfı’na geçirilmelidir

Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında yer alan eğitim çalışanlarının liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde mesleki ilerlemelerini sağlayan en önemli araçlardan biri görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarıdır.

Bu konuda somut adım atılmalı; sınav ve atama takvimi, Bakanlık çalışma takvimine alınarak belirsizlik giderilmelidir.

657 sayılı Kanun’un yürürlüğe konulduğu tarihten bu yana kamu idaresinde gerçekleşen gelişim ve dönüşüm karşısında hiçbir fiilî gerekçesi ve olgusal gerçekliği kalmayan Yardımcı Hizmetler Sınıfı uygulamasına son verilmeli; bu sınıfta yer alan çalışanlar Genel İdare Hizmetleri Sınıfı’na geçirilmelidir.

11. Eğitim kurumları yöneticiliği kadro güvencesine kavuşturulmalıdır

Eğitim yönetiminde temel sorun; yönetici seçme ve atamada belirsiz ve kestirilemez politikaların izlenmesi, uzun vadeli bir perspektifin oluşturulamaması ve kalıcı bir modelin inşa edilememesidir.

Örneğin, 2004 ile 2026 yılları arasında eğitim kurumu yöneticiliğini düzenleyen yönetmelik on üç defa değişmiştir. Herhangi bir yenilik getirmeyen, birbirinin tekrarından ibaret düzenlemeler yüzünden sürdürülebilir, yürütülebilir ve tutarlı bir eğitim kurumu yöneticiliği sistemi inşa edilememiştir.

Proje okullarında yöneticilerin herhangi bir başarısızlığı veya disiplinsizliği ortaya konulmadan, somut bir gerekçe olmaksızın görev sürelerinin yenilenmemesi; hem hakkaniyet ve adalet duygusunu zedelemekte hem de yetişmiş insan gücünün ve mesleki tecrübenin heba edilmesine neden olmaktadır.

Eğitim yöneticiliğinin meslekleşmesi, mesleki yeterliliklerin belirlenmesi, meslek öncesi ve meslek içinde yetiştirme süreçlerinin oluşturulması; liyakat, uzmanlık, bilgi, beceri ve tutum ekseninde yapılacak seçme ve atama süreçleri eğitim yönetiminin temel parametreleri olmalıdır.

Eğitim kurumu yöneticiliğine atama veya görevlendirmenin yazılı sınav puanı ile nesnel kıstaslara dayalı mesleki çaba ve başarı ölçümü üzerinden gerçekleştirileceği bir sistem kurulmalıdır.

Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği gereği verilecek yönetici yetiştirme programı sertifikalarının, kurum türü niteliğine bakılmaksızın, görevlendirme başvurusunda bulunulacak bütün kurumlar için eş değer kabul edilmesi yönünde düzenleme yapılmalıdır.

12. Şube müdürleri ve şeflerin sorunları çözülmelidir

Şube müdürü ve şefler başta olmak üzere, yönetim hizmetleri kadro grubuna; görev, yetki ve sorumluluklarının genişliğiyle uyumlu olmayan, yetersiz özlük hakları verilmiştir.

Şube müdürleri ve şeflerin özlük hakları, üstlendikleri sorumluluklar ekseninde iyileştirilmeli; rotasyondan kaynaklanan sorunlar çözüme kavuşturulmalıdır.

13. Okulların yardımcı personel ve donanım ihtiyacı karşılanmalıdır

Okullar arasındaki nitelik farkının sebeplerinden biri de fiziki altyapı ve donanım eksiklikleridir.

Okulların laboratuvar, yabancı dil sınıfı, bilgisayar sınıfı ve ders kitabı haricindeki öğretim materyali ihtiyacı had safhadadır. Hâlihazırda eğitim kurumları yönetimlerinin kullanımına tahsis edilmiş yeterli bir ödenek bulunmamaktadır.

Hizmetli ve güvenlik personelinin ücretleri, vergi ve sosyal güvenlik primleri, basit onarım giderleri, günlük rutin harcamalar, internet faturaları, sosyal faaliyetler için yol ve benzeri giderler ile kırtasiye masrafları gibi zorunlu harcamalar, çoğu zaman okul aile birliklerine yapılan bağışlardan karşılanmaktadır.

Bu durumda okul yöneticilerinin, Bakanlık genelgeleriyle bağış konusunda eli kolu bağlanmaktadır.

Temizlik ve güvenlik başta olmak üzere yardımcı hizmetler için gerekli personel ihtiyacı, il veya ilçe millî eğitim müdürlükleri eliyle hizmet alımı yoluyla karşılanmalı ya da istihdam için gerekli kaynak aktarılmalıdır.

Sonuç

Yeni eğitim ve öğretim yılına sorunsuz başlanabilmesi için mevcut sorunlar acilen çözülmelidir.

Tatil dönemi yalnızca dinlenme süreci olarak görülmemeli; eğitim sisteminin aksayan yönlerini gidermek, güvenli okul iklimini tesis etmek, eğitim çalışanlarının haklarını iyileştirmek ve yeni döneme güçlü bir başlangıç yapmak için etkili şekilde değerlendirilmelidir.