Memur-Sem Gümüşhane İl Temsilcisi Ergin Aslan, yaptığı yazılı açıklama ile 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan ve hâlâ devam eden İsrail zulmünü ağır bir dille kınadı.
Ergin Aslan’in açıklaması şöyledir:
“Bu açıklama, yalnızca bir ülkenin yaşadığı acıyı dile getirmek için değil; insanlığın vicdanına yöneltilen büyük bir sorumluluğu hatırlatmak, Gazze’de ve Filistin’de yaşanan zulme karşı ortak vicdanı ve adalet duygusunu diri tutmak için yapılmaktadır.
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihinin en ağır trajedilerinden biri olarak önümüzde duruyor. Evler yıkıldı, hastaneler bombalandı, okullar hedef alındı. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları ve gazeteciler katledildi. Tüm dünyanın gözleri önünde, canlı yayınlarla milyonlarca insan evinden edildi; açlık, susuzluk ve ilaçsızlıkla ölüme mahkûm edildi. Gazze’de yaşananları yalnızca rakamlarla anlatmak mümkün değildir. Orada zikredilen her rakamın bir adı, bir annesi, bir babası, bir çocuğu, bir hikâyesi var. Bir çocuğun yarım kalan oyunu, bir annenin evladına sarılamaması, bir babanın ailesini koruyamamanın acısıdır Gazze.
İnsanlık, tarihte belki de ilk kez bir soykırımın görüntülerini anbean izledi. Bombaların düştüğünü, hastanelerin vurulduğunu, çocukların enkaz altından çıkarıldığını gördü. Buna rağmen uluslararası sistem, yaşanan vahşeti durdurmakta yetersiz kaldı; hatta bazı devletler İsrail’e siyasi, askeri ve ekonomik destek vermeyi sürdürdü.
Bu tablo, yalnızca İsrail’in değil, zulüm karşısında sessiz kalan uluslararası düzenin de ağır bir sınavıdır. Biz Memur-Sen olarak bu sınavda tarafımızı açıkça ilan ediyoruz: Biz mazlumun yanındayız. Biz Gazze’nin çocuklarının yanındayız. Biz hakkın, adaletin ve insanlığın yanındayız.
Gazze’de işlenen suçların cezasız kalmasını kabul etmiyoruz. Katiller sürüsü İsrail’in işlediği suçların üzerinin siyasi hesaplarla örtülmesine razı değiliz. Uluslararası hukuk herkes için varsa İsrail için de vardır. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kim tarafından işlenirse işlensin soruşturulmalı, sorumlular bağımsız ve adil mahkemeler önünde hesap vermelidir.
Netanyahu ve savaş suçlarından sorumlu İsrailli yöneticiler, alkışlanacak isimler değil; adalet önünde hesap vermesi gereken kişilerdir. Batı Şeria’da Filistinlilerin evlerine, topraklarına ve hayatlarına yönelik saldırılar sürerken; Gazze’de ateşkesin gölgesinde dahi Filistinliler öldürülmeye devam ederken susmayacağız. Çünkü biliyoruz ki mesele yalnızca Gazze değildir. Mesele, insanlığın zulüm karşısındaki tavrıdır. Mesele, güçlü olanın hukuku belirleyip belirleyemeyeceğidir. Mesele, çocukların milliyetine, dinine, coğrafyasına bakılmaksızın yaşama hakkının savunulup savunulmayacağıdır.
Buradan bir kez daha söylüyoruz: Filistin yalnız değildir. Memur-Sen olarak Filistin halkının meşru haklarının ve özgürlük mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kudüs özgür olana, Filistin kendi topraklarında özgürce yaşayabilene kadar adalet çağrımızı sürdüreceğiz.
Biliyoruz ki zulüm ne kadar büyük olursa olsun sonsuza kadar sürmez. İşgal kalıcı değildir. Zulüm kalıcı değildir. Soykırımcı İsrail de adaletten kaçamayacaktır.
Bugün dünyanın güçlüleri tarafından korunuyor olabilirler. Fakat tarih, hiçbir zulmü sonsuza kadar korumaz. Dün nice zulüm düzenleri tarihin karanlığına gömüldü; bugün de zulmün sahipleri aynı akıbetten kurtulamayacaktır.
Bizim sözümüz nettir: Oradaki ülkenin adı Filistin’dir. Hep vardı hep var olacak, gecekondu yapılar ise yıkılıp gidecekler. Geçici olan işgal ve zulümdür. Kalıcı olan ise Filistin halkının iradesi, toprağı ve haklı davasıdır.
Memur-Sen olarak Gazze’de ve Filistin’in tamamında hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle anıyor; yaralılara acil şifalar, yakınlarını kaybedenlere sabır diliyoruz.
Ve buradan, bulunduğumuz her yerde aynı çağrıyı yükseltiyoruz:
Soykırıma son verin.
İşgale son verin.
Filistin’e özgürlük.
Kudüs’e özgürlük.
Filistin’e adalet.
Yaşasın Filistin.
Yaşasın Filistin’in özgürlük ve adalet mücadelesi.”


