Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Niyazi KARABULUT
YAZARIN TÜM YAZILARI

Gümüşhane Yollarındaki Hanlar

Niyazi Karabulut

Bu çalışmada İpek Yolu üzerinde bulunan Gümüşhane ili sınırları içerisinde bulunan hanlar ve kervansaraylar tespit edilmeye çalışılmıştır. Günümüze birçoğu ulaşamayan bu hanların yerleri ve işleyişleri hakkında görgü tanıklarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Han ve kervansaraylar, yolculuklar ve ticarî taşımacılığın hayvanlar aracılığıyla yapıldığı dönemlerde ihtiyaca binaen ortaya çıkmış yapılardır. Yol boyunca ve şehir merkezlerinde yer alan bu tesisler o beldenin, ticarî hareketliliğini, nüfusunu, devrin mimarî özelliğini yansıtan kaynaklardır.

Issız Yolların Hareketli Mekânları: Hanlar

Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları” isimli şiirinde hanlarla ilgili tasvirler bizi geçmişin büyülü atmosferine götürür.

    Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya    

    Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.    

    Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı,

    Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.

………

    Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,    

    Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;    

    Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,    

    Aygın baygın maniler, açık saçık resimler…

………

    Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,    

    Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar.

………….

    Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana    

    Biz menzile vararak atları çektik hana.    

    Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş    

    Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş.

    Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor,

    Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor…

………

    Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,

    Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..

Kapılarından her gün binlerce kişi geçiyor ama o efsanevi binaların kimsenin ilgisini çekmemesi, nice hikâyeleri barındıran mekânlarının farkında olunmaması ne kadar hüzün verici. Çoğunun hakkında bilgi yok. Birçoğunun yeri bile belli değil artık. Gümüşhane’nin hanlarında, dünyanın dört bir yanından gelenler ağırlanmış; ancak bu gün yok olup gitmişler.  

Yollar…

Anadolu, coğrafi konumu nedeniyle, çeşitli uygarlıkların doğup geliştiği bir yer olduğu gibi, doğu ile batı arasında bir kavşak işlevi de görmüştür.

Özellikle Çin’den Avrupa’ya uzanan ve “İpek Yolu” olarak adlandırılan ticaret yollarının Anadolu’dan geçmesi sebebiyle Anadolu’da yol kültürü gelişmiştir. İpek Yolları yalnızca ticaret yolları olmakla kalmamış, yüzyıllar boyu doğu ile batı arasında kültür alışverişini de sağlamıştır. Anadolu, İpek Yolunun en önemli geçiş noktalarından birini oluşturmuştur. Eski çağlardan beri kullanılmakta olan ve İpek Yolu olarak adlandırılan kervan yolları, ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanı sıra, ülkeler arasında kültür alışverişine de katkı sağlamıştır.

Orta Çağ’da doğu ile batı arasında ticaret iki yolla yapılmaktaydı. Bunlar Baharat Yolu ve İpek Yolu idi. Çin’den başlayarak bütün Asya’yı geçip Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa’ya kadar uzanan ve dünyaca ünlü ticaret yolu olan “İpek Yolu” adı ilk kez 1877 yılında Alman coğrafyacı Ferdinand von Richthofen tarafından kullanılmıştır. (https://en.wikipedia.org) İpek yolları Çin’in Xian (Şian) kentinden başlayıp Orta Asya’da birden fazla güzergâhı izleyerek Anadolu’dan geçip Trakya üzerinden Avrupa’ya uzanır. İpek Yolu, Anadolu’yu bir ağ gibi dolaşır, örer. Vasıtaların değişmesi, artan denizcilik faaliyetleri ile kervanlar ortadan kalkmaya başlamıştır. 19. yüzyıldan itibaren de İpek Yolu kullanılmaz olmuştur.

Yollar üzerinde genellikle yaya yürüyüşü ile 8-10 saati geçmeyen, deve yürüyüşüyle de bir gün süren 30-40 kilometrelik mesafelerde binalar inşa edilmiştir. Yerine ve mevsimine göre menziller en çok 40 kilometreyi bulmaktaydı. Menziller arasındaki mesafe bazen 20 kilometreye kadar düşer, bu durumu coğrafya belirlerdi. 

Yolların Bekçileri: Hanlar

İpek yolunun canlılığını sürdürdüğü dönemde yollar üzerinde çeşitli yapılar vücuda getirilmiştir. Issız yolları şenlendiren bu yapılar, içlerinde yolcuların yatmasına mahsus odalar, atların dinlenmesi ve eşyaların korunması için bölümler yer almaktaydı.

Anadolu Selçukluları tarafından ticari yollar üzerinde inşa edilmiş olan konaklama yerlerine  “han”, sultanlar tarafından yaptırılan ve diğerlerine göre daha büyük ve görkemli olanlarına “sultan han” denmektedir. İki şehir arasındaki mesafe uzunsa orta bölümde münasip bir yerde han yapılırdı. Bu yapılara “Kervansaray” denirdi. Kervansaray müştemilatı daha geniş yapılardır. Şehirler dışında yapılan bu yapıların bol suyu bulunur, içinde kahvehane, erzak ambarları, yem depoları bulunurdu.

Hanlar genellikle ikişer kattır. Üst katta yolcular yatar, alt katta yolcuların hayvanları ve eşyaları barındırılır. Buralara konaklayanlara parasız yemek ve hayvanlarına parasız yem verilir. Eski zamanlarda bu türlü hanlar hayır ve şefkat sahipleri tarafından yaptırılırdı. Han ve kervansarayların kuruluş amaçları ve buralarda verilen hizmetler farklılıklar arzetmekle beraber bu binaların tesis edilmesinde ana faktör ticarî zihniyettir.[1]

Küçük hanlar duvar boyunca yüksekçe bir sediri olan üstü kapalı bir alandan ibaretti;yolcu sedirde oturur, hayvanları da ortadaki alanda dinlenirdi. Bazı hanlarda ise yolcuların odalarının hemen yanında ahırlar bulunurdu ve küçük pencereler yolcuların atlarına ve develerine nasıl bakıldığını görmelerini sağlardı. (Suraiya Faroqhi, 1993, s. 75) Gümüşhane Daltaban mevkiindeki Sürmeli Şevket Ağa Hanının hemen yanında bir kahvehane olduğu, kahvehanede peykeler üzerinde gecelendiği bilinmekte, (San, 2014, s. 13) Gümüşhane’deki diğer hanların da yaklaşık aynı durumda olduğu düşünülmektedir.

Belli bir ulaşım programının ve güçlü bir yol politikasının sonucunda ortaya çıkan bu yapılarda konaklayan yolcular din, dil, ırk farkı gözetilmeden üç gün kalabilir, hastaysa tedavi edilirdi. Yapılan araştırmalar sonucu, Anadolu’da yaklaşık 200 han ve kervansaray olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan yaklaşık 144 adedi günümüzde bilinmektedir.

Bunlardan bir tanesinin tarifini 1554-1562 senelerinde Osmanlı ülkesine gelmiş olan Avusturya elçisi Busbecq şöyle anlatıyor: “… Bir Türk hanında kaldım. Bunlar kervansaraylardan daha geniş ve ayrı ayrı yatak odaları ile cidden büyük binalardır. Hanlar, Hristiyan, Yahudi, zengin, fakir hiç bir kimseyi reddetmezler. Kapısı herkese aynı surette açıktır. Bir kral sarayı imiş gibi buralarda ben daima resmikabuller yaptım… Yolcular bu hanlarda 3 gün parasız beslenirler, fakat 3 gün sonra artık gitmeleri lazımdır. Burada rahatım pek yerinde. Fakat her zaman aynı konak yerine tesadüf edemedim.“ (Ogier Augerius De Busbecq, 1939, s. 29-30)

Gerek Selçuklu gerekse Osmanlı dönemlerinde inşa edilen kervansaraylarda, Dillere destan hanlarda, dünyanın dört bir yanından gelenler ağırlanmış; kalındığı sürece yolcuların can ve malları teminat altına alınmıştır. Bu yapılar, seyahat ve ticareti güvence altına aldığı gibi gelen tacirlerin mallarını pazarlamalarına da imkân sağlamıştır.

Gümüşhane’den geçen yollar

Anadolu’dan geçen güney ticaret yolu ise, Karakurum dağlarını aşarak Harizm ve İran üzerinden Bağdat’a, oradan da Anadolu yarımadasına ulaşım imkânı verirdi. Buradan deniz yoluyla veya Trakya üzerinden Avrupa içlerine gidilirdi. Marco Polo, Çin’e bu güzergâhtan ulaşmıştır. Yolun yarımadada güzergâhında, kuzeyde; Erzurum, Trabzon, Gümüşhane, Sivas, Tokat, Amasya, Kastamonu, Sakarya, İzmit ve güneyde; Mardin (Margdis, Mardes), Diyarbakır, Adıyaman (Perre), Malatya, Kahramanmaraş (Marasin), Kayseri, Nevşehir, Konya, Isparta, Antalya ve Denizli gibi gelişmiş şehir merkezleri vardı. (Umar, 1993, s. 546-548, 656)

Gümüşhane’yi içine alan İpek Yolu Rotaları:a. Tebriz – Erzurum – Bayburt – Gümüşhane – Trabzon.b. Tebriz – Erzurum – Erzincan – Trabzon şeklindedir. (Özergin, 1959)

Tebriz-Karadeniz sahilleri yolu: Tebriz’den başlayan güzergâh Erzurum’a uğrar, Bayburt (Baypırt, Papirt, Bapırt), Gümüşhane, Zavena kalesi (Zegan\Zigana köyü, Torul) kalesi, Zigana geçidi veya Erzincan (Arzincan, Arzangan, Arzancan), Alanza köyü (Alansa, Gümüşgöze köyü-Kelkit), Dorila kalesi (Dorileh, Orilla\Torul yakınında), Ardasa kalesi (Cadaca, Ardaça/Torul‟da), ihtimal Zigana geçidindeki Zavena kalesi, Palima kalesi (Hamsiköy), Pyxites suyu\Değirmen çay (Değirmendere) üzerinden Trabzon’a ulaşırdı. (Cöhçe, 1991)

Daltabanlı-Kelkit Yolu, Gümüşhane’nin Daltaban mevkisinden başlayıp Kelkit üzerinden Erzincan’a ulaşıyordu. Bu yol muntazam bir şose olarak inşa edilmişti. (Salname, 1903, s. 577) Bu yollarda taşımanın çoğu at ve deve kervanı ve öküz arabalarıyla yapılmaktaydı.

Karadeniz limanlarından Cezîre ve Şam’a giden yolların; Trabzon-Bağdat, Trabzon-Halep rotaları Gümüşhane’den geçmekte idi. Kış yolu olarak tabir edilen Zigana güzergahı, Trabzon-Hamsiköy-Zigana-Torul Gümüşhane şeklinde idi. Yaz yolu ise Trabzon-Maçka-Sümela Deresi-Camiboğazı-Haşere- Gümüşhane şeklinde idi. Gümüşhane’den önce ve sonra da yol iki güzergaha ayrılırdı. Bunlardan biri İkisu mevkiinden ayrılarak Musalla Deresi üzerinden iç Anadolu’ya, diğeri Pirahmet’ten ayrılarak Kelkit üzerinden Erzincan’a ulaşırdı. Erzurum’a giden yol ise Vauk dağından geçerek Bayburt üzerinden Kop’a ulaşırdı. Trabzon-Tebriz yolundaki taşımacılık genellikle hayvanlar veya hayvanların çektiği muhtelif vasıtalarla yapılmakta ve oldukça pahalıya malolmaktaydı. (Tozlu)

Erzurum-Trabzon Yaz Yolu’nun güzergâhı şu şekilde idi: Erzurum-Kocapınar MuratDeresi-Bayburt-Bâlâhor-Yağmurdere-Karakaban-Cevizlik-Trabzon. Kış Yolu’nun güzergâhı ise
şöyleydi: Erzurum-Kocapınar-Murat Deresi-Bayburt-Bâlâhor-Tekye-Daldaban-Ardasa-Zigana-Kop-Cevizlik-Trabzon. (Déscription de la ville d’Arz-roum, suivie de six itinéraires de cette ville a Constantinople, Tiflis, Dijarbekr,Trébizonde, Bagdad et Smyrne, par le colonel ***, 1826, Journal Asiatigue, Tome IX, Paris, 1826, s. 227-228. ) (ÇETİN, Cilt 1, Sayı 2, s. 10-21, Kış 2014)

Gümüşhane Han ve Kervansarayları

Gümüşhane ve yöresi Karadeniz’den İran ve Mezopotamya’ya giden ticaret yolu üzerinde bulunmasından ötürü yörede birçok kervansaray ve han yapılmıştır. Ancak bu hanlardan büyük çoğunluğu günümüze gelememiş, yalnızca kaynaklardan isimlerini öğrenmekteyiz. Bunların arasında Hakaksa, İmera, Krom, Aezaharea, Gular, Gabratonan, Tırnakeli, Hocamezarı, Hortokop hanları Osmanlı öncesinde yapılmıştır. İsimlerini bildiğimiz bu hanlardan günümüze herhangi bir iz gelememiştir.

Bunların dışında ticari amaçla şahısların işlettikleri hanlar vardır. Bu hanlar küçük çaplı işletmeler olup, konfor düşük seviyede idi.  Bir sedir üzerinde beş-on kadar kişinin hasırlara sarınarak yattığı bilgileri bizzat hanlarda kalan kişiler tarafından aktarılmıştır.

Zigana köyünde Molla Ömer Hanı,

Köprübaşı Çavuşoğlu Hanı, Hayri Ağanın Hanı

Beşkilise (Mescitli)Sürmeli Han, Coşkuoğlu Fikri Hanı,

İkisu Deli Nuri Hanı, Gurut Mahmut Hanı,

Karamustafa Boyluca Haliloğulları Hanı,

Gümüşhane Merkez Kızılköylü Hafızın Hanı, Hasan ve Hüseyin Çavuş Hanı, (San, 2014, s. 33)

Süleymaniye Mahallesi(şehrin eski yerleşimi) Sulu Han, Büyükhan, Yeni han, İsrailoğlu Hanı, Mırdıkoğlu Hanı (Geçmişte ve Günümüzde Gümüşhane sempozyumu)

Daltabanlı Sürmeli Şevket Ağa Hanı, Limondereli Mustafa Efendi Hanı, Celal Efendi Hanı, (San, 2014, s. 13) Ali Hocanın Hanı, (San, 2014, s. 14) Kadirağa Hanı (San, 2014, s. 81)

Bağlarbaşı Mahmut Kutlutan Hanı, Hacı Osman Efendi Hanı, Yaver Efendi hanı,

Tekke Kel Mustafa Hanı, Molla hakkı Hanı, Gıdıkçı mevkiindeki han

Murathanoğlu Hanı (Zimon altı), Kabakçı Ali Hanı,

Kale Kurbanın Hanı, Alemdarağa Hanı, (San, Sabri Özcan, 1991, s. 130)

Çalık hanları Ahmet Ağa Hanı, Yeni Ethem Hanı,

Güverçinlik Hafız Mustafa Hanı, Şeytan Mustafa hanı,

Pirahmet Köyünde Molla Ülfet Hanı,

Kırıklı Köyünde Laz Osman Hanı,

Kuşyuvası köyünde Liman Hanı, Burhanın Hanı,

Kov Çıpar Yaşarın Hanı,

Köse Köse Hayrinin Hanı, Ali Osmanın Hanı, Kör Mehmedin Hanı, Kör Mesudun Hanı

Kelkit Pala Süleymanın Hanı,

Haşere’de, Hacıemin ve Mescitlide hanlar bulunmaktaydı. Torul ve Kürtünde hanlar…[2]

Zigana Kervansarayı

Gümüşhane ile Trabzon arasındaki Zigana Dağları’nın bulunduğu yerdeki kervansarayın ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını belirten bir kitabeye rastlanmamaktadır. Bununla beraber, mimari üslubundan Selçuklu döneminde, XIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Selçukluların yaptırmış olduğu hanlar ile de bu kervansarayın çok yakın benzerlikleri vardır.

Kervansarayın yapımında antik çağdan kalma Zigane Köprüsü’nün taşlarından yararlanılmıştır. Ayrıca duvarları düzgün ve sarı taşlardan örülmüştür. Yapı dikdörtgen planlı olup, içerideki sekiz kalın paye ile üç bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerden ortada olanı daha geniş, diğerleri daha küçük boyuttadırlar. Payeler birbirlerine ve duvarlara yuvarlak kemerlerle bağlanmış üzerleri de çapraz tonozlarla örtülmüştür. Tonoz örtülerinde yassı tuğlalar kullanılmıştır.

Sadak Kervansarayı

Gümüşhane kervansaraylarından bir örnek olduğu sanılan Sadak kervansarayı Erzurum-Tokat kervan yolu üzerinde, Kelkit ilçesine bağlı Sadak Köyü yakınındadır. Günümüzekalıntıları gelebilen bu yapının Selçuklu Döneminde yapılmış olduğu mimari yapısından anlaşılmaktadır. Moloz taş ve tuğladan yapılmış, dikdörtgen planlı bir yapıdır.

Kaynakça

  1. Eskikurt, Y. A. (2014). Ortaçağ Anadolu Ticaret Yolları. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü Dergisi-Güz .
  2. https://en.wikipedia.org. (tarih yok). 02 15, 2016 tarihinde Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Silk_Road) adresinden alındı
  3. Ogier Augerius De Busbecq, t. H. (1939). Türk Mektuplar. İstanbul: Remzi Kitapevi.
  4. Özergin, M. K. (1959). Anadolu Selçuklular Çağında Anadolu Yolları. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Doktora Tezi.
  5. S, C. (1991). Ruj Gonzales De Clavijo’nun Gezi Notlarına Göre Gümüşhane ve Çevresi. Geçmişte ve Günümüzde Gümüşhane (Gümüşhane 13-17 Haziran 1990), (s. 477-484,.). Ankara.
  6. San, S. Ö. (2014). Vadideki Gümüşhane. Gümüşhane: Gümüşhane Valiliği.
  7. San, Sabri Özcan. (1991). Gümüşhane Müstakil Sancağındaki Mahalleler Aileler ve Efsaneler Hikayeler. Geçmişte ve Günümüzde Gümüşhane (s. 119-140). içinde Ankara.
  8. Suraiya Faroqhi, ç. N. (1993). Osmanlı’da Kentler ve Kentliler. İstanbul.
  9. Tozlu, S. (tarih yok). www.tarihtarih.com. 2 22, 2016 tarihinde https://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=351946 adresinden alındı
  10. Trabzon Vilayeti Salnamesi. (1903).
  11. Umar, B. (1993). Türkiye’deki Tarihsel Adlar. İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

[1]Ayrıntılı bilgi için bkz. Osman Turanın Selçuklular ve İslamiyet isimli eseri

[2]Bu bilgiler atarabacılığı yapan Dursun Ersoy’dan(92) alınmıştır.


YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER